Son Kurban “Saman Yolu” mu?
02 Aralık 2009 Çarşamba 16:33
Slogan güzel, “Dizi atv’de izlenir”… Gel gelelim, icraatta tam tersi, özellikle bu sezon… Ne yapsalar, etseler olmuyor… Büyük iddialarla, masraflarla yayına soktukları diziler, birer ikişer derken sapır sapır dökülüyor ve kaldırılıyor.
Hemen yakın zaman bakarak örnekleyelim.
Bir Kış Masalı… Konusunun ne olduğu, daha doğrusu senaristin neyi anlatmak istediğini bile bilemediği bir dizi… Yok vahşi bir kız… Yok, ona ilk görüşte aşık olan evli bir adam, mecburi doğum, konaklar, köşkler, gençlik yılarında yaşanıp küllenen aşklar v.s… Zaten sakat ve hastalıklı doğmuştu dizi… Apar topar yapılan bir finalle kaldırıldı… Onca masraf bir yana, “Issız Adam” ile büyük prestij sağlayan Cemal Hünal’a yazık oldu… At sevgisini de!...
Al sana Nefes… Kadro iyi, güçlü… Oyuncuların pek çoğunun dizi ve ekran tecrübesi var…
Ama senaryo berbat mı berbat!... Sen bütün ailenin babasından oğluna kadar bütün erkeklerini sıraya dizerek kendine aşık etmeye çabala… Mavi boncuk dağıt, oyna… Neymiş, intikam alacakmış kızımız… Geçin bunları! Senaryo temelde sakattı ve ayakları yere basmıyordu.
Oyunculuğunu çok takdir ettiğim, oyunculuğunu çok takdir ettiğim Uğur Polat’ın o lükse, ihtişama, onca paraya hiç uymayan orta direk giyim tarzıyla kamera karşısına geçmesine yönetmen nasıl göz yumdu inanamadım… Sonuç, Nefes de sizlere ömür...
Atv’nin yöneticileri, dizi sorumluları, koku almayı bilemiyor anlaşılan... Senaryolardaki zorlamaları, rahatsız edici iticilikleri fark etmiyorlar. Ya da yapım şirketlerine kendilerinden daha çok güveniyorlar, hem de hiç ders almadan…
Bu iki diziyle hüsrana uğrayan kanal, şimdi yine çok riskli bir kumara girdi… Defalarca sinema filmi olarak çekilen, bir kere de ekrana dizi olarak gelen “Saman Yolu” ile…
Eserin yazarı Kerime Nadir!...
Kerime Nadir özellikle 1950-65 arasında Hıçkırık, Seven ne Yapmaz, Samanyolu, Esir Kuş, Zambaklar Açarken, Uykusuz Geceler romanları ile binlerce kişiyi ağlattı. Karşılıksız aşklar, gurur, intikam, ince hastalık, büyük aşklar gibi duygusallık adına ne ararsanız vardı bunlarda…
Yeşilçam, Kerime Nadir’in hemen tüm romanlarını filme çekerek, duygu sömürüsünü doruğa çıkardı. Sinema salonları ıslak mendilli seyircilerle doldu taştı… Film yapımcıları da bu şekilde 1955’lerden 70’lerin ortalarına kadar melankolik, aşırı romantik, platonik hayaller kuran ve içe dönük bir seyirci kitlesi yaratarak iyi para kazandı.
Şimdi defalarca sinemaya, televizyona uyarlanmış Saman Yolu ile yola çıkmak atv’nin yeni bir hatası kısaca…
Saman Yolu’nun ana teması şöyle:
“Zülal ve Nejat üvey teyze çocuklarıdır. Küçüklükten beri beraberdirler ve birbirlerine içten içe tutkundurlar. Özellikle de melonkolik Nejat. Aşklarını bir türlü itiraf edemezler ve hayat onları farklı yeryere sürükler... “
Senaristlerin buna ustaca ekleyeceği entrikalar, duygusal pompalar ile izleyiciyi ağlatarak reyting alma hesapları yapılmış besbelli. Ama, İzleyici hep mi ağlamak ister acaba? Zaten hayat şartlarından anası ağlıyor… 30 sene önceki gibi ağlayacağı garantı mi? Toplum değıişmedi mi?
Gözyaşı ve duygu sömürüsünden medet uman atv’nin Saman Yolu’nun oyuncu kadrosuna baktığında Özcan Deniz’e hemen itiraz etmesi gerekirdi.
Çünkü, Deniz, geçen yıl Kanal D’de ite kaka zorla götürülen Meltem Cumbul ile oynadığı Aşk Yarası dizisinde fena halde dibe vurdu.
Sanatçı, romantik erkek tipinden çıkalı çok oldu. Sert ve maço bir görüntüsü, tavrı var onun.
Şimdi bu gerçek ve onun getirdiği başarısızlık ortadayken Özcan Deniz’e bir de melankolik aşık rolü yüklemek çok büyük ve inanılmaz bir hata değil de nedir?...
Ayrıca Vildan Atasever ile de uyumlu bir ikili olmadıkları ilk bölümde ortaya çıktı.
Zaten ilk bölümün reytingleri de Saman Yolu’ndaki yanlışları ortaya koyuyor.
Geniş Aile 10.7, Küçük kadınlar 10.2, Ömre Bedel 7.1, Canım Ailem 5.9, Papatyam 5.7 reyting ile üst sıralarda yer alırken, Saman Yolu 4.4 reytingle 154’inc olabilmiş.
Dilerim, ben yanılmış olayım da, ilerleyen bölümlerde dizinin reytingi artsın.
Onca emek, para ve prestije yazık olmasın!...
Kaan GÜNERİ

NE İZLİYORUZ...
Ortalama eğitim düzeyi hala ilkokulu aşamamış bir milleti kandırmakta kolay oluyor tabii. Televizyonların yayın politikalarını oluşturan insanların elindeki en büyük koz bunun farkında olmaları. Yani aynı politikacılar gibiler. Artık bu memlekete ne versen alır zihniyeti oturmuş durumda. Hatta Türk insanının genel karakteristiği budur; bol dedikodu, bol kavga üstüne de bol cümbüş..Bugün baktığımızda Evet, Türk televizyonları yozlaşmanın kralını yaşıyor; olmadık insanlara programlar yaptırılıp, olmadık mesajlar veriliyor. Eyyamlar çelişince birbirlerini nasıl yediklerini hepimiz görüyoruz. Tam manasıyla bir ticarethane zihniyeti oturmuş durumda; birçok tanınan kalburüstü programcının birilerinin çıkarına hizmet eden maşa olduğu da söylenebilir.Dizilerin izlenme oranlarından cok bence bu konu arastırılmalı..NE İZLİYORUZ.
03 Aralık 2009 Perşembe 22:34