Anarşi yaratmak, halkı kışkırtmak
17 Aralık 2009 Perşembe 14:47
1980’lerin ikinci yarısına doğru başlayan ayrılıkçı PKK hareketi ve terör eylemleri zaman zaman azaldı, ama hiç bitmedi… Ne kadar teslim olan terörist varsa, bir o kadar da örgüte katılan oldu… PKK’nın ilk dönemlerinde sokaklarda top oynayan çocukların elinde şimdi silah var…
Öte yandan ilçelerde, mahallelerde, şehirlerdeki protesto adı altındaki terör eylemlerine, bir merkezden emir aldıklarını net bir şekilde belli ederek hız verdiler. Hiçbir gerekçe bulamasalar, “
Hava neden bulutlu” diye olay çıkaracaklar…
Çünkü artık iyice belli oldu ki, tek amaçları, anarşi ve kaos ortamı yaratmak. Peki kime karşı?
Birincisi devlete karşı olduklarını göstermek… İkincisi kendi yandaşlarını öfke ve kinle dopinglemek, üçüncüsü de, kendilerinden olmayanları kışkırtmak…
Ne acıdır ki, bu politikalarında da başarılı oluyorlar… İşte Muş’un Bulanık ilçesinde yaşanan son olaylar… İş yerlerini kapattırıyorlar… Kuşkusuz bunların içinde gönüllü kapatanlar var. Ama ya diğer esnaf? “
Kepenk indirmesem ne olacak? Devlet 24 saat beni, iş yerimi, evimi koruyacak mı? “ diyenler!... Tehdit ve şantaj bu kadar mı acaba? İnsanın aklına seçimler geliyor ister istemez…
Elbette sivil toplum örgütleri, kuruluşlar, insanlar topluca tepki koyacak gösteri yapacak… Bu en doğal demokratik hak. Ancak, yasalara bağlı olmak koşuluyla… Yasalar izin vermiyorsa gösteri yapamazsınız. Yaparsanız polis gereğini yapar ve sizi dağıtır… Ama, PKK yandaşları bunu özellikle körüklüyor… Olay çıksın istiyor. Böylece devlete olan kinini kusma fırsatını buluyor. Kamu mallarını talan ediyor, yakıyor… Mimlediği iş yerlerine saldırıyor, arabalarını kundaklıyor. Polis panzerlerini Molotof kokteyli ile yakıyor… Anarşi yaratıp devlete isyan ediyor açıkça… Karşı tarafı tahrik edip, kendisine saldırmasına çanak tutuyor…
Özgürlük ve demokratik haklardan söz edenler, neden protestolarını, isteklerini demokratik ortamlarda dile getirmiyorlar? Neden kapatılan DTP, AK Parti’yi, hükümeti protesto için alanlarda mitingler düzelemedi, yandaşlarının sokakları ateşe vermesine, devlete isyan provaları yapmasına göz yumdu?
İtfaiyeciler, demiryolu çalışanları da izinsiz gösteri yaptı… Ne oldu? Polis göstericileri su sıkarak, biber gazı atarak dağıttı!.. Peki, göstericiler panzerlere molotof kokteyli attı mı? Bankaları, kamu yerlerini ateşe verip talan etti mi? Belediye otobüslerini, insanları yaktı mı? HAYIR!..
Onlar hak aramak, iktidarın kendilerine ilişkin yaptığı tasarrufları protesto etmek için yola çıkmıştı, devlete savaş açmak, anarşi ve kaos yaratmak için değil!..
Sayıları ister bin olsun, ister iki bin… Tek merkezden emir alan PKK yandaşları, ülkeyi yangın yerine dönüştürmeye, kargaşa yaratmaya, provokasyon yapmaya kararlı… İstiyorlar ki, kendilerine karşı olan vatandaşlar harekete geçsin, “Yeter artık!” diye karşılarına çıksın ve çatışmalar yaşansın!..
Sonra da ver elini AB… “
Görüyorsunuz, Kürt vatandaşlarına zulüm yapılıyor?
Bizi bunların elinden kurtarın!.."
Sözün kısası durum vahim… Şehir teröristlerinin ne açılım umurunda, ne de ekmeğini yediği, suyunu içtiği ülke… Onların derdi, anarşi yaratmak, halkı kendilerine karşı kışkırtmak… Nihai hedefleri de hiç kuşkunuz olmasın dağdaki teröristlerle birlikte devletin bütünlüğünü dinamitlemek...
Şehir teröristlerinin giderek azıttığı şu günlerde, hiç olmadığı kadar sağ duyuya ihtiyacımız var. Tahriklere kapılırsak, PKK yandaşlarının kurduğu tuzağa düşeriz…
HÜKÜMET ECZANELERE TAKTI
Uzun bir süredir, eczanelerle ilgili tepki toplayan kararlarıyla dikkat çeken Ak Parti hükümeti, geçenlerde yapılan eczane kapatma eyleminin ardından, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun Türk Eczacılar Birliği ile 19 Ocak 2009 tarihinde imzaladığı İlaç Alım Protokolü'nü tek taraflı feshedileceğini bildirdi. Türk Eczacılar Birliği ise yaptığı açıklamada fesih tarihinin 16 Ocak 2010 olacağını, bu tarihten sonra sözleşmesizlik dönemine geçildiğinde, vatandaşın ilaca ulaşmamasının sorumlusu olamayacaklarını açıkladı.
Sağlık Bakanlığı ise, tüm eczacılarla tek tek görüşülerek yeni sözleşmeler yapılacağını duyurdu.
Bakanlığın bu icraatı, Türk Eczacılar Birliği’ni devre dışı bırakmak. Demokratik olmayan bu eylemin altında kuşkusuz politik nedenler yatıyor… AK Parti hükümeti kendi dümen suyuna alamadığı Türk Eczacılar Birliği’ni yok sayarak, vatandaşı cezalandırmayı bile göze alıyor. Sanırız, bir süre sonra hükümetin izni ile yeni bir eczacılar birliği kurulmasını organize edecekler!