• BIST 91.445
  • Altın 211,326
  • Dolar 5,4563
  • Euro 6,1401
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 9 °C

MUTLU YILLLAR

Adnan Atilla

Bir yılı daha geride bıraktık; yeni yılı görmenin mutluluğunu yaşayıp,tadını çıkaralım.Her şeyin başı sağlık;o varsa umudumuzda var demektir! 2015 yılını en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştım.Yıllar sonra ilk yurt dışı seyahatim olan Budapeşte’ye tekrar gitme olanağını buldum.Budapeşte’de gazetecilik ve televizyonculuk yapan sevgili dostum Mehmet Başaran’la tekrar biraraya geldik.Mehmet inanılmaz enerjik ve candan bir insan; hani derler ya adam gibi adam.Budapeşte’de bir hafta kaldım; Mehmet beni hiç yalnız bırakmadı.Tarihi ve görülmesi gereken her yeri bana hiç sıkılmadan gezdirdi.Budapeşte’de Mehmet’in kankası Zeki’yle de tanıştım.Zeki ismini Mehmet takmış,Zeki Akasya’ ya benzerliğinden dolayı. Yine Mehmet beni Bülent Mete’yle tanıştırdı.Tuna nehrine bakan lüks bir restoranda öğle yemeği yedik.İlk defa kaz ciğeri çorbasını orada içtim;enfesti.Bülent aslen Artvin’li;finans işi yapıyor.Genç bir kardeşimiz ama Budapeşte’de ekonominin dinamiklerini iyi kavramış.Macaristan,demir perde döneminin izlerinden tamamen  kurtulmuş.Her yer pırıl, pırıl ve tertemiz. İnsanlar gayet iyi giyimli ve güler yüzlü.Sokakta karşılaştığınız her kes,tanısın tanımasın size selam veriyor.Macaristan 8 milyon nüfusuyla kültürel kimliği olan bir devlet zaten.AB ülkesi de olunca,hızlı bir şekilde geçmişin yaralarını sarmış.Artık bundan sonra ikinci vatanım Macaristan olacak; ne de olsa benim adım Atilla!

BODRUM CUP’DA YELKENLER FORA

Bu seneki ikinci etkinliğim  ise Bodrum Cup yarışıydı.Ekim’in 19’nda başlayan etkinlikte, yaklaşık 500 tekne yelken açtı.Organizasyonu 28 yıldır kesintisiz, Era Bodrum Yatçılık’ın  desteğiyle Erman Aras yapıyor.Erman bey son  derece kibar ve her ayrıntıyı iyi hesaplayan biri.Artık Bodrum Cup onun çocuğu gibi olmuş, her şeyiyle o ilgileniyor.Benim misafir edildiğim tekne Özkan kaptanın sahibi olduğu Roman’dı.Özkan kaptan,Bodrum’un Mazı köyünden; tam bir yörük.Şu anda zeytin hasadını bitirmek üzereler.Roman adlı teknemizle Ege Denizi’ne çıktığımızda oltaları da koyverdik.Balık tutmada usta Musa ağabey, (aslında adı Hamza Küçükosman ama ona o adı uygun gördüğümden öyle hitap ettim) ahtapot bile yakaladı.Bir hafta boyunca çapulcu Ender Şenel’le  birlikte gece gündüz balık tuttular.Ben ise ancak küçük balık yakalayabildim;onları da yaşasın diye tekrar denize salıverdim.Onlar tuttu ama geminin aşçısı Fehmi tarafından pişirilen balıkları yemek, Özkan kaptan’la bana kısmet oldu.Kalıcı dostluklar sağlayan Bodrum Cap’ı,yıllardır ölümsüzleştiren,fotoğraf sanatçısı eski komşum Ümit Polatcan sayesinde keşfettim.En ilginç durak,Yunan adası Leros oldu.Bodrum’a en yakın mesafedeki Leros en küçük ve Atina’ ya en uzak ada.Yaz aylarında dolup taşan adaya çıktığımızda ise oldukça sakindi.Adada yaz kış yaşayan halk,genellikle emeklilerden oluşuyor.Ada halkı Başbakanları Çipras’ı pek sevmiyor; sebebi de aylıklarını 2 binden bin yuroya indirmesi.Anlayacağınız Yunanlar,7 gün yerine ancak 5 gün dışarıda yemek yiyebiliyorlar  artık! Bu durumda Yunanistan’da kriz var da,Türkiye’de ne var acaba? Tıpatıp bize benzeyen Yunanlarla akrabayız aslında.Hayran olduğum bir kültürden geliyorlar.Binlerce yıldan bu yana aynı dili yazıp okuyorlar.Pagan dinin etkilerini Ortodoks Hıristiyan olduklarında bile terk etmemişler.Son derece dingin bir hayatları var.Kesinlikle tatil için oraları görmeyi tavsiye ediyorum.

YENİ YILDA SEVGİ,BARIŞ VE HOŞGÖRÜ

İnsanlar din ve etnik kökenleri üzerinden  ayrıştırılmamalı! Tüm Dünya’da barış,sevgi ve hoşgörü olmalı.Ülkemizin en fazla ihtiyaç duyduğu aslında bu olgular.Nefret ve düşmanlık hepimize zarar verir.Halkımızın, mutlu ve gelecek endişesi duymadan yaşayabilmesi için Atatürk  ilkeleri doğrultusunda çağdaş,şeffaf ve demokratik bir yönetimin iş başında olması şarttır.Adalet,sağlık ve eğitim  başta olmak üzere, devletin tüm kurumları yeniden yapılandırılmalıdır.Türkiye’nin öncelikli ihtiyacı asla yeni bir anayasa ve başkanlık sistemi değildir.Ülkemiz asıl, nasıl iyi yönetilir, bunu bulması gerekmektedir! Bu seçim sistemi ülkenin iyi yönetilmesini asla sağlayamaz.Dışa bağımlı olmadan gelecek nesillerimizi rahat ettirmek istiyorsak, hatalarımız ve eksikliklerimizle yüzleşmemiz şarttır.Hemde hiç vakit kaybetmeden!

MAGNA CARTA

Bakın İngiltere’ye;asırlar önce 1215 yılında kral John,Magna Carta Libertatum (Latince: "Büyük Özgürlük Fermanı") imzalayarak,ilk kez yetkilerini kısıtlamış ve halka bazı hak ve özgürlükler tanımıştır. Magna Carta,günümüzdeki anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihi sürecin en önemli basamaklarından birisidir.Ferman,Kral John’un bazı yetkilerinden feragat etmesini, kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılıyordu.Magna Carta’nın 39. maddesi, fermandaki en önemli ifadelerden biridir. Bu madde sayesinde günümüz hukuk sisteminin temelleri atılmıştır:

“ “Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.” 

Adamlar  100  değil,200 değil,300 değil,tam 801 yıl önce hukuk devleti tesis etmişler,biz hala 

civil beyinlerimizle debelenmeye devam ediyoruz!

Hadi buyrun bakalım;yeni anayasa ve başkanlık sisteminden önce,milletvekili 

dokunulmazlıklarını kaldıralım!

Bu yazı toplam 1141 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim