Yine Bodrum'u karıştırdı!

Demet Akalın Bodrum'da hayranlarını şoke etti. Club Catamaran'da sahneye çıkan Akalın, üç şarkıdan seslendirdikten sonra sürat motoru ile ayrıldı.

Neslişah yüzünü gizledi!

Evliliği geçtimiz günlerde tek celsede biten Neslişah'a bekarlık yaramamış

Bodrum'da aşk başkadır!

Bekir Aksoy ve sevgilisi Alex meraklı bakışlara aldırmadan aşklarını son sürat yaşıyorlar.

'Risk almayı seviyorum'

Hamile olduğunu açıkladığından beri gündemden düşmeyen Asuman Krause gerek özel hayatı gerekse iş hayatıyla ilgili ilginç itiraflarda bulundu...

Kuzey tatilde!

Her yıl Bodrum’da aynı şezlongta güneşlenmesiyle bir dönem sürekli gündeme gelen manken ve oyuncu Çağla Şıkel, bu kez oğluyla birlikte tatil yapıyor.

Beren'den yağmur frikiği!

Beren Saat, önceki gün Nişantaşı’ndaydı.

Çok kızdı!

Esin Maraşlıoğlu, önceki gün bir gençle Bebek’teki Lucca adlı mekanda samimi şekilde görüntülenince çok sinirlendi.



Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Bahar Şar
Bahar Şar
Kadınlar Günü Duygusalı
08 Mart 2010 Pazartesi 16:32

BÖYLE BİR SEVMEK 

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular  
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir  
Azıcık okşasam sanki çocuktular  
Bıraksam korkudan gözleri sislenir  
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular  
Böyle bir sevmek görülmemiştir  
 
Hayır sanmayın ki beni unuttular  
Hala arasıra mektupları gelir  
Gerçek değildiler birer umuttular  
Eski bir şarkı belki bir şiir  
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular  
Böyle bir sevmek görülmemiştir  
 
Yalnızlıklarımda elimden tuttular  
Uzak fısıltıları içimi ürpertir  
Sanki gökyüzünde bir buluttular  
Nereye kayboldular şimdi kimbilir  
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular  
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Attila İlhan

Özlemi içimizde her geçen gün biraz daha artan büyük şairimizin şiiriyle başlamak istedim. Çünkü kadınlar denince akla ilk gelen edim, “Sevmek” oluyor. Romantik rutin bu…

Ya da gerçekten seven bir adamın, duyguları, yani şiirdeki. İnanıyorum ki pek çok kadın O’nun tarafından sevilmeyi bir hazine, ömrün pek te gümrah olmayan mucizelerinden biri olarak gördü…

ki şiirin sahibi değil kadınları, tüm dünyayı yüreğiyle kucaklamıştı kanımca. Elleriyle şiir şiir kazımıştı aklı ve yüreğiyle hissettiği her şeyi, duygularımızın körüğüne…

Bu yüzden kendisini ayrı sevdik. Sevgiyi hissettik. Sözlerle hissettirilebilen bir duygunun yürekteki yükünü tahmin etmek, ardından yaşanabilecek tutkuyu ve sarmalanmayı yaşamayı hayal etmek herkesin harcı değil. Bence değil.

Zaten, sevmek, herkesin harcı değil…

Yüreğim var seviyorum. Peki. Boyu –  posu, endamı, huyu – suyu, kültürü…

Gözlerinin rengi, tamam, peki, güldüğünde gözlerinin kenarlarında yüzünü haritalandıran, aslında gören göze göre değişir, harikalandıran çizgileri de seviyor musunuz?

O çizgileri artırmayı göze alarak, onu çılgınca güldürebilmeyi gülümseyişi için dünyaları  vermeyi gerçekten isteyip göze alabiliyor musunuz?

Sahi mi? Yok canım, tabii ki size inanıyorum. Ama dünyada inanılabilecek şeylerin sayısı o kadar az ki, sizi bu sayıya eklemekte vicdanen zorlanıyorum. Ya bir gün…

Ya bir gün bu inancımı da yerle bir ederseniz, ben bilmesem dahi kendi hesaplaşmalarınıza, anlık gel gitlerinize hani seviyordunuz ya o kişiyi kurban ederseniz?

Bir kadını sevmek, yemin gibidir. Ya yemininizden dönerseniz?

Ya incitmemek istediğinizi iddia ederek, sözlerinizle O’nu incitirseniz? Değil mi ki O’dur sevdiğiniz sevdiğinizi incitmeyeceğinize inancınızı O’na sormadan nasıl sabitlediniz?

Ruhunuzu sarsacak kadar güçlü  olduğu halde gücünü sizin üzerinizde kullanmayacak denli şefkatli, yaradılışından ötürü anaç, merhametli ve belki de sizi sevdiğinizi bildiği ve yapabildiği her şekilde ifade etmiş  bir kadını

Er ya da geç incitirsiniz.

Çünkü sizi yetiştiren kadınlar var. Anneleriniz. Çünkü sizin için şiirler yazmış, gözünüzün içine bakmaya mahçubiyetten ötürü çekinerek sizi dünyasının merkezine – hem de nasıl!- yerleştirdiğini söyleyivermiş sevgilileriniz oldu, yahut ta var.

Sizin için kariyerini, temelli ve kalıcı  bir kök salma umudunu yitirmeyi göze almış bir eşiniz var belki de.

Sizin için göze alınanlar, belki de, gözlerinizi perdelemiş, etrafınız yoğun bulamaç hizmetle, farkında değil misiniz? Nabza göre şerbetle, çekiştirmeyle çekip çevirilmiş.

Yetinmiyorsunuz. Söze gelince liseli bir genç gibi de hissedebilirsiniz, olgun bir erkek gibi de, bazen sevgili, bazen dost bazen sadece – ama kimbilir ne sadelikte!- ilgili. Uzaktan yakından kollayıp gözeten biri rolünü oynamaktan ,mutluluk ta duyabilirsiniz.

Tüm replikleriniz, O kadını incittiğinizde sahnenin tozlarına serpiştiriliverir. Ya, siz ne sandınız? Aklınıza gelmedi değil mi? O’nun duygularını da sahtelikle ya da bir şekilde menfaatle eş tuttunuz, tutuyorsunuz.

Havailikleriniz, bazen kılı kırk yaran titizliğiniz, söylemedikleri halde sizinle birlikte kabul ettikleri fazla kilolarınız, ya da çırpı sıklet haliniz. Bildikleriniz, bildiklerinizi sandığınız ya da bilmedikleriniz.

Sizi tüm bunlarla ya da bilmediğimiz pek çok şeyle belki de, kabul etmiş bir kadını kimbilir neden incittiniz? Değdi mi? Bilmiyor musunuz? Yok canım, hak etmişti mi? Nasıl yani?

Yüzyıllardır, binyıllardır var olma savaşı veren bu savaşı verirken tüm yarasını yüreğinden alan kadınlar arasından seçtiğiniz eğer sinsi, baskıcı, ya da çıkarcı denilebilir bir insansa, çıkarları için sizi yönetebilmeyi öyle ya da böyle (siz aksini iddia etseniz de) başarabilen bir kadınsa bile en azından doğruyu hak ediyordur. Doğrunun da söyleyiş tarzları vardır, size yakışanı yaparsınız.

Tabii doğruyu hak ettiğini düşünürken, siz doğruyu söylediğinizde o tür bir kadın dünyanızı tepetaklak ta edebilir. Asla hazır olmayacağınız bir yükün altına girerken bulursunuz kendinizi. Ya da zaten o yükün altında eziliyorsunuzdur. Bakın işte bu da şefkatin yazar tarafından ifade edilen bir şekli. Yine de, her şeye rağmen anlayış, çabası sanki.

Sonra da kendiniz için dilediğinizi yaparsınız. Ya da dilekleriniz arasında sandığınız, öyle olduğuna inandıracağınız birini bulmaya doğru yol alırsınız.

Tarihçeden hiç bahsetmiyorum. Kendi özel tarihimiz var bizim.

Yazarken yüreğimizin kanadığı, tırnaklarımızın sökülürcesine acıdığı, saçlarımızın gözyaşlarımızı  aciz bir şekilde saklamaya çalıştığı bir ruhumuz var, hepimizin değilse bile inanıyorum ki çoğumuzun.

Gücü kendine yeten, hayatı ve karşısındakini sözleşmeyle yöneten kadınların sevgiyle ne alışverişi olabilir ki?

Bu ruhu örselememeye söz verin ve sözünüzü  tutacağınızdan emin olun, sonra lütfen, güzel olup olmadığına, ne iş yaptığına bakmadan, bir kadının Kadınlar Günü’nü  kutlayın. Yani bu işi yürek temizliği ve ferahlığıyla yapın.

Yoksa, bırakın, kutlamayın. Nutuklara ihtiyacımız yok. Dudak ucuyla söylenmiş hiçbir söze meylimiz yok. Neyi ifade ettiğini, kutladığını bilmeden, adet yerini bulsun diye sözler sarfeden sadece iltifattan hazzeden erkeklere ise, kendi adıma söylüyorum, hiç tahammülüm yok!

Tahammülü olanlara ise, diyecek sözüm yok…

Not: Rahmetli Hocam Türkel Minibaş’ın aziz hatırasını saygıyla anıyorum. Örnek almaya çalıştığım, nadir kadınlardan biriydi. 82 yaşındaki anneannemin onca acıya rağmen sürdürmeye çalıştığı dik başlılığını, anneliğini ve değer bilirliğini, ömrüme karışmış emeğini de katarsam,

Tüm gönlümden geçenlerin ve gönlümdeki yerini bilenlerin Kadınlar Günü kutlu olsun.  

Yazarın Diğer Yazıları
BÜTÜN GAZETELER

Çok Okunanlar
ANKET
Son zamanlarda hayatınızın rengi nedir?
Son zamanlarda hayatınızın rengi nedir? anketi
Oylamaya Katıl »


» RSS
| Copyright © 2008 haberkonseyi.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
   

.