• BIST 93.467
  • Altın 211,092
  • Dolar 5,4654
  • Euro 6,1605
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C

Yıkıldım!

Yaşar Çakmak

YIKILDIM!
İlk hastalık haberini bana Levent İnanır söylemişti. ‘’Tarık Akan kanser’’ demişti. Şok olmuştum, inanmak istememiştim.  Levent bana ‘’Kadir abi hastalığında Tarık abiyi hiç yalnız bırakmadı, sürekli aradı, bilgi aldı, gelip gitti. Şimdi de Kadir dayım çok üzgün. Tarık hastalığını duyunca  çok üzüldü. Hastaneyi sürekli gidip yanına bilgi alıyor.’’ demişti.
  İlk haberi,  Haber Konseyi  sitemizde duyurdum  ve daha sonra kendisini aradım. Telefon konuşmamız şöyle oluştu: "Merhaba abi nasılsın,  ‘İyiyim Yaşar zaten sen yazmışsın, nereden duydun?’ ‘’ tabi ki söylemek istemedim ama bana ‘Biz neler ile savaştık, kazandık. Bu hastalıkta ne? Onu da yeneceğim,  kazanacağım. Merak etme.’ demişti.
Ünlü oyuncu ile ilgili bir çok anıyı sizlerle paylaşmak istedim. Ünlü yönetmen Şerif Gören ile aynı ortamda bulunma fırsatı bulduğumda anlatmıştı. 
YILMAZ GÜNEY’İN GÖZÜNDEN TARIK AKAN
Sürü filminin çekimleri devam ederken Yılmaz Güney cezaevinde idi. Senaryoları gidip alıp çekimlerin nasıl olacağını bana hep anlatırdı. Son plana gelmiştik, son planda ‘Kara trende Tarık Akan’ı jandarmalar arasında pencereler arasında göreceksin, planı böyle çekeceksin.’ demişti. Bu arada Tarık bana bir öneri de bulundu. ‘Abi be bir de pencereden bakarken ağlama sahnesi olsun. Jandarmalar arasında ağlayan bir Tarık çeker misin?’ Bende kırmadım çektim ve Yılmaz Güney’I cezaevinde ziyarete gittiğim de Tarık ‘Bende geleyim abi’ demişti ve beraber gittik. Açık görüştü, Yılmaz yanımıza geldi filmin son sahnesini nasıl çektiğimizi sordu bende ona ‘Abi senin dediğin gibi çektik ama Tarık’ta bir şey söyledi, bir de pencereden bakarken ağlayan adam çektik’ dedi. 
HIŞIMLA AYAĞA KALKTI
Hışımla ayağa kalkarak ‘Ne demek benim dediğim şekilde çekmiyorsun da bu salon çocuğunun dediğini mi çekiyorsun.’ deyip, gitti ve görüşmeyi sonlandırdı. Tarık çok üzgündü, ağlamaklı bir şekilde cezaevinden çıktık. Sonra aylar geçti Yılmaz Güney firar edip Fransa’ya gitti. Bir gün beni arayarak Filmin montajının bittiğini ve ‘Bir kaset şeklinde gönderiyorum. Bunu videosu olan birinin evinde bütün oyuncularla birlikte izleyin. Sonra seni ararım’ demişti. Hep birlikte Melike Demirağ’ın evinde toplanıp filmin montajlanmış halini izledik. Gerçekten de Tarık’ın dediği sahneyi koymuştu. Tarık havalarda uçuyordu. 
SALON ÇOCUĞU SENDE ÇOK İŞ VAR
Kadıköy’den Bakırköy’deki evine giden Tarık Akan’ı bir saat sonra evinin telefonundan arayarak şöyle söylemişti ‘Salon çocuğu, sende çok iş var. Tebrik ediyorum, çok iyi bir oyuncusun.’ demişti. Tarık beni aramıştı. Aslında ben bunu biliyordum hatta Yılmaz’ın onu arayacağını da biliyordum fakat Yılmaz’ın ağzından duymasıyla daha çok mutlu olmuştu. Devrimci ruhlu, ülkesini seven, iyi bir aktördü. Türk sinemasına önemli katkıları olmuştu. 7’den 70’e herkes Tarık Akan’ı çok seviyordu. Ruhu şad olsun, Mekanı Cennet olsun.’ 
Benim de çok sevdiğim bir dostumdu. Zaman zaman arar konuşur, ropörtaj yaptığımız olurdu. ‘Bırak gazeteci tavrını gel seninle sohbet edelim.’ Sohbet esnasında gazeteciliğimi gösterir sorular sormaya çalışırdım. ‘Benim beyaz saçlı arkadaşım’ derdi bana. ‘Yine soru sormaya başladın, bu ülkede öyle çok sorular var ki sorulması gereken. Bir gün sorulacak o sorular bekle.’ derdi. 

Bu yazı toplam 868 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim