• BIST 94.244
  • Altın 209,519
  • Dolar 5,3343
  • Euro 6,0983
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 16 °C

Mezbahada doğmak

Zuhal Şengül

 Pislik içinde soğuk demir ızgaraların üzerine doğdu. Bir kaç dakika sonra yalpalayarak ayağa kalkmayı denese de tekrar yere düştü . Sonrasında annesinin de yardımıyla doğrulup iki adım atabildi .Yeni açılan gözleri ile etrafı hayal meyal süzerken içgüdüsel bir şekilde annesinin memesini yakalayıp emmeye başladı .Şimdi daha çok aralamıştı gözlerini, etrafta pislik ve metalik kan kokusu vardı .Genelde oradaki hayvanlara iyi bakmıyorlardı .Hepsi pisliğin içinde uyuyor ve yemek yiyorlardı . En önemli kural ses çıkartıp gürültü yapmamaktı .Eğer olurda gürültü yaparlarsa O gelirdi .Elindeki demir çubukla önce demir kapılara sonrada onlara vururdu ki zaten O’nun yüzünü görmek bile korkudan ölmelerine yeterdi .

    Doğumundan sonra bir kaç gün geçmişti, aynı küçük alanda annesi ve diğerleri ile birlikte kapalı tutuluyordu . Bulundukları yerin kapısı açıldığında içeri sızan güneş ışığını anlamlandırmaya çalışıyordu .Oradakilerin çoğu güneşi hiç görmemişti .Hiç koşmamışlardı . Tek yaptıkları yemek yemek, kendi pislikleri içinde uyumak ve eğer bağırmaya başlarlarsa dayak yemekti .Zaman zaman büyük gruplar halinde dışarı çıkartılıp kamyona bindirilirlerdi . Dışarı çıkıp saniyelik dahi olsa güneşi görmek, temiz havayı solumak ,hareket etmek heyecan verici olsa da gizemli bir yolculuktu bu ve o kamyona binenlerin geri döndüğü hiç görülmemişti .

      Aradan tam 2 hafta geçmişti .Annesinin yardımı olmadan ayakta durabiliyordu ama annesinden süt emmeye devam ediyordu .Aslında dışarı çıkıp neşe içinde koşturmaktı içinden geçen ama 2 haftadır aynı yerde zar zor hareket ederek yaşıyordu .Ara sıra duyduğu insan seslerinden korkup annesinin bacaklarının arasına sokulsa da özgürce koştuğu hayalini bir türlü aklından çıkartamıyordu .

      Ertesi gün sabah erkenden kapı açıldı .İnsanlar geldi. Onları sıralar halinde dışarı çıkartmaya başladılar . Sıra O’na geldiğinde heyecandan ölmek üzereydi .Hayalleri gerçek olmuştu işte .Yerinde duramasa da sırayla dışarı doğru yürürken annesinin yanından ayrılmadı .İşte dışardaydı şimdi, O’ da diğerleri gibi güneşi ilk kez görüyordu .Gözleri bir anda kamaşsa da güneşin tatlı sıcaklığını yüzünde hissedebiliyordu . Çok mutluydu, bir ara annesi ile göz göze geldi ama gariptir annesi aynı mutluluğu paylaşmıyordu .Aksine sanki iki damla gözyaşı vardı gözünde ve yavrusuna daha da sokulmuştu .Sıranın başından itibaren acele acele kamyonun arkasına bindirilmeye başladılar .Çoğu başlarına ne geleceğinden emin olmadıkları için kamyona binmek istemiyorlardı .Başlarında duran insan elindeki demir çubukla rast gele sırtlarına ve bacaklarına vurmaya başladı .Acı çığlıkları rüzgarın sesine karışırken sıra O’na ve annesine geldiğinde korkudan hiç tereddüt etmeden kamyona biniverdi !

     Kamyonun kapısı gürültü ile kapandı . Yine kımıldayacak yer yoktu hatta kamyon sallandıkça birbirlerinin üzerine basıyorlardı .Aradan bir kaç saat geçmişti,hava sıcaktı , sıkışıklıktan nefes almak iyice güçleşmişti .Kamyon durduğunda aralıktan ağzını dayayıp nefes almaya çalışıyordu . Hayalindeki gibi koşup oynayamamıştı, dışardan gelen trafik ve korna seslerini hayatında ilk kez duyuyordu ve artık iyice korkmaya başlamıştı . Sıcak hava  susamalarına sebep olmuştu, karınları da iyiden iyiye acıkmıştı .Kamyona bindiklerinde tuvaletlerini yapıp etrafı kirletmesinler diye uzun bir süredir aç ve susuz bırakılmışlardı !

     Uzun yolculuğun sonunda o küçücük bedeni susuzluktan ve korkudan yorgun düşmüştü . Hepsi tedirgindi, ama annesinin yanında olması O’na yine de güven veriyordu .Belkide götürüldükleri yerde daha güzel koşup oynayacağı çimenler vardı ! Hayal aleminde heyecanlı bir şekilde gidip gelirken kamyonun ani şekilde durmasıyla irkildi . Az sonra aracın eski kapısı gürültülü bir şekilde açıldı .Yine acele ile kamyondan indirilmeye başladılar .Kamyondan inip diğer bir kapıdan içeri doğru yol alırken güneşin o tatlı sıcaklığını tekrar hissetti yüzünde .İçinden koşup oynamak geldi, tıpkı diğer çocuklar gibi .İçeri girdiklerinde yine sıralar halinde uzun ve dar bir yoldan yürümeye zorlandılar .Etrafta metalik bir koku vardı. Yerler ıslaktı. Kimse yürümek istemese de dayak yememek için mecburen ilerliyorlardı. Annesi önde O arkasında sıra ilerledikçe diğerlerinin attığı çığlıklar daha bir güçlü kulaklarında yankılanıyordu ! İşte sıra onlara gelmişti .Üzerlerinde beyaz önlük olan iki insan annesini arkasından ittirerek zorla götürdüler. Beyaz önlüklerinin önünün neden kırmızı olduğunu birazdan anlayacaktı . Annesi götürülürken son kez dönüp yavrusuna baktı .Ne kadar korksa da en büyük üzüntüsü bu sahneye bebeğinin şahit olacak olmasıydı ! İki kişi tarafından zorla mermer zemine yatırıldı .Biri boynunu arkaya doğru iyice gerdi diğeri elindeki keskin bıçağı gelişi güzel gırlağına sürterek dokularının ince ince açılıp kanının dışarı fışkırmasını sağladı .Acıdan son bir hamle ile olduğu yerde doğrulmaya çalışsa da kendi kanında kayarak tekrar ıslak mermer üzerine düştü .Oluk oluk akan kanı bembeyaz pamuk gibi tüylerini kırmızıya boyamıştı .Olanları çığlıklar atarak izlerken nihayet  küçük bedeniyle kapının arasından sıyrılıp annesinin yanına koşmayı başardı .Saniyelik olarak yerde yatan annesinin yüzüne yüzünü sürdü, vücudu hala yaşamak için kıvranıyordu .Sonra kocaman bir el incecik bacağından yakalayıp kana bulanmış mermer üzerinde kaydırarak O'nu  kendisine doğru çekti .Belki durur belki yapmaz düşüncesi ile yüzünü adamın kanlı ellerine sürttü birkaç kere . Sonra çaresiz gözlerini sımsıkı kapattı .Aynı bıçak ince ve bembeyaz boynunu kanını dışarı fışkırtarak ikiye keserken çığlıkları mezbaha duvarlarında yankılandı …Hangisi daha kötüydü ,bir bebeğin annesinin ölümüne şahit olması mı yoksa annenin yavrusunun ölümünü görecek kadar çok yaşaması mı ? Artık bunun bir önemi yoktu .İnsanlar kuzu pirzola yemeyi seviyorlardı !!!

Bu yazı toplam 1913 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim