• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 26 °C

Sınıfta kalan medyanın; rehine krizindeki insafiyeti

Reha Muhtar

Gezi Parkı’nın başında...
 
Penguen belgeseli yayınlayarak onu hiç görmemekte direnen medya...
 
Sonraki yayınlarda;
 
Canlı yayınlarla her taraftan olayı köpürterek; gösterici toplama fonksiyonunu icra etti...
 
Medyanın neyi niye yaptığını;
 
Ya da;
 
Neyi niye yapmadığını çoktandır biliyorum...
 
İlgi alanımdan çıktı artık...
 
***
 
Yapılan manüpilasyonlar...
 
Algıya yönelik operasyonlar...
 
Psikolojik suikastler...
 
Yargı sürecine zemin hazırlayan sorgulamalar...
 
Alenen yazı yoluyla işlenen cinayetler...  Olanı farklı göstermek için, yapılan dezenformasyonlar...
 
Medyanın “bağımsız bir gazetecilik faaliyetinin“ değil...
 
Dört bir yandan
 
Güçlünün...
 
Sermayenin...
 
Erkin...
 
Muktedirlerin...
 
Dünyadaki tüm devletlerinin;
 
Derin propaganda hoparlörü vazifesi görmekte olduğunu anladığımdan beri...
 
***
 
Medyadan...
 
Gazetecilik gibi görünen...
 
Gazetecilikle ilgisi alakası olmayan...
 
Her türden faaliyetten çoktan sıtkım sıyrıldı...
 
Bunların yaptığı gazetecilikse;
 
Ben kendimi gazeteci görmem...
 
Bunların yaptığı gazetecilik değilse;
 
Ben bir başıma bu hayatta gazetecilik yaptığımı zannederek;
 
Kendimi aldatamam...
 
Çoktan bırakmışım meydanı; “Mütehassıslara...”
 
***
 
Yine de “rehine krizi olduğunda...” Korkuverdim çok bunların birkaç türünden...
 
-”Bunlar insan hayatını hiçe sayar...
 
Olayın üzerine üzerine gider...
 
Adamları diri diri yakar...
 
Irak’ın, Suriye’nin bir meçhulünde mezara gömer...”
 
Diye kabuslar gördüm...
 
***
 
Çaktırmadan hep onları izledim...
 
Bir halt karıştırırlar da “49 canı, canından kopartırlar mı?..” diye ürküntüler geçirdim...
 
“IŞİD Türkmenleri hedef alıyor... Sen Türkmen kökenlisin yazsana...” dediklerinde... Kendi ata topraklarımı...
 
Kendi soyumu...
 
Sopumu...
 
Bile gündeme getirmekten çekindim...
 
Sesimi çıkarmadım...  
 
Bekledim...
 
“Mesele çözülebilecekse çözülsün...
 
Devlet yapabilecekse; eli rahat gerçekleştirsin...” diye düşündüm...
 
***
 
Nihayet...
 
Dün dün;
 
O canlar cananlarına kavuştular...
 
O yavrular, dünyaya yeniden doğdular... O anneler, o babalar, o sevgililer, o yavuklular yeniden sevdiklerinin kollarında hayata sarıldılar...
 
Hayat galip geldi...
 
Ölüm kaybetti...
 
Emeği geçen etkili...
 
Yetkili...
 
Resmi...
 
Gayr-ı resmi...
 
Açık...
 
Gizli...
 
Tüm kahramanlara müteşekkirim...
 
***
 
Ayrıca ve esasen;
 
İlk kez “medya“ya bir teşekkür iletmek istiyorum...
 
Bir kez olsun...
 
Büyük bir devletin medyası gibi davrandıkları için...
 
Sorumsuzluk ve sahtekarlık yapmadıkları;
 
Can üzerinden;
 
Gayretkeşlik içine girmedikleri...
 
Cananı düşünüp;
 
Yangına körükle gitmedikleri için...
 
***
 
Terör örgütüne;
 
“Medya yoluyla olayı köpürtme fırsatı vermedikleri...” 
 
Amacı hasıl kılmadıkları...
 
İnsanları...
 
Hayatı...
 
Türkiye’yi;
 
Rehine canları üzerinden paralize etmeye fırsat vermedikleri için...
 
49 canın kurtulmasına “katkı sağladıkları“ için...
 
O canlar adına...
 
O cananlar adına...
 
O analar...
 
O babalar...
 
O eşler...
 
O yavuklular...
 
O çocuklar adına...
 
Kendilerine sonsuz müteşekkirim...
 
Onları gazeteci addetmesem de...
 
Münhasıran bu olay için...
 
İnsani duruşlarının hakkını vermekteyim...
 
İnsaniyetlerini;
 
Mütevazı zaviyemden tarihe not düşmekteyim...
 
Gösterdikleri “hayırlar“ hayırlarına vesile olsun... İnsaniyetleri; bundan sonraki insanlıklarına rehber olsun...
 
MUCİZEVİ ÇOCUKLUK YILLARI GEÇMEDEN...
 
“Ebeveynlik çok keyifli olmasının yanısıra, muazzam derecede sorumluluk gerektiren bir ayrıcalıktır...
 
Dört dörtlük anne baba becerisini geliştirmeniz gerekir...
 
Çocuklarımızı yetiştirme şeklimizin doğru olmasını ümit ederek...
 
Düşünceli, şevkatli ve akıllı yetişkinler haline gelmelerine dua ederek... Bekleyemeyiz...
 
Anne ve babalık yeteneklerimizi;
 
Seminerlere katılarak...
 
Kitaplar okuyarak...
 
Bu konuda uzmanların fikirlerine danışarak... Geliştirmeliyiz...
 
***
 
Daha sonra; Ailemize en uygun olacak ebeveyn stratejisini belirlemek için...
 
Kendi yaşam laboratuvarımızda, öğrendiğimiz bilgileri artırabilecek cesarete sahip olmalıyız...
 
Oğullarımızın ve kızlarımızın o mucizevi çocukluk yılları bir daha gelmeyecek... O halde şimdi harekete geçin...”
 
Robin Sharma

Bu yazı toplam 445 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim