Yine Bodrum'u karıştırdı!

Demet Akalın Bodrum'da hayranlarını şoke etti. Club Catamaran'da sahneye çıkan Akalın, üç şarkıdan seslendirdikten sonra sürat motoru ile ayrıldı.

Neslişah yüzünü gizledi!

Evliliği geçtimiz günlerde tek celsede biten Neslişah'a bekarlık yaramamış

Bodrum'da aşk başkadır!

Bekir Aksoy ve sevgilisi Alex meraklı bakışlara aldırmadan aşklarını son sürat yaşıyorlar.

'Risk almayı seviyorum'

Hamile olduğunu açıkladığından beri gündemden düşmeyen Asuman Krause gerek özel hayatı gerekse iş hayatıyla ilgili ilginç itiraflarda bulundu...

Kuzey tatilde!

Her yıl Bodrum’da aynı şezlongta güneşlenmesiyle bir dönem sürekli gündeme gelen manken ve oyuncu Çağla Şıkel, bu kez oğluyla birlikte tatil yapıyor.

Beren'den yağmur frikiği!

Beren Saat, önceki gün Nişantaşı’ndaydı.

Çok kızdı!

Esin Maraşlıoğlu, önceki gün bir gençle Bebek’teki Lucca adlı mekanda samimi şekilde görüntülenince çok sinirlendi.



Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Uğur Güneri
Uğur Güneri
İçimi acıttın be usta!...
24 Şubat 2010 Çarşamba 15:13

Levent Kırca, 'Son İstasyon' filminde hayatının en başarılı rolüyle seyirciyi duygu seline sürüklüyor

 

 

Levent Kırca’nın “Son İstasyon” filminin bu hafta vizyona gireceğini öğrenince   çok bilmiş(!) anlı şanlı yazarlar için   “Bu filme gölge etmeyin, başka ihsan istemez”   anlamına gelen bir yazı yazmıştım… Çünkü, sanata bir ömür veren Kırca’ya ve emeğine saygı gösterilmesini istemiştim…

Eee, bunca sert bir ifadeden sonra filmin galasına gitmek şart oldu… Çok uzun bir aradan sonra bir sinema filmi ile seyirci karşısına çıkan Levent Kırca’yı merak etmemek mümkün değildi doğrusu…

Galadaki müthiş kalabalıktan bir cümle ile söz ettikten sonra, hemen filme ve insanın peş peşe yüzüne çarpan mesajlara, daha doğrusu ülkenin sosyal gerçeklerine geçeyim hemen.…

Bir aile düşünün, baba   dar gelirli bir devlet memuru. Uşak’ta istasyon amiri… 60’lı yaşlarında…   Devletine, Atatürk’e yürekten bağlı, şimdilerde yadırganan, daha doğrusu nesli tükenen bir devlet memuru…


Peş peşe atılan tokatlar
Üç çocuğu var…Biri tahsiline gurbette devam etmiş, ünlü bir orkestra şefi olmuş... Maddi, manevi doyum had safhada… Ama, çıktığı yumurtayı beğenmeyen civciv misali, ailesini bir gün bile arayıp sormuyor… Şöyle gözlerinizi kapatıp düşünün, yakınlarınızda, çevrenizde, sokağınız ya da mahallenizde anne-babasına karşı hayırsız olan nice evlat yok mu? Vaar… Hem de çoook!...

 

Neyse ben Kırca’nın peş peşe attığı tokatlarla içimi nasıl acıttığına devam edeyim.

Bir kızı var… Gözü dışarıda ve yükseklerde… Uşak gibi küçük yer onu boğuyor. Kurtuluş için iki yol var. Ya,   artist, şarkıcı olacak, ya da zengin bir koca bulacak… Zengini buluyor, ama adam evli… Gazetelerde her gün rastladığımız, “ünlü olmak için evden kaçtı, pavyona düştü. Evleneceği erkek evli çıkınca öldürdü.” gibi hayatın gerçeği yani!...

Sonuç, işsiz güçsüz, kabadayı özentisi ağabey, durumu öğrenince kız kardeşini sevgilisiyle basıyor ve adamı öldürüyor. Ve bu olay, babalarının emekli olacağı gün yaşanıyor…

Şimdi, genel hatlarıyla aktardığımız hayatın bu gerçeklerine Levent Kırca’nın bana göre, hayatının en başarılı dram oyunculuğu da eklenince yüreğiniz sızım sızım sızlıyor inanın!...

 



Emekli memurun çilesi

Büyük ustanın attığı tokatlar bu kadarla bitmiyor ki!... Emekli ikramiyesi ile “ İstanbul’da ev alma” hayallerinin nasıl kabusa dönüştüğünü yaşayan milyonlarca insan gibi Levent Kırca da yaşıyor…

Çaresiz,   apar topar evlendirip İstanbul’a gönderdiği kızının  kira ile oturdukları tek odalı gece kondusuna sığınıyor  karısı ve annesiyle… Fakirlik, yoksulluk diz boyu… Milyonlarca göç kurbanı aile gibi… Sonuç, kavga ve tatsızlık ve kapı önüne konma…

Çıktığı yumurtanın kabuğunu beğenmeyen zengin oğlunun yanında geçen günler ise başlı başına içler acısı bir tablo… Bir evlada anne ve babasının nasıl ağır geldiğini görünce burnunuzun direği sızlıyor. Annenizi, babanızı, evlatlarınızı düşünüyorsunuz. Bunları yaşamamak için dua ediyorsunuz…

Fakirliğe öteden beri isyan eden kızın, sonunda namus kavramını silerek hayallerine kavuşması, kanun kaçağı oğulun karanlık dünyada mafyacılık oynarken babasını   bile vurduracak kadar taş kalpli olması ise insanı acı acı düşündüren gerçeklerin ta kendisi!...

Sonuçta, aldığı “İnsan, evlat, baba, devlet, millet, namus” terbiyesini çocuklarına da vermek için çırpınan bir babanın uğradığı hayal kırıklığı öylesine usta bir dramla   aktarılıyor ki filmde, anlatılmaz, görmek gerek…

Eğer “Babam ve Oğlum” filmi bu ülkede milyonlarca seyirci topladıysa, “Son İstasyon” filmi en az onun kadar seyirci toplamalı…

Levent Kırca’nın bana göre sinemada hayatının finalini yapmış… Ancak, çoğunluğu genç kadrodan oluşan rol arkadaşlarının hakkını yemeyelim… Cenk Çelebioğlu  müzikleriyle yaşanan duygu selini coşturuyor… Yönetmen koltuğundaki Oğulcan Kırca’ya da sinemaya yaptığı görkemli giriş nedeniyle tebriklerimi yolluyorum…

 Son bir notumda Levent Kırca'dan desteğini hiç bir zaman esirgemeyen ender gazetecilerden biri olan Uğur Dündar'a... Keşke galada seni görebilseydik...

 

Yazarın Diğer Yazıları
BÜTÜN GAZETELER

Çok Okunanlar
ANKET
Son zamanlarda hayatınızın rengi nedir?
Son zamanlarda hayatınızın rengi nedir? anketi
Oylamaya Katıl »


» RSS
| Copyright © 2008 haberkonseyi.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
   

.