Ali EYÜBOĞLU
Öngörü konusunda fena değilim, ama itiraf etmeliyim ki, “Desperate Housewives” setini gezerken aklımın ucundan dahi geçmemişti bir yıl sonra Türk versiyonunun çekilebileceği…
Yapımcı Fatih Aksoy’un düşü gerçekleşti ve Medyapım-Disney ortaklığındaki dizinin çekimleri başladı.
Hatice Meryem’in yazıp, Merve Girgin’in yöneteceği yerli “Umutsuz Ev Kadınları”nın başrol kadın oyuncuları Bennu Yıldırımlar, Ceyda Düvenci, Evrim Solmaz, Özge Özder ve Songül Öden’le tanıtım çekimlerinin yapıldığı stüdyoda buluştuk.
Foto muhabiri arkadaşım Ercan Arslan ve Magazin D kameramanı Ercan Yamak’la stüdyoya gittiğimizde saatler 15.00’i gösteriyordu, ayrıldığımızda ise 23.00’dü…
Yerli “Umutsuz Ev Kadınları” ilk kez Cadde’ye konuştu ve keyifli bir sohbet çıktı ortaya… Renkli Cadde Sohbeti’nin ikinci bölümü ise yarına…
“Umutsuz Ev Kadınları” izlediğiniz bir dizi miydi?
Bennu Yıldırımlar: İzlemiştim elimden geldiğince ve sevmiştim de diziyi.
Ceyda Düvenci: İki sezonunu izleyip, devamını izlememiştim, ama hakim olduğum bir diziydi.
Songül Öden: İzlediğim bir dizi değildi, ama haberdardım.
Evrim Solmaz: Birkaç bölümünü izlediğim bir diziydi.
Özge Özder: Aslında dizi takip etmek gibi bir huyum yok, ama rastladığımda izlediğim bir diziydi. Çünkü çok eğlenceli.Kadınların dünyasını anlattığı için aslında hepimizi bir yandan ilgilendiriyordu.Denk geldikçe eğlenerek ve severek izlediğim bir diziydi.Keşke bizde de böyle şeyler olsa diye düşünüyordum aslında.
Dizide beğendiğiniz kendinize yakın bulduğunuz biri var mıydı?
Özge: Hepsinin ayrı ayrı özellikleri var ve hepsi renkli karakterler. Empati kurarak kendime çok yakın bulduğum rol yoktu ama oyuncu olarak hepsini oynamak keyifli.
Ceyda: Oynamak istediğim Lynette, şu anda oynadığım rol zaten.
Evrim: Karakterlerin hepsi güzeldi, iyi aktristler canlandırıyordu o rolleri. Hepsini sempatiyle izliyordum.Hepsinde kendime yakın parçalar buluyordum, ama birine saplanıp kaldığımı söyleyemem.
Bennu: Her kadın ayrı bir dünyadır. Kimseyi yakın bulmadım, ama hepsindeki farklı sorunlarla bütünleşiyor kadınlar.Hikayenin güzelliği de bu zaten.
Songül: Bir bölümünü izledim, yönetmen izin vermiyor gerisini izlememe. (Gülüyor) Ama her an 2’yi, 3’ü izleyebilirim, çok güzel çünkü.
Niye izin vermiyor yönetmen?
Songül: Bilmem? Orijinalinden bir tık daha romantik bir tip çizmek istiyor, o yüzden herhalde.
Bu dizinin neyi sizi cezbetti?
Bennu: İyi yazılmış bir senaryo ve güzel bir ekibin kurulması. Çünkü uyumlu bir ekibin olması çok önemli.
Ceyda: Senaryo çok güzeldi; en önemli şey buydu. “Binbir Gece”den sonra okuduğum en güzel senaryoydu. Bu beni çok heyecanlandırdı ve kabul ettim.
Özge:Şimdiye kadar beni hep dram dizilerinde gördü seyirciler. Tiyatroda daha farklı roller oynayabiliyoruz, ama TV’de böyle şansınız olmayabiliyor.Çoğunlukla bizleri görmeye alıştıkları rolleri teklif ediyorlar.Bu sene dram oynamamak için çok direndim. Benim açımdan seyirciyi ters köşeye yatıracağım en mantıklı iş buydu ve severek de kabul ettim.
Songül: Aslında çok zor evet dedim. Çünkü korkarak yaklaşıyorum her projeye.Bu da öyle.Adaptasyon bir iş, nasıl olacak?Ama senaryosu bizim kültürümüze çok iyi adapte edildi.Her zaman olmuyor bu. Adaptasyonlar her zaman aynı etkiyi yaratmıyor.Senaryonun iyi adapte edilmiş olması etkiledi.Fatih Bey (Aksoy) ‘Güven bana’ dedi. Ona inandım. Yönetmen, ekip, isimler… Bütün bunlar birleşince evet dedim.
Çekinmenizin sebebi “Gümüş”ten sonra aynı etkiyi yaratmayabilir endişesi mi?
Songül:“Gümüş”ten önceki Songül de böyleydi. Bir şeye başlamadan önce böyleyim; çok ölçüp, tartıyorum. Eylemsiz bir hale gelip de bir şey yapamıyorum. Galiba öyle bir süreçti.
“Umutsuz Ev Kadınları” Türkiye’de belli bir kesimin izlediği bir dizi. Yerli versiyonu çekilen her dizi gibi bu da orijinaliyle mukayese edilecek.Bu korkutmuyor mu sizi?Nasıl aşacaksınız bu sorunu?
Bennu: Elimden geldiğince iyi oynamakla. Benim oynayacağım rolü oynayacak birçok insan var, ama herkesin getireceği yorum çok farklı.Orijinali daha farklı, ben ise içimdeki kadını ortaya çıkarıp, farkımı ortaya koyacağım.
Özge: Onlar ABD’nin ‘Umutsuz Ev Kadınları’, biz bu ülkeye aitiz. İnsanlar etraflarına baksınlar dört çocuk annesi biri nasıl bir fiziğe sahiptir, ruh hali nedir, neler yaşar?Bu şekilde bakıldığında bu castın çok iyi olduğunu düşünüyorum.Bunlar da bizim umutsuz kadınlarımız.Böyle baktıklarında çok sevecekler.
Ceyda: Maalesef bizde ne yapsanız mutlaka eleştiri oklarına hedef olursunuz. Başta eleştiriler gelecektir, ama olaya şöyle bakmak lazım.İnsanların orijinalinde izledikleri Amerika’ya, bu ise bize özgü.
Orijinalini izlemiş insanlar, birebir aynısını beklememeli.Bizimkiler dokunma mesafesindeki,herkesin kendinden bir şeyler bulacağı Türk kadınları. O nedenle de beğenileceğini düşünüyorum.
Songül: O, Amerika’daki kadınların hayatına denk düşen, onları çarpan, onları bir yerinden yakalayan bir şeydi. Evet, her işin riski var. Adaptasyonların riski bir kat daha fazla.Biz elimizden geleni yapacağız, kararı seyirci verecek.
Umutsuzluğa kapılınca nasıl aşarsınız bunu?Sihirli bir formülünüz var mı?
Ceyda: Umutsuzluğa kapıldığım ve çözümleyemediğim her şeyde mutlaka uzman yardımı almayı tercih ediyorum.Belirli aralıklarla gittiğim psikoloğum var. Ona gider dertleşirim, fikrini alırım ve bunun bana çok büyük yardımı olduğunu düşünüyorum.Büyük şehirlerde yaşayan herkesin mutlaka bir psikoloğunun olması gerekir.
Çünkü dış göz, her zaman size en iyi klavuz oluyor. Siz olayların içindeyken hiçbir zaman dışına çıkıp, asıl fotoğrafı göremiyorsunuz.Bunun için uzmanlaşmış insanlar size büyük yardımlar yapıyor.Ben onlara sihirli dokunuşlar diyorum ve hayatı çabuklaştırıyorlar.
Songül: Hayatın akışında karşılaşınca mutlaka buluyorum bazı yollar, ama şimdi pat diye sorunca aklıma gelmedi hiçbiri.
Bennu: İçine kapanmayıp dertlerini de sevinçlerini de paylaşan bir insanım Bu paylaşımlar insanı yalnız bırakmaz. Paylaştıkça da dertler azalır.
Evrim: Tıkandığım, umutsuzluğa kapıldığım yerlerde umudu gençlerde görüyorum. Kendi hayatımda ise olaylara pozitif bakmaya çalışıyorum.Bir sorunla karşılaştığımda ona dışarıdan bakmayı tercih ediyorum. Karşılaştığım sorunları minimalize ederek çözmeye çalışıyorum.
BENNU YILDIRIMLAR
Orijinali “Bree” yerlisi “Zerrin”. Eşiyle çocuklarının hayatını kabusa çevirecek kadar doğal, sağlıklı beslenme ve simetri hastası, mükemmeliyetçi bir ev kadını.
ÖZGE ÖZDER
“Edie”nin yerli versiyonu “Emel”, iki evliliği geride bırakan işveli – cilveli ve çapkın biri. Statü için yeni bir koca peşinde.Son gözdesi Sinan, tek rakibi ise Yasemin.
SONGÜL ÖDEN
“Susan”ın yerlisi “Yasemin”… Kendisini aldatan eşinden ayrılıp kızı Gamze ile yaşayan yardımsever, güvenilir, ama saf ve sakarlığı dillere destan bir ev kadını…
CEYDA DÜVENCİ
Amerika’daki “Lynette”, Türkiye’de “Elif”… Bankacılık yaparken, kariyerine bir çocuk için ara verdi. Peş peşe dört çocuk yapınca kariyer planları suya düştü.
EVRİM SOLMAZ
“Gabrielle”in yerlisi “Zeliha”. “Zeytin güzeli Zeliş” anne zoruyla evlenince, yarışmanın ikincisi onun yerini kaptı ve yıldız olunca aklı onda kaldı.
Renk?
C.D: Kırmızı
E.S: Favori rengim yok
S.Ö: Mavi
B.Y:Krem
Ö.Ö: Beyaz
Şarkı?
C.D: Smile
E.S:Değişiyor
S.Ö: Gelmiyor aklıma
B.Y: Bir çok
Ö.Ö: Shape Of My Heart
Takım?
C.D: Galatasaray
E.S: Politik davranacağım, yanıt yok.
S.Ö: Galatasaray
B.Y: Galatasaray
Ö.Ö: Beşiktaş
Lider?
C.D: Gandi. Orijinali ama…
E.S: Atatürk
S.Ö: …
B.Y: Tabii ki Atatürk
Ö.Ö: Atatürk
Film?
C.D: Sinema Paradiso
E.S: Civan Carlo Covanni’nin “Onur Savaşı”
S.Ö:Yağmurdan Önce…(Before the Rain)
B.Y: Nikita Mikhalkov’un “Güneş Yanığı”
Ö.Ö: Jim Carrey ile Kate Winslet’in oynadığı “Sil Baştan”
Şehir?
C.D: Londra
E.S: Şehir yok, doğayı severim
S.Ö: İstanbul
B.Y: İstanbul
Ö.Ö: İstanbul
Tatil yeri?
C.D: Ayvalık
E.S: Ölüdeniz civarı
S.Ö: Paris
B.Y: Devamlı başka yer
Ö.Ö: Doğanın ve denizle birleştiği her yer
İçeçek?
C.D: Su
E.S: Su
S.Ö: Çay
B.Y: Su
Ö.Ö: Su
Yemek?
C.D: Ali Nazik, ama anneannem yapacak.
E.S: Salata
S.Ö: Karnıyarık
B.Y: Her türlü çorba
Ö.Ö: Annemin yemekleri
Yazar?
C.D: Charles Bukowski, Yekta Kopan
E.S:William Shakespeare
S.Ö: Marquis
B.Y: Bütün Rus yazarlar
Ö.Ö: Elif Şafak
Türkiye’de son zamanlarda kadına yönelik şiddette ciddi bir artış var.
Bennu: Eğitimsizlik ve ekonomik sistemin bozuk olması birbirlerine karşı şiddeti doğuruyor. Maalesef bu da en yakınındaki insana oluyor. Çocuk ve kadın şiddete uğruyor. Sadece şiddete uğramıyor bu dünyadan ayrılmalarına sebep oluyor bu durum. Bir erkek bir kadına şiddet uyguluyorsa o kadının gerçekten korunması gerekir. Aynı ortama sokulmaması gerekir. Bunu sağlayabilirsek bu kadar kötü tablo ile karşılaşmayız.
Özge: Sadece mor kıyafetle poz verip protesto etmedik kadına şiddeti. Otobüste yaşanan şortlu tacizden sonra birçok hemcinsimiz şortla bindi otobüse. O gün birçok kadın sokağa bu olayı protesto amacıyla şortla sokağa çıktı. Ben de onlardan biriydim. Bu konuyla ilgili ne yapılması gerekiyorsa hepsinin içinde yer almaktan keyif alırım. Çünkü bu sadece hemcinslerimizi ilgilendiren bir konu değil bence. Erkeklerimizi de kötü duruma düşüren bir şey bu. Siz utanmıyor musunuz hemcinsiniz böyle bir şey yaptığı zaman? Bunu kadın – erkek hep birlikte protesto etmemiz lazım. Devlet de yaptırımları ağırlaştırmalı. Dün bir film senaryosu geldi. Bunun üzerineydi. Anlaşabilirsek bu amaçla çekilecek bir sinema filminde de oynayacağım. Onun da bir anlamı var. Oyuncu olarak yapabileceklerim bunlar.
Songül: Bu konuya çok duyarlıyım. Çünkü çığırından çıkmış bir mesele bu. Üçüncü sayfa haberiyken artık gazetelere manşet oluyor. O kadar çok tüyler ürpertici şeyler var ki. İnsanların sokak ortasında yüzü yakılıyor.
Kendi erkini baba olarak, eş olarak ilan edemeyen adam erkeklik denemesini kadın veya kız çocuğu üzerinden şiddek kullanarak gerçekleştiriyor. Şiddetin, bir kadının dövülmesinin, bir kız çocuğuna işkence edilmesinin hiçbir izahı olamaz.
Evrim: Tabii ki insanlar daha çok eğitilmeli. Bir kere böyle bir ayrımı yapmak çok cahilce bir yaklaşım. Biz bilim olarak biliyoruz ki kadın ve erkek zekası arasında küçük ayrıntılar dışında bir fark yok. Ama burada siz kadını başka bir yere koyup, baskıcılık veya şiddetle bu ayrımı yapıyorsanız burada cehalet var. Gerçek hayatta ezilmiş insanların kadınları ezerek kendilerini kamufle etmeye çalıştığını düşünüyorum. Kendinden emin bir adamın yapacağı bir şey değil bu.
Ceyda: Biz bu konuda ne kadar söylersek söyleyelim ülkeyi yöneten otoritelerin bir şey yapması gerektiğini düşünüyorum. Son dönemde eşiyle bar çıkışı sokakta kavga eden kadının söylediklerini okuyunca bizim çok daha eğitimlerden geçmemiz gerektiği kanaatine vardım. Çünkü şöyle dedi kadın:
“Eşim içeride başka kadınlara baktığı için surat asmıştım. Sonra dışarı çıkınca büyük bir kavga ettik. Şimdiki aklım olsaydı başka kadınlara baktı diye eşime bu kadar surat asıp, canını sıkmazdım, kavga olmazdı.”
Zaten bu cümle bizim çok daha yolumuz olduğunu gösteriyor.
“Evliliğimde çok mutluyum. Biraz tartaklandım, ama dayak yemedim” demek çok ağır geliyor bana. Bunun düzelmesi için eğitimin şart.
Çok yakın bir zamanda abisinden dayak yemiş, kaburgaları kırılmış bir tanıdığım var. Kırılan kaburgalar ciğerlerine saptandı, hastaneye gitti. Büyük tedaviler görüyor. 15 gündür hastanede ve dayak atan abisi evde oturuyor. Hiçbir şey yapılmıyor.
Nasıl yani? Şikayetçi olmadı mı?
Ceyda: Şikayetçi oldu, ama bir yolu bulunmuş küçük bir kasaba diye. Yakınları tarafından halledilmiş iş. Şu anda oğlu koşturuyor ki buna bir çözüm bulunsun diye. “Aile içidir, hallolur” gibi zihniyetler var, ama bence hiç o kadar kolay değil.
Siz hiç psikolojik ya da fiziksel şiddete maruz kaldınız mı? Ne yaparsınız öyle bir durumda?
Evrim: (Gülüyor) Ali Bey pek bilmiyorsunuz galiba 11 yıldır savaş sanatlarıyla ilgileniyorum, kungfu yapıyorum. Böyle bir şeyle karşı karşıya kalırsam sonucunu görürüz. Karşıma gelen insanı zedelerim, bitiririm anlamında değil bu. Zarar görmemek için bildiğim ne varsa, bütünümle orada olurum sonuna kadar.
Siz de maruz kalabilirsiniz. Siz ne yaparsanız ben de aynısını yaparım. Benim mizacım baskıyı kabullenmeye yönelik değil. İstemediğim bir şeyin yapılmaması için elinden geleni yaparım. Sonuna kadar savaşırım yani. Karşımdakine ne kadar zarar veririm bilmiyorum, ama sonuna kadar savaşırım.
Bennu: Ben karşılaşmadım. Karşılaşsaydım mutlaka benim yapımdaki kadınlar o ortamı terk eder ve kendilerine başka hayat kurarlar. Ama o kadınların da bağlılıkları farklı yönlerden. Terk edemedikleri için bu şiddete maruz kalmaya devam ediyorlar. Kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir durum yok. Eşlerinden gelecek paraya muhtaçlar. Ülkenin gerçeği bu.
Songül: Türkiye’de şiddete maruz kalmayan, şiddetten nasibini almayan bir kadın olduğuna inanmıyorum. Fiziksel değildir de, psikolojiktir. Ya işyerinde, ya okulda, ya evinde mutlaka şiddete maruz kalmıştır, maalesef…
Ceyda: Şimdiye kadar böyle bir durumla karşılaşmadım, karşılaşacak bir ortam da yaratmadım. Hiçbir zaman da yaratmam. Bana şiddet gösterecek bir insanı da hayatımda barındırmam. Ama karşılaşırsam adalete ne kadar güvenirim konusunda da gerçekten şüphelerim var. Adalet sisteminde bu anlamda boşluklar olduğunu düşünüyorum ve bu noktada gerçekten Allah yaşatmasın demekten başka bir şey yok.
Özge: Hiçbir kadın şiddete maruz kalmadığını söyleyemez. Şiddet kavramının maalesef altı biraz boş düşünülüyor. Bir takım morluklar ya da darbe olarak algılanıyor. Psikolojik şiddet diye bir gerçek de var, travmatik olaylar sonunda insanın kendi kendine uyguladığı şiddet var. O kadar çok çeşidi var ki! Biz bu şiddetle ilgili bir fotoğraf sergisi de yaptık. Poz verdik. Orada intihar eden bir kadını fotoğraflatmak istedim. Çünkü toplumdan gördüğü baskı yüzünden de kendi kendine zarar verebiliyorsun. Psikolojik baskı alabiliyorsun. Çevresel faktörler. Laf atıyorlar. Seni kabuğuna çekilmeye zorlayan bir şiddet var. Öğretmeninden gördüğün şiddet var.
Ben mesala dişilikle ilgili ilk şiddeti çocukken mahallede gördüm. Şortun dişilik anlamında göze batmayacağı bir yaştaydım. Bir tuhafiyeciye girdim. Senin bacakların cehennemde yanacak dediler ve bu yüzden ben çok uzun bir süre ağladım.
Nerede oldu bu?
Özge: Ankara’da… Ancak ailem hiçbir zaman bunlara boyun eğmedi. Ne istediysek giydik, ama hepimiz benzer şeylere maruz kaldık.
Ceyda Düvenci
10 ismin çağrıştırdığı
BERGÜZAR KOREL
Canım arkadaşım
HALİT ERGENÇ
Karakteri ve kimliğiyle çok değer verdiğim arkadaşım.
UĞUR YÜCEL
Canım
ERKAN CAN
Abim
ENGİN AKGÜN (Eşi)
Aşkım
MELİSA AKGÜN (Kızı)
Bal küpüm
ÖZGE ÖZDER
Onunla çalışmaktan çok mutluyum
BENNU YILDIRIMLAR
Hayranım
EVRİM SOLMAZ
Sınıf arkadaşım
SONGÜL ÖDEN
Çok güzel bir kadın
Özge Özder
10 ismin çağrıştırdığı
ÖZCAN DENİZ
Rol arkadaşım
NAZ ELMAS
Kardeş oyuncu
TÜRKAN ŞORAY
İdöl
YURDAER OKUR
İlk tiyatro hocam
TANSEL ÖNGEL
Eski eş
AKİF YEŞİLKAYA
Eşimin nikah şahidi
BENNU YILDIRIMLAR
İyi oyuncu
CEYDA DÜVENCİ
Güzel insan
SONGÜL ÖDEN
Çekici
EVRİM SOLMAZ
Fettan
Bennu Yıldırımlar
10 ismin çağrıştırdığı
GÜVEN HOKNA
4.5 yılı paylaştığım usta
HALİL ERGÜN
Özel bir insan
PERRAN KUTMAN
Bir başka usta
ŞEVKET ALTUĞ
Niye dizi yapmaz?
BÜLENT EMİN YARAR
Eşim, çok sevdiğim insan
ADA YARAR
Kızım, bayılıyorum
SONGÜL ÖDEN
Rol arkadaşım
CEYDA DÜVENCİ
Set arkadaşım
EVRİM SOLMAZ
Delici bakışlı
ÖZGE ÖZDER
Tiyatro ve dizi arkadaşım
Songül Öden
10 ismin çağrıştırdığı
KIVANÇ TATLITUĞ
Başarı
EKREM BORA
Güven
ÇOLPAN İLHAN
Arkadaş
KEREM ALIŞIK
Güven
TAMER KARADAĞLI
Taş fırın
EVRİM SOLMAZ
Enerjik
CEYDA DÜVENCİ
Anaç
ÖZGE ÖZDER
Tiyatro
BENNU YILDIRIMLAR
Yumuşaklık
HALİT ERGENÇ
Acı aşk
Evrim Solmaz
10 ismin çağrıştırdığı
ÖZGÜ NAMAL
Çok akıllııı!
MEHMET ASLANTUĞ
Çok centilmen
FARUK TEPER
Usta
EMİN BOZTEPE
Sifum
SONGÜL ÖDEN
Çok güzel
CEYDA DÜVENCİ
Çok pozitif
BENNU YILDIRIMLAR
Çok yetenekli
ÖZGE ÖZDER
İyi oyuncu
TAMER KARADAĞLI
Çocuklar Duymasın
MUSTAFA ALTIOKLAR
“Ağır Roman”da oynamayı çok isterdim












