İzlenmek ve izlemek.
05 Nisan 2010 Pazartesi 00:27
Yıllardır izliyorum, televizyonu…
Ders çalışırken ara verdiğimde annemlerin oturma odasının kuytusundan televizyonu görecek şekilde kaçamak bakardım Dallas’a, Shogun’a, adını hatırlamadığım birkaç diziye daha.
Kaçamak izleyici olmaktan gerçek bir izleyici olmaya geçişim yıllar aldı.
Önce derslerim vardı. Sorumluluklarım yani. Sonra kendi hayal dünyam. Hala hatırladığım oyunlarımda Dallas değil de Shogun vardı mesela, yaptığım resimlerde Japon kızlarının kimonolarına desenler çizerdim, saçlarını çiçeklerle bezerdim.
Şimdi izlediğim, takip ettiğim birkaç dizi var, onun dışında televizyon evde bir ses sadece.
Sonra TRT stajında ustalarımızı izledik, onlardan bir şeyler öğrendik. Kahvenin yanında soda mı içiliyor, içilecek, o kadarını da yaptık işte, kendimizce. Hem iş öğrendik, hem yaşam, lezzet ve sohbet donelerini.
E bu da iyi.
İnternetle tanıştım, arkadaşlarımla maillerle birbirimizi takip ettik. ICQ ve IRC ile sohbet ettik. Günü gününe birbirimizin hayatını takip ettik, izledik.
Facebook’mu o da neymiş demedim. Eski dostlarımı buldum, yeni arkadaşlarla tanıştım. Müzik, şiirler gırla gidiyor.
Twitter’da devreye girdi. E güzel. Ama hepsinin önüne geçti. Bir arkadaşım, Azime Telli, Twitter üzerinebir derleme hazırladı ve Büyük Türk Twitleri adı altında yayınlandı. İlk duyulduğu gün Twitter’da türlü yorumlar yapıldı. Telif geldi kimilerinin aklına kimilerinin aklına izin geldi.
Kimsenin aklına Twitter’ın ortaya karışık bir paylaşım ortamı olduğu gelmedi.
Okunmasını istemiyorsan yazmayacaksın, bu kadar basit.
Üstelik, kimsenin özeline de atıfta bulunmayan, gözlemciliğinin merceğinden geçirip seçen Azime, neredeyse iki gününü fırtınanın dinmesini bekleyerek geçirdi.
Sonra farklı farklı televizyon kanallarında sorulara yanıt verdi.
Kitabın gelirinin Gülben Ergen’in öncülüğünü yaptığı bir yardım faaliyetine aktarılacağını belirtirken, kimsenin bir kitapla zengin olmadığının da altını çizdi.
Şimdi, gelinen duruma bakıldığında Azime, yılların gazetecisi, benim birlikte çalışmış olmaktan her zaman mutluluk duyduğum bu azimli insan, insanların tweetlerine ikinci baskıda yer vermesini istediklerini söyleyerek, olması gerekeni yapıyor. Keyfini çıkarıyor.
Keyfini çıkarın. Sizin söylediklerinizi önemseyenler, cımbızla çekip bir araya getirenler örnekleyenlere ilk defa rastlanıyor. Bu ülkemizde bu konuda bir ilk çalışma. Tüm dünyadaki Twitter kullanıcılarının belki de yüzde 1’inin Türk olduğunu düşünürsek, büyütmeye ne gerek vardı sorusu akla geliyor.
Önyargıyla yaklaşıldı ilk günlerinde ve şimdi meraklıları tarafından tüm kitapçılarda aranıyor.
Azime bir kriz yaşadı, sabır ve sağduyuyla atlattı ve yeni araştırmaların izini sürüyor.
Ben de O’nu desteklemeye ve Twitter listemdeki diğer kişileri takip etmeye devam ediyorum.
İnsanlar anlarını paylaşıyor, ama bu kitaptakiler zamana dayanıklı tweetler. Öyle günlük paylaşımlar ya da polemikler değil. Kriter de hem düşündüren hem güldüren tweet olması. Bir nevi modern zamanların aforizmaları söz konusu. Sonuçta, birilerinin bunlara değer verdiğini dikkate aldığını göz önüne almak, çok akılcı bir tercih, değil mi?
Dürüstlük, içtenlik, eğer ararsanız karşınıza çıkar, ve Azime, gerçekten incelikli, gerçekten özelliği olanları seçip hem sahiplerine hatırlatır, hem de okumanın keyfine katar.
Azime bunu hep yapar.
Olumlu düşünmenin gücü, bir nebze fark ortaya koymanın keyfi, başka nasıl çıkar?
Ne aradığını bilen biri tarafından izlenmek, ve O’nu izlemek… Keyifli bir alışkanlık, orası kesin.
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?