Bıkmadık mı Şahan-Cem Kıyasından
25 Şubat 2010 Perşembe 08:04
Bir iddialaşmadır gidiyor, Şahan mı daha komik yoksa Cem mi, hangisinin filmi daha iyi diye? Tamam anladık, iddialaşmanın bir parçası ortalığı kızıştırmak üzerine kurulu ama bu artık elma, armut kıyaslamasına girmeye başladı.
“Her kör satıcının bir kör alıcısı vardır” cümlesine çok inanırım. Ancak bu demek değildir ki, bütün satıcılar terazinin iki kefesine konup tartılabilir. Cem Yılmaz, insanın parmakla sayılacaklar listesine giren bir adam. Son derece zeki, son derece yetenekli ve son derece de yaratıcı biri. Onunla ilgili bu övgü cümlelerini sıralamamın nedeni ‘Ağzı açık ayran budalası’ cihetinden kendisine hayranlığım olduğundan değil. Yani, tabii ki de hayranlığım var ama ‘Yağcılarda İnecek Var Birincilik Ödülü’nü kazanmak gibi bir derdim yok. İsteğim, yiğidin hakkını yiğide vermekten ibaret.
“G.O.R.A.” filmiyle beraber insanların Cem Yılmaz filmlerinden beklentisi arttı. Bu bir gerçek. Anlayamadığım konu, gene aynı insanların neden Stand – Up Show’a değil de, konulu bir filme gittiklerini idrak edememeleri üzerine. Adamın gösterisine gitmiş gibi, gülmekten ölmeyi beklemek, ki ne de olsa ölenler oldu harbiden, nasıl bir mantık oluyor? Herhalde millet, tiyatro salonunda olduğu gibi sinema salonunda da gülmekten yerlere kapaklanmayı bekliyor. “Yahşi Batı”da, Hollywood filmlerini aratmayacak şekilde, kasaba kurmaya kadar her şey süper, hatta sanki Türkiye’de değil de Amerika’da gidip çekilmiş derecesinde inandırıcı. Ve öyle ince espriler var ki, bazı yerlerde gülmekten, oturduğum koltuktan düşüyordum az daha. Mesela, kovboy filmlerinin olmazsa olmazlarından sayılan, rüzgârda savrulan, küçük dal, çer çöp parçalarından oluşan yumaklar vardır ya, onlardan biri gene yuvarlanarak geliyor, tam birine çarpacak, pat duruyor, geçiş hakkını önüne çıkan kişiye veriyor. Birkaç kere tekrarlanmayıp bir kere yapılmış olsa bu espri, çok daha iyi ve anlamlı olurdu ama Cem Yılmaz tek seferde esprinin anlaşılmayacağını düşündü herhalde.
Gelelim Şahan Gökbakar ve “Recep İvedik” filmlerine. Üçüncüsü de, fırından taze çıktı. Türk erkeklerinin, büyük çoğunluğunun bir karışımı gibi insanı irite eden bir adam, kaba sesi ve nesine gülündüğünü anlamakta zorluk çektiğim laf salatası esprileriyle ortalıkta dolaşıyor. Kimse de kusura bakmasın ama Şahan Gökbakar’ın tiplemelerinin hepsi, Recep İvedik de bunların başını çeker, zorlamadır. Tip diyorum çünkü karakter özelliği taşımıyor. Ağzında sürekli tekrarladığı bir cümleyle başlayıp bitiyor film. Yaptığı espriler de ‘sözüm ona’ türünden. Sanki aynı tipin oynandığı bir skeçler zinciri seyrediyor insan. En ufak bir zekâ kırıntısı yok ama sonunda buna da film mi deniliyor yani?
Ha, denilebilir ki “Sana ne! Beğenmiyorsan seyretmezsin olur biter”. Doğrudur. Ben de zaten bu filmciğe bilet alana mani olayım demiyorum. Karşılaştırma ya da kıyaslama yapılmasın, ayıptır diyorum. Şahan Gökbakar da, gerçek bir film yapsın, koysun elini taşın altına, hikâyesiyle, karakterleriyle, kurulan setiyle kıyas götürür bir ürün çıkarsın ortaya, kıyaslayalım.
Hoş, şimdiye kadar bir armudun elmaya dönüştüğünü hiç görmedim ama bekleyelim bakalım, belki bir mucize oluverir…
YAŞLI TİMSAH

BU TARTIŞMA HİKAYEDİR... ASIL TARTIŞMA TARTIŞILMIYOR...
Bu kadar sığ tartışma nasıl olabilir hayret ediyorum.. bunun adı çiş yarışı yaptırmak tır...tamam yaptıralımda kime ne faydası olacak.. benim babam senin babanı döver gibi çocuk muhabbetine döndü... Hepsi bir renk ve ayrı ayrı güzellik... Ancak şöyle bir tartışa olsa tamam derim ve tartışırım..
Bunların hepsi para derdinde; yesinler, içsinler, giyinsinler, en güzel araba, en güzel evleri alsınlar ama hiçbiri toplumsal konulara parmak basmasınlar.. bunalrın içinde hükümeti eleştiren, muhalefeti eleştiren yanlışlara milyonların önünde parmak basan bir tane varmı? Bunlardan hangisi bir MÜJDAT GEZEN olabilir? bu sorunun cevabı aransa daha güzel olur.. Geri kalan tartışma hikayedir...
26 Mart 2010 Cuma 12:31