Yine Bodrum'u karıştırdı!

Demet Akalın Bodrum'da hayranlarını şoke etti. Club Catamaran'da sahneye çıkan Akalın, üç şarkıdan seslendirdikten sonra sürat motoru ile ayrıldı.

Neslişah yüzünü gizledi!

Evliliği geçtimiz günlerde tek celsede biten Neslişah'a bekarlık yaramamış

Bodrum'da aşk başkadır!

Bekir Aksoy ve sevgilisi Alex meraklı bakışlara aldırmadan aşklarını son sürat yaşıyorlar.

'Risk almayı seviyorum'

Hamile olduğunu açıkladığından beri gündemden düşmeyen Asuman Krause gerek özel hayatı gerekse iş hayatıyla ilgili ilginç itiraflarda bulundu...

Kuzey tatilde!

Her yıl Bodrum’da aynı şezlongta güneşlenmesiyle bir dönem sürekli gündeme gelen manken ve oyuncu Çağla Şıkel, bu kez oğluyla birlikte tatil yapıyor.

Beren'den yağmur frikiği!

Beren Saat, önceki gün Nişantaşı’ndaydı.

Çok kızdı!

Esin Maraşlıoğlu, önceki gün bir gençle Bebek’teki Lucca adlı mekanda samimi şekilde görüntülenince çok sinirlendi.



Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Uğur Güneri
Uğur Güneri
Türkiye’nin ve Hükümetlerin ayıbı!
07 Ocak 2010 Perşembe 14:13

Geçen akşam tüm medyada çarpıcı bir haber yer aldı. Bir ajansın geçtiği ve özellikle televizyonların ana haberlerinde kelimesi kelimesine aynı olan haber ana hatlarıyla şöyleydi:

Ağrı'nın Tutak ilçesi Adakent köyünün erkek öğrencileri, köprü bulunmaması nedeniyle bu karda kışta Elmalı Nehri'ni yürüyerek aşıp ilçedeki okula ulaşıyor. Adakent Köyü Muhtarı Abdulkerim Kutluay da, 13 yıl önce başlanan köprünün yapılmaması nedeniyle büyük sıkıntı yaşadıklarını, kız öğrencilerin de bu yüzden okula gönderilmeyip erken yaşta evlendirildiklerini belirtiyor



Haberin görüntüleri de gerçekten insanın yüzüne tokat gibi çarpıyordu. En kısa anlatımla günümüz için bir insanlık ayıbı idi. Sıfırın altında 10-15 derecede 13-15 yaşlarındaki öğrenciler okula gitmek için paçalarını sıvıyor ve buz gibi nehri yürüyerek karşıya geçiyordu.

Ne haberin verildiği akşam, ne de sonraki günlerde ülkenin kocaman bir ayıbı olarak karşımızda duran bu insanlık dışı olayla ilgili tek kelime, tek satır eleştiri yazılmadı, söylenmedi… O köye iki muhabir gönderilmedi… Yörenin eski ve yeni milletvekilleriyle, bakanlarla, hatta dönemin başbakanlarıyla bu konuda görüşme gereği duyulmadı. Çünkü, “ Oradaki köy, bizden çok uzaktaydı… Gitmesek de, görmesek de, bültenlerde adı geçiyordu ya. Bizimdi, o yeterdi. Maksat haber olsun, süre dolsundu. Aslında Arka Kapak’ta çoğu zaman önemi konular işleyen Ali Kırca’dan beklemiştim bu sorunu gündeme getirmesini, ama çok önemli görmemiş olmalı ki, o da es geçti.

Oysa sormak gerekirdi. Bu işkenceyi sadece okumak için çeken bu çocukların suçu, günahı neydi?
O bölgenin milletvekilleri, hükümetler yıllardır bu insanlık dışı çileyi neden sona erdirmediler…

Köprünün yapımına 13 yıl önce başlanmış muhtarın söylediğine göre.
Şimdi gelin, birlikte13 yıl öncesinden günümüze kadar gelelim.

6 Mart 1996 yılına kadar Tansu Çiler Başbakan…
96 Haziran’ına kadar Mesut Yılmaz Başbakan…
Aynı yıl bir süre Başbakanlık koltuğunda Necmettin Erbakan oturuyor.
1997’den 1998 Haziran ayına kadar Mesut Yılmaz Başbakan
1999 Ecevit azınlık hükümetinin Başbakanı
1999-2002 Ecevit Başbakan
2002-2009 Tayyip Erdoğan Başbakan.

Kimi tek başına, kimi koalisyonlarla kurulan bu hükümetlerin siyasi yapıları da geniş bir yelpazeye sahip. Muhafazakar, dinci, liberal, soysal demokrat ve milliyetçi partilerin hepsi koalisyonla da olsa iktidara gelmiş, ülkeyi yönetmiş.

Trilyonlarca teşvik ve kredi gazete patronlarına, iş adamlarına dağıtılırken,  milletvekillerine kıyak emeklilikle sağlanırken, trilyonluk SSK borçlarına göz yumulurken, sigaraya, köprüye, benzine, elektriğe, doğal gaza, emlak ve araba vergisine  zam üstüne zam yapıp trilyonlar toplanırken, 3 kuruşa mal olacak bu köprüye nasıl oldu da para bulamadılar anlaşılır gibi değil!...

Yahşi Batı’dan artanlar

Yılbaşı için yurtdışına gittiğimden (Ohh!... Ben de yurtdışında olduğumu duyurma fırsatı buldum.), Cem Yılmaz’ın Yahşi Batı filmine yeni gidebildim. Ancak, film hakkında yazılan olumlu, olumsuz tüm yazıları okudum.
İşte yazılanlardan, çizilenlerden artan kişisel saptamalarım:

*Cem Yılmaz, filmin çekim aşamasında henüz ayrılmadığı sevgilisi Cansu Dere’ye de kıyak yapıp, küçük bir rol vermiş… Demet Evgar’ın kankan kızı olan ve öldürülen annesi rolündeydi.

*Çektiği filmlerde Yeşilçam’ın emektarlarına mutlaka rol verme geleneğini Yahşi Batı’da da sürdürmüş… Yılmaz Köksal, Süleyman Turan ve Tuncay Özinel’e gösterdiği vefa için kutluyorum

*“ Filmde mesaj yok!” görüşüne katılmıyorum…1880 yılındaki Osmanlı’nın Amerikalılara göre ne kadar kültürlü olduğu her fırsatta vurgulanıyor. Hele ABD Başkanı’nın diplomasiden uzak görgüsüzlüğü ve kabalığı bizim iki kafadarın asaleti karşısında çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor.

*Amerika’nın asıl sahibi Kızılderililerin nasıl yok edilmek istendiğini yerli Western’imiz Yahşi Batı’da da görmüyor muyuz?

*Güneydoğu’da yıllardır söylenir; ” Kolanın özü bizim meyan kökün şerbetimizin aslıdır” diye… Cem Yılmaz, biraz meyan köküne biraz karbonat ekleyerek bu halk efsanesine de atıf da bulunuyor.

*Belden aşağı sözler bir yana filmdeki bütün espriler “ cuk” diye oturmuş. Artık bilerek mi yaptı bilemem, ama evlenme teklif ettiği Demet Evgar’a “ İstanbul’da resmi nikah kıyarız” demesi temelden yoksun bir espri geldi bana. Malum, 1880’de böyle bir kurum yoktu.

*Kasabanın üç kağıtçı şerifi rolündeki Zafer Algöz'ün oyunculuğu karşısında şapka çıkarıyorum.

Ve son bir yorum: Eğer Cem Yılmaz, sadece bizim kültürümüzün ürünü olan esprilere yer vermeseydi, filmi rahatlıkla Avrupa’da vizyona girer, büyük ili görürdü… Ancak, yine de Yahşi Batı’nın Türki Devletler ve Ortadoğu’da iyi bir seyirci toplayacağına inanıyorum.

Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
Yazarın Diğer Yazıları
BÜTÜN GAZETELER

Çok Okunanlar
ANKET
Son zamanlarda hayatınızın rengi nedir?
Son zamanlarda hayatınızın rengi nedir? anketi
Oylamaya Katıl »


» RSS
| Copyright © 2008 haberkonseyi.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
   

.