Bakın şu kıza ne kadar da hızlıymış. Duyunca saşırdım. Kulaklarıma inanamadım ama bunu bana anlatan arkadaşım dedikoduları sevmeyen dürüst bir insan. Yabancı konuklara böyle davranmanın hiç hoş olmadığını vurgulayıp öyle anlattı.
İstanbul Moda Haftası nedeniyle Damat Tween’in davetlisi olarak İstanbul gelen dünyaca ünlü aktor Matt Dillon’ın yaşadığı şoku haber olarak manşetten verdik, ama haberin içerisindeki detayları köşeme taşımayı uygun buldum.
Davet tarihinden iki gün önce İstanbul’a gelen ve kentimizi çok seven ünlü oyuncu, kaldığı otelde Kapalıçarşı’ya gitmek istediğini belirterek bir rehberle birlikte yola çıkmış. Matt Dillon’ın amacı ise halı almakmış. Ama ünlü aktörle rehberi Kapalıçarşı’daki bir halıcıya yönlendiren oteldeki şef yüklü bir hanut kapmak için telefona sarılmış. Halıcıyı arayan şef unlü oyuncuya çok pahalı bir halı satılmasını sağlamış.
Otel yetkilisinin marifetleri bununla da kalmamış. Aklı sıra otelin reklamını yaptıracak ya, ünlü aktöre kendisi için özel bir parti verdiklerini söylemiş. Bu özel partiye istanbul’un elit isimleri katılacakmış. Yakışıklı oyuncuyu süitlerden birine almışlar. Matt Dillon bir de ne görsün?.. Elit sosyete yerine oda bir süre mini etekli kızla dolu değil mi?.. Bu birbirinden seksi güzellerin arasında bir de kim varmış biliyor musunuz?.. Eurovision temsilcimiz Hadise… Hadise ünlü oyuncu ile tanışmak için can atıyormuş. Hemen Matt Dillon’la resim çektirmek için ileriye atılmış. Ancak Hadise’nin bu tavırlarından ve bu ne idüğü belirsiz partiden rahatsız olan ünlü aktör kendini odadan dışıarı zor atmış. Hollywood yıldızının yaptığı ilk iş de otelini değiştirmek olmuş…
Herkes artık bir paparazzi olmuş
Evet teknoloji çok ilerledi. Çep telefonları resim çekiyor, hareketli görüntü alabiliyor, Facebook’ta, Twitter’da hemen yayına sokabiliyor. İşte böyle bir ortamda yaşıyoruz
Böyle teknolojinin tavan yaptığı bir ortam da biz de haberci olarak saniyelerle yarışıyoruz artık.
Kimler gazetecilik yapıyor artık
Bazen ister istemez yapılan yanlışlıklar insanları nerelere getiriyor görüyoruz. Kime gıcık oluyorsan hemen onun biriyle resimleri çekip gazetcilere gönderebiliyorsun ya da Facebook’ta veya Twitter’da yayınlayabiliyorsun.
Bu durumlar hiç hoş olmuyor. Eskiden gazetelerde bir sanatçının veya bir işadamını haberi yapardık günlerce haftalarca magazin gündeminden düşmezdi. Şimdi saniyede gündem değişiyor
Adam gibi bir adamın oğlu
Ben yıllardır Ulusoy ailesinin tanırım, bu ailenin her zaman insanlara faydası olmuştur. Özellikle Rahmetli Cemal Ulusoy’u çok severdim. Onun oğlu Alican Ulusoy da babası gibi adam gibi adamdır.
İşadamı olarak bir çok başarıya genç yaşında imza atmış girişimci bir gençtir.
Geçtiğimiz gunlerde kendisine bir akşam yemeğinde rastladım yabancı işadamı misafirlerile birlikteydi.
Özlemiştik birbirimizi. Sarılıp öpüştükten sonra bana “Abi bu magazinci arkadaşlara biraz ders veriniz” diyerek dert yandı. Duydukları haberleri araştırmadan, sormadan yazıyorlar. Sizler öyle değildiniz. Bunlar sizi niye örnek almıyor. Bana kız kardeşim kadar yakın olan biriyle aşk yaşıyor diye yazılıp çizildi. Hiç düşünmüyorlar mı bu kızın hayatı kararabilir. Hadi bunu da geçelim, en son çıkan haber beni çok üzdü. Yok efendim tatildeymişiz diye yazılıdı. Selin benim kız kardeşim kadar yakın biri. O, ben, benim arkadaslarım, onun arkadaşları hep birlikte tatil yaptık. Yapamaz mıyım?.. Ben yakın arkadaşlarımla bir yerlerde oturamaz mıyım. Abi bu magazincilik değil bu gazetecilik, insanlık değil. Yalan yanlış haberler yüzünden ben gazete okumuyorum. Ben işadamıyım. Böyle yanlış haberler olmaz.
Evet Alican çok dolmuş, ilk kez böyle konuştuğunu gördüm. Yıllarca yazılıp çizildi. Ama hiç bir zaman böyle konuştuğuna tanık olmadım. Tabii ki bir gazetecinin haberi doğrulatmadan yazması hatadır. Bu haberi getiren muhabirin değil sayfaya koyan editörün, servis yapan müdürün hatası. Madem haberi doğrulatamıyorsun koymayacaksın kardeşim. Artık herkesin elinde bir fotoraf makinası var, isteyen isteyene çamur atabiliyor. Artık bizlere de dedikoduculara dikkat etmek kalıyor…
Önemli olan habercilikte insanları üzmek değil kazanmak. Yalan yanlış haberlerle insanlara neler yaptığımızı bilmeliyiz. Arkadaşlar ben yıllardır gazetecilik yapıyorum, Alican Ulusoy’un hiç yalan söylediğini duymadım. Biriyle aşk yaşıyorsa konuşmaz cevap vermez ama yalan da söylemez
Ben kadınsız sokağa bile çıkmam
Geçtiğimiz günlerde Reina’ya gittim. Serdar Ortaç’ı gene melekleriyle birlikte locada eğlenirken gördüm. Bir ara göz göze geldik selamlaştık ama helal olsun dedim. 12 yabancı manken Serdar Ortaç ve o mankenleri getiren menajer birlikte oturuyorlardı.
Kızların hepsi Barbi bebek gibi. Kim istemez böyle güzel kızlarla oturmak. Herkes ister ama gel gelelim bu kızlar neden hep birlikte geziyor.
Serdar Ortaç’ın yakın arkadaşı olan bu menajer Serdar sayesinde kızları da gezdiriyor.
Böylece kızlar hep gündemde kalıyor. Kızlara da iyi iş teklifleri geliyor. Kızlar da para kazanıyor. Serdar da çevresinde güzel kızlar, eğleniyor
Bir ara yanıma geldi Serdar Ortaç “Bu ne hal?” diye sordum. “Abim evde oturup ne yapayım, ben yalnız yaşayan genç bir erkeğim. Gezeceğim, eğleneceğim hepsi benim doğal hakkım. Sonra ben sokağa bile yanımda kız arkadaşım olmadan çıkamam çok alıştım” dedi. Doğru bizim çocuğun fazla erkek arkadaşı yok ki. O yüzden hep kızlarla geziyor…










