TÜRKİYE CANIM FEDA

+Facebook'a Git

Nişanyan Yine Sahnede!

21 Şubat 2012 | Adnan Atilla | adnan.atilla@haberkonseyi.com

Facebook'ta Paylaş   

Yazar ve turizmci Sevan Nişanyan,İzmir Şirince’de, Dalyan’daki antik kaya mezarın birebir benzerini yaptırmış. Kaya mezarın açılışında bir parti veren Nişanyan, mezara antik yunanca “Nişanyan burada yaşadı” yazdırmış.
Gazete haberine göre, mezar anıtında ayrıca Ermenice bir yazı daha bulunduğu kaydediliyor; ancak Ermenice yazının ne olduğu haberde yer almamış.

Bence eskisini madem kırıp döküyoruz bari yenilerini yapalım.

Halbuki yetkililer olaya böyle bakmıyor. Nişanyan izinsiz kaya mezarı yaptırdığı için yargılanmış ve 5 ay ceza almış. Şimdi diyeceksiniz ki yasakçı devlet de her şeye karşı! Ben de böyle düşünebilirdim ama Ermenice yazı beni rahatsız edene kadar.

Gelin hep birlikte Ermenistan’a gidelim ve orada tarihi bir eserin kopyasını yapıp üzerine Türkçe yazı yazalım. Var mısınız? Ne var yazı yazmakla diyeceksiniz .Masum gibi görünebilir ama bu yazı mülkiyetin belgesidir.

Ermenistan hala Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanımamıştır.
Hıristiyan kartını kullanarak ülkemizi karalamaya devam etmektedir.

Diyeceksiniz ki buradakiler o Ermeni değil, Türk vatandaşıdır. Haklısınız; buradakiler bizim vatandaşlarımızdır. Ama ana vatanları ile bağlarının olmadığını kimse söyleyemez. Eğer aksi olsa idi Sevan Nişanyan Yunancanın yanı sıra mezara Türkçe yazardı!

Karabağ savaşında Ermenistan motorize alayı, Hocalı kasabasında çoluk çocuk demeden toplam 613 soydaşımızı katletmişlerdi. Bu vahşeti yapan askerlerin komutanı bu günkü Ermenistan cumhurbaşkanı Sarkisyan’dı.
Bu insanların çığlıklarını sizler de duyuyormusunuz? Kulakları sağır eden haykırışlarını. Bu insanlık dramı, 1.Dünya savaşının karışık günlerinde yaşanmadı. Daha dün sayılan 1992 yılının 26 şubatında yaşanmıştı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Hocalı katliamını Dağlık Karabağ’ın Ermeniler tarafından işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliam olarak nitelendirmişti. Fransa ve yandaş devletleri bu insanlık ayıbını tanımaya davet ediyorum.
Bu gün Hocalı katliamının onuncu yıldönümü. 106’sı kadın 83’ü çocuk toplam 613 masum insanın yaşamını yitirdiği bu insanlık dramını sadece TRT gündeme getiriyor. Diğer medya organlarında tık yok!

Birilerinin hepimiz Ermeniyiz diye slogan atmasını işte bu yüzden içime sindiremiyorum.
Siz uyumaya devam edin!

Bu değirmenin suyu nereden?
Kamu ihale Kurumu’ndaki yolsuzluk dosyasında örgüt lideri olarak görülen KİK üyesi Ali Kaya’nın hesaplarına 2010 ve 2011 yıllarında 2 milyon,ağabeyi Süleyman Kayanın hesabına ise aynı yıllarda 48 milyon lira yatırıldığı saptanmış.
İşte birilerinin lüks jiplere nasıl bindiğinin kanıtı. Yani birileri zenginleşirken, halkımızın neden fakirleştiği ortaya çıkıyor.
Dolayısı ile fakirleşen vatandaş da gelişip sosyalleşemiyor. Doğalgaz faturasını ödeyemeyeceği için hala kömür yakıyor. Ya da diğer odaları kapatıp tek odayı kısık ayara getirip tasarruf etmeye çalışıyor. Parası olmadığı için çocuğunu eğitim olanaklarından istifade ettiremiyor. En iyi eğitimi veren yabancı okullara,dershanelere yollayamıyor. Özel hocalar da tutamadığı için çocuğu doğal olarak üniversiteyi kazanamıyor.

Ülkemiz sürekli birileri tarafından soyuluyor.
Mehmet Ali Birand’ın 28 Şubat belgeselini izliyorum. Mesut Yılmaz kürsüden Tansu Çiller’e bağırıyor. Bankanın içini boşalttınız; şimdi de ekonomiyi bitirdiniz.

Bunlar konuşuldu da ne değişti? Tansu Çiller Yeniköy’de yalıda oturuyor. Bu kadar servet annesinin çıkınından çıkmadı mı?

Aynı belgeselde o dönemin Emlak Bankası genel müdürü Engin Civan’ın vurulması olayı ekrana geldi.
Hafızalarımız canlandı. O günleri bilmeyenlere hatırlatalım. Selim Edes diye bir müteahhit,bankadan arsa tahsisi için genel müdüre 5 milyon lira gibi bir para veriyor. Ancak işi olmuyor. Olmayınca müdürü kolundan vurduruyor. Çıkarıldığı mahkemede, müdür Civan ben öyle bir parayı almadım. İspatlasın; “Belgesi var mı hakim bey?” diyor. Yanında oturan Selim Edes de bunun üzerine sinirle ayağa fırlayıp;rüşvetin belgesimi olur lan pez….. diyor.
İşte Türkiye bu günleri yaşadı. İstanbul Bankası’nı,Emlak Bankası’nı,Türkbank’ı ve Pamukbank’ı batırıp içini boşalttılar.
Kimseye bir şey olmuyor. Sadece yapanın yanına kar kalıyor.

Tuna nehri akmam diyor!
Plevne’de 1877 yılında Rus ordularına direnen ve şanlı bir yenilgi yaşayan Osman paşa ve nice komutanlarla isimsiz kahramanlarımızı şükranla anıyorum.

Tuna’nın üst kesimindeki Vidin askeri valisi Osman Paşa,emrindeki 12.000 asker 54 topla günde ortalama 32 kilomere yürüyerek bir haftada 180 kilometre uzaklıktaki Pelevne’ye ilerledi.

Pelevne bu gün dahi kimsenin adını bilmediği bir Bulgar şehri.
1877 yılına kadar da bu ismi hiç kimse duymamıştı. Kısa sürede Plevne’ye giren Osman paşa ve ordusu Ruslar’ı şaşırtmıştı.

Rus ordusu elini kolunu sallıyarak Tuna’yı aşıp Osmanlı topraklarını işgal etmişlerdi.

Bizzat çar tarafından yönetilen Rus orduları, Plevne’de Osman paşanın tokadını yiyince Kostantinapolis hayallerini 140 gün ertelemek zorunda kalmışlardı. Bu şanlı direniş sayesinde Avrupa kamuoyu lehimize dönmüş ve Ruslar’ın sıcak deniz hayali bir kez daha başka bahara kalmıştı.

Ayestefanos anlaşması ile sonuçlanan bu savaşta, Osmanlı Balkanlardaki en büyük toprak kaybını yaşarken Kars,Ardahan gibi illerimizi de kaybetmiştik.

Amcası Abdülaziz’in öldürülmesinden sonra tahta çıkan 2.Abdülhamit,Mithat paşaya verdiği taahhüt üzerine meclisi toplayıp meşrutiyet ilan etmişti.

Meclisin baskıları sonucu Rusya’ya savaş ilan eden Osmanlı, bu günkü Yeşilköy önlerine kadar gelen Rus orduları karşısında büyük bir bozgun yaşayacaktı. 2.Abdülhamit tahta çıktığında Balkanlarda ulusal ayaklanmalar başlamış, yurt içinde de meşrutiyet yanlısı görüşler güçlenmiş, hatta padişahlığın tasfiyesi ile cumhuriyet ilanı fikri tartışılıyordu.
Rus savaşına her zaman olduğu gibi hazırlıksız yakalanan Osmanlı, itibarını ancak Osman paşanın Plevne direnişiyle destan yazması sayesinde biraz olsun kurtarabilmişti.

Buradan yetkililere sesleniyorum. Nasıl taa Avusturalya’lardan gelip binlerce insan Çanakkale’de bir ışık yakıyorlarsa, bu ülkenin evlatları olarak bizler de Plevne’de meşaleleri tutuşturalım.

Pelevne direnişinin 135. yılında başta Osman paşa olmak üzere tüm vatan şehitlerini rahmetle anıyorum.



Yorum yazın

Kategori | Yazarlar








HABER KONSEYİ
MAGAZİN KONSEYİ
YAZARLAR

ANKET

Haber Konseyi'nde daha çok hangi haberlere yer verilsin?

Anket Sonucu

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
EN İYİ MEKANLAR

 

SİNEMA TAVSİYE

 

EN ÇOK TIKLANANLAR