• BIST 88.125
  • Altın 337,580
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 9 °C

Malifetten Acil Toplantı

Malifetten Acil Toplantı
İdlib'deki olaydan sonra siyasi partiler açıklama yaptı

İdlib'deki olaydan sonra siyasi partiler olağanüstü toplandı. Şehit haberlerinden sonra siyasi partileden açıklamalar geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin Merkez Yürütme Kurulu'nu olağanüstü toplantıya çağırdı. Parti sözcüsü Faik Öztrak kısa bir açıklama yaptı. ''Suriye, Libya Mehmetçiğimizin tırnağı etmez. Onlarca şehidimiz varken TBMM sessiz kalmamalı. Türk Ordusu, Meclis'in ordusudur. CHP olarak TBMM'yi kapalı oturumla toplantıya çağırıyoruzç Bugün soru almayacağım. Soruları cevaplaması gerekenler başkaları.''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü şunları söyledi...

Dün yılın en kısa, ayın en uzun gecesini yaşadık. Kalplerimizi Ramazan ayına hazırlandığımız mübarek bir gecede, başta şehitlerimizin aileleri olmak üzere, milletimizin ocağına ateş düştü. İdlib’te 33 Mehmetçiğimiz şehit oldu, 32 askerimiz de yaralandı. Allah’tan şehitlerimize bir kez daha rahmet diliyoruz. Yaralı askerlerimize acil şifa, şehitlerimizin ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz. Kayıplarımız büyük, acımız ise tarifsizdir.Dün gece yaptığımız MYK toplantısında, İdlib’deki gelişmeleri değerlendirdik. Bugün devam eden toplantımızda da dün akşam başladığımız değerlendirmeye devam ettik. Şu anda MYK toplantımız bitti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bu konuyu görüşmek üzere, kapalı oturumla toplantıya çağırma kararını dün gece almıştık. Bugün de Grup Başkanvekillerimiz, Anayasamızın hükümleri doğrultusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yarın saat 14.00’te olağanüstü toplanması ve konuyu kapalı bir oturumda görüşmek için TBMM Başkanlığı’na başvurdu.Bu toplantı çağrımız, Anayasamızdaki gerekçelere dayanmaktadır. Bu, birlik ve bütünlük içinde, yaşanan çok sıkıntılı süreci aşma gayretidir.  Öncelikle, Türk ordusu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ordusudur. Anayasamıza göre Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin manevi varlığından ayrılmaz bir bütündür. Onlarca şehidi varken, TBMM’nin buna sessiz kalarak, hızla olağanüstü toplanmaması düşünülemez.İkinci olarak, Anayasamıza göre milli güvenliğin sağlanması ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı Cumhurbaşkanı sorumludur. Ulusumuzu derin bir üzüntüye boğan bu meselede, TBMM’yi bilgilendirme görevinin, atanmış bakanlar yerine, seçilmiş Sayın Erdoğan tarafından yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin manevi şahsiyetine saygının gereğidir. Bu, aynı zamanda Anayasa’nın 104. ve 117. maddelerinin de emridir.Yine bu husus, ulusça birlik ve beraberliğimizin sağlanması bakımından son derece yararlı olacaktır. Bu nedenle sorumluluk makamı, bu bilgilendirmeyi kendisi yapmalıdır. Böyle bir toplantının, Meclis’in olağan takvimine uydurulması, yaşananları sıradanlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. TBMM Başkanını Meclis’in hukukuna sahip çıkmaya, milletimizin iradesinin tecelligahı olan TBMM’de ortak aklı aramanın önünü açmaya davet ediyoruz. Bizim parti olarak tek beklentimiz budur. Bu konuda yine bugün sorulara cevap vermesi gereken makam hala sustuğundan, bugün de soru almayacağım."

Akşener'in açıklaması...

 

"TBMM'de kapalı oturum olması faydalı."

"Cumhurbaşkanı’yla görüşme yaptım, ben aradım sadece bilgi aldım. Paylaşmam doğru olmaz."

"Bilgilerimizi birleştirip bir toplantı yapacağız. Milletimizin başı sağ olsun. Hala orada bulunan Mehmetçiğimizin ayağına taş değmesin, şehitlerimizin mekanı cennet, inşallah Peygamber efendimize komşu olsunlar."

Akşener, İdlib saldırısı nedeniyle Balıkesir ziyaretini yarıda kesip Ankara'ya dönmüştü.

Devlet Bahçeli'nin açıklaması şu şekilde.

''Milliyetçi Hareket Partisi, hükümetin alacağı siyasi ve askeri her karar, her uygulama, her tasarrufun bedeli ne olursa olsun yanında duracak, destekçisi olacaktır. Düşman görüldüğü yerde ezilmelidir. Nitekim İdlib'e kara ve hava operasyonu süratle icra edilmelidir. Sınır kapılarının açılması da isabetli bir hamledir.'' dedi

TKP'nin açıklaması...

“Hükümet Suriye ordusuna bir hafta boyunca verdirdiği kayıpları açıkladıktan sonra, Hatay Valisi ‘dokuz askerimiz şehit oldu’ bilgisini verdi. Sonra sayı hızla yükseldi. Kesin sayı belli değil, onlarca evladımız hayatını yitirdi. Halkımızın başı sağ olsun.

Bir başka ülkenin egemenliğini, toprak bütünlüğünü hiçe sayan Suriye politikası ülkemizi vekalet savaşlarından hızla kapsamlı bir savaşa sürüklemektedir. Emperyalist işgale karşı kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti bir başka ülkenin topraklarında o ülkenin ordusuna karşı silahlı bazı gruplarla birlikte çarpışmaktadır. Önceki gün devletin resmî haber ajansı TSK mensuplarının, IŞİD amblemli kişilerle birlikte fotoğrafını servis etmiş ve daha sonra bu fotoğrafları yayından kaldırmıştır. IŞİD eli kanlı bir terör örgütüdür.

NATO da eli kanlı bir terör örgütüdür. Bir süre öncesine kadar Türkiye’de sesini çıkaranı Amerikan ajanlığı ile, FETÖ yandaşlığı ile suçlayan siyasi iktidar, dün Suriye topraklarında sürmekte olan savaşta ABD ve NATO’nun desteği için yoğun bir diplomasi başlatmış, batılı hükümetlere başvurmuştur. Dün Suriye’deki çatışmalar yoğunlaşırken Filistin halkının celladı siyonist İsrail de Şam’a saldırmıştır. Bütün bunlar rastlantı değildir. Anlaşıldığı kadarıyla hükümetin Suriye politikasında yeni aşama, savaşın kapsamını genişletmek, hatta NATO ile Rusya arasında açık bir askeri karşı karşıya gelişin gerçekleşmesini sağlamaktır.

Bunun mümkün olup olmamasından bağımsız olarak, emperyalist dünyada gerilimlerin küçük bir hesap hatasında kontrolden çıkabilecek kadar keskinleştiğini bir kez daha vurgulamak zorundayız. Türkiye'de şu anda hesap yapma yeteneğini tamamen yitirmiş bir siyasi iktidarın var  olması tehlikenin boyutlarını artırmaktadır.

Biliyoruz ki tarih boyunca savaşlar siyasi iktidarlar tarafından içerideki hoşnutsuzluğu örtmek ve hatta bastırmak için de kullanılmıştır. Türkiye ekonomisinin bütün sorunları yoksul halkımızın sırtına binmiştir. İşsizlik artmakta, hayat pahalılığı katlanılamaz noktaya gelmektedir. Kışın ortasında bir milyon hanenin doğal gazı, faturalarını ödeyemedikleri için kesilmiştir. Başka bir ülkenin topraklarında sürdürülen bu anlamsız savaş halkımız için hem ölüm hem daha fazla yoksulluktan başka bir sonuç vermeyecektir.

Ülkemiz NATO’culara, Amerikancılara, cihatçılara teslim edilmeyecek kadar değerlidir. Halkımızın büyük çoğunluğunun onaylamadığı Suriye politikası derhal terk edilmeli, Türk birlikleri Suriye’den geri çağrılmalıdır.

Türkiye Komünist Partisi”

EMEP'in açıklaması...

“İdlib’de gerçekleşen son saldırılarda 33 askerin yaşamını yitirmesi, iktidarın Suriye’ye müdahale ve cihatçılarla işbirliği politikasının ülkeye ne kadar büyük bedeller ödettiğini bir kez daha gösterdi. Suriye ordusunun İdlib’de cihatçılara yönelik operasyonu sonrasında Türkiye’nin gözlem noktaları ateş altında kaldığı halde, buradaki askerlerin geri çekilmesi çağrılarına kulaklarını kapatan iktidar bu acı olayların yaşanmasına zemin hazırlamıştır. Ayrıca yaşanan ölümler üzerinden savaş kışkırtıcılığı yapan, Suriye’yi yıkmaktan söz eden siyasetçiler ise, savaştan beslenen ve ülkeyi daha büyük tehditlerle yüz yüze bırakma pahasına kendi istikballerini düşünen siyasetçilerdir.

Büyük bölümü Türkiye’nin de terör örgütü olarak kabul ettiği HTŞ’nin elinde bulunan İdlib’de Türk askerlerinin cihatçı çetelere kalkan yapılmasının bu ülkenin ve halkın çıkarlarıyla ilgisi yoktur. Ancak Erdoğan iktidarı Suriye’ye müdahale ve cihatçı çetelerin yayılmacı emellerin bir aracı olarak kullanılması politikasının devamı için 9 yıldır ülkeye büyük bedeller ödeten bu yanlış politikada ısrar etmektedir. Çünkü eğer iddia edildiği gibi mesele milli güvenlik ise, yapılması gereken Türk askerini Suriye’de Suriye ordusu ile savaş durumuna getirmek değil, askerlerin geri çekilmesi ve Suriye ile sorunların barışçıl temelde çözümü için adımların atılmasıdır.

Bugün iktidarın İdlib konusunda ABD ile yaptığı pazarlıkların ve NATO’yu göreve çağırma girişimlerinin Türkiye’yi daha kapsamlı bir savaşın içine çekmekten ve ülkeyi emperyalistlerin müdahalelerine açık bir hale getirmekten başka bir sonuç doğurmayacağı bilinmelidir. ABD emperyalizminin hiç zaman kaybetmeden İdlib’deki saldırıyı Türkiye ve Rusya’yı karşı karşıya getirmenin fırsatına dönüştürüp Erdoğan iktidarını kendisiyle işbirliği çizgisine çağırması da bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Yapılması gereken NATO’yu göreve çağırmak ya da ülkeyi Ortadoğu’da ABD ve Rus emperyalistleri arasında devam eden paylaşım mücadelesinin alanı ve parçası yapmak değildir.

Emek Partisi olarak ülkedeki iktidarı ve destekçilerini savaş kışkırtıcılığından vazgeçmeye ve İdlib’de ateş altındaki askerleri acilen geri çekmeye çağırıyoruz. Ülkeye büyük bedelleri ödeten ve bugün savaş tehdidi ile karşı karşıya bırakan Suriye’ye müdahale politikasına son verilmeli, cihatçı çetelerle işbirliğinden vazgeçilmelidir. Suriye ve bölgede barışın sağlanmasının yolu, emperyalist müdahalelere son verilmesinden ve buradaki tüm askeri güçlerin geri çekilmesinden geçmektedir. Bu temelde ülkedeki ve bölgedeki tüm emek barış ve demokrasi güçleri savaş kışkırtıcılığına karşı barış mücadelesini büyütme göreviyle karşı karşıyadır. Partimiz bu sorumlulukla ülkede demokrasi, bölgede barış mücadelesinin parçası olmaya devam edecektir.

EMEK PARTİSİ

Genel Merkezi”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim