• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 11 °C

Sorun Demirören

Konsey Ajanı

Napolyon “para… para… para..” derken bu melanetin ne kadar önemli olduğunu vurguladı yüzyıllar önce…                                                                                                                                                   Ve giderek esiri olduk paranın… En büyük aşkımız, sevdamız, tutkumuz, tek amacımız oldu…              Bu çook geniş genellemeden özele doğru gelelim izninizle…

Örneğin, 2016 şampiyonası…Fransız gazetelerinde bile konu oldu milli takımın prim tartışması…Afrika ülkelerine benzettiler bizi…                                                                                                   Paranın insanı bozma konusundaki uzmanlığını çok iyi bilen futbol endüstrisinin önde gelen İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya gibi ülkeleri, finallere katılan takımlarına prim vermedi…

UÇURUM VAR

Prim veren ülkelerin en yüksek miktarı ise;80.bin Euro…                                                                    

Peki biz ne verdik şampiyonaya katıldı diye takıma: Tam 500 bin Euro…

İnsaf, insaf… 80 bin Euro nerde, 500 bin Euro nerdeee!

Tamam anladık, bu dağıtılan para UEFA’dan geldi… Mecbur mu sunuz dağıtmaya?…Ve yağma Hasan’ın böreğine dalar gibi kapanın elinde kaldı sanki Eurolar… Ona az, ona çok, ona hiç yok…

Futbol Federasyonunun fildişi kuledeki, Fatih Terim ile Göksel Gümüşdağ’ın gölgesindeki Başkanı Yıldırım Demirören efendi… Futbolun ansiklopedisini yazan ülkeler prim vermiyor. Neden… Futbolcu zaten para kazanıyor… Grup maçlarını alnının akıyla bitirip, şampiyonaya katılmak , onların asli görevi zaten… Bunun için para ile arkadan itmeye gerek yok… Varsa o zaman lejyonerler takımı kurarsın olur biter…

Neyse konuyu dağıtmayalım…

SULTAN ULUFE DAĞITIYOR

YıldırIm Demirören, 500 bin Euro ile takımın kimyasını bozacağına, gözlerde Euro işareti yaratacağına, alt yapıya yönelik harcama yapamaz mıydı?

Ev azından 4-5 ile antrenman sahaları yaptıramaz mıydı?

Türkiye çapında, 9-13 yaş arasında turnuvalar düzenleyip, çocuk yetenekleri seçemez miydi? Bu çocuklar, federasyonun kanatları altında yetiştirilemez miydi? Katılım payı olarak 8 milyon euro almadın mı?

Ama yok!... Günü kurtar… Para ile başarıya koş…Sanki ulufe dağıtıyor Sultan Yıldırım…

Evet, bu milyon Eurolar UEFA’dan geliyor, cebimizden çıkmıyor, ama sonuçta ülkenin kazancı. Senin tüp satışından kazandığın para değil…O zaman ülkenin, daha doğrusu başında bulunduğun futbolun, tabana yayılması, gençler yetiştirmesi ve tesisler yap…

Bir mucize ile gruplara kaldık… Parçalanmış, darmadağın olmuş, hocaları Fatih Terim’e sırtını dönmüş bir takım Çekleri yenerek yeni bir mucizeye doğru ilk adımını attı…

"İnşallah son bir mucize ile en iyi. Olarak gruptan çıkıp elemelere kalacağız…" diyecektik ki, ELENDİK.

NOT:Milli Takım paraya fena alıştırıldı…

2000 yılında Avrupa şampiyonasında futbolculara jeep sözü verilmiş, alınmamaıştı. Ortalık fena karışmıştı. Sonunda başkan Haluk Ulusoy, kişisel imkanı ile olayı çözmüştü… 2003 yılında da Portekiz maçı için 1 trilyon prim sözü verilmiş. Tartışmalar yaşanmaış. Hakan Şükür kadro dışı kalmıştı. Malum Jeep olayında da başrolde Hakam Şükükr vardı…Of… Sıkıldım… Artık milli takımı para için oynayan lejyonerler gibi görmekten vazgeçelim… Çocukların ruh sağlığı, kiyası bozuzluyor… Nedir bu para… para… para… derdiniz. Akılın fikriniz, ruhunuz parada…

Bu yazı toplam 4189 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 275 13 20 | Haber Sistemi: CM Bilişim