• BIST 88.735
  • Altın 229,592
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

Leman Sam'la yaşadıklarım...

Reha Muhtar

Yaklaşık yedi yıl kaldığım Atina'da; Milliyet'in, TRT'nin ve bir sürü uluslararası radyonun Atina temsilciliğini yaptıktan, mesleğimin en keskin virajlarından birini yaşamış ve Türkiye'ye dönme kararı vermiştim...

Sonraları da hep yapacağım gibi, "Bana haksızlık yapıldığına inandığım o gün her şeyi bırakıp, sıfırdan yeni bir dalga boyuna geçmeyi uygun bulmuştu kalbimin sesi...

Atina'yı bırakıp aniden İstanbul'a dönmüştüm...

Milliyet'ten ayrılıp Nokta dergisine köşe yazarı olmuştum...

Çoğu kişi için büyük bir gazeteden, haftalık mütevazı bir dergiye geçerek büyük bir geri adım atmıştım...

Atina'da onca tantanalı işi bırakıp, İstanbul'da haftada bir haber dergisinde köşe yazmak; çoğu kişi için, sıfırı boylamaktı..."

***

Oysa ben öyle düşünmüyordum...

Sıfırdan başka bir dalga boyunda yaşamak istiyordum...

Yeniden kurmaya çalıştığım hayatı o sırada Orhan Veli'nin şiirindeki gibi yaşıyordum;

"Eskiler alıyorum...

Alıp yıldız yapıyorum...

Musiki ruhun gıdasıdır...

Musikiye bayılıyorum...

***

Şiir yazıyorum...

Şiir yazıp eskiler alıyorum...

"Eskiler verip musikiler alıyorum...

Bir de rakı şişesinde balık olabilsem..."

***

İnsanların sıfırı bulmuş dediği yazarlığımla mutlu, yalnız başıma mütevazı bir arabada seyahat ederken, kasetçalara koyduğum kasetten yayılan müzikle ilham buluyor, yalnız ve loş görünen günlerimi müziğin lirik katkısıyla kişisel bir şölene çeviriyordum...

Bostancı'dan Zincirlikuyu'ya ve; Zincirlikuyu'dan Bostancı'ya ikinci köprü üzerinden yolu uzatarak gider;

Arabada tek başıma ruhuma ilham veren coşkun müziklerimi dinlerdim...

***

Dinlerken en motive olduğum;

Yalnızlıklarıma yoldaş...

Duygularıma tercüman...

İçimdeki ilhamları taşıran parça; Leman Sam'ın "Bana Esmeyi Anlat" parçasıydı...

1991 yılını 1992'ye bağlayan soğuk bir kış yaşıyordu İstanbul...

Sisli İstanbul gecelerinde, yazıyı yazmış dergiden eve dönerken, arabanın ıssız karanlığında Bana Esmeyi Anlat parçasını dinlerdim...   

***

"Penceremin perdesini havalandıran rüzgar...

Denizleri köpük köpük, dalgalandıran rüzgar...

Gir içeri usul usul...

Beni bu dertten kurtar...

***

Yabancısın buralara, nerelerden geliyorsun...

Otur dinlen baş ucuma; belli ki çok yorulmuşsun...

Bana esmeyi anlat, bana sevmeyi anlat...

Bana esmeyi anlat; esip geçmeyi anlat...

***

Anlat ki çözülsün dilim...

Ben rüzgarım demeliyim...

Rüzgarlığı anlat bana...

Senin gibi esmeliyim...

***

Bana esmeyi anlat; bana sevmeyi anlat...

Bana esmeyi anlat, esip geçmeyi anlat..."

***

Müzikle yaşıyordum ben...

Parçalar ilham veriyordu bana...

Müzik yaratıcılığımı kamçılıyor...

Ruhumu dinginleştiriyor...

Hayatımı stilize ediyor...

Keyfimi estetikleştiriyordu...

Yine bir Leman Sam şarkısı "Anladım Ki"de olduğu gibi;

***

"Anladım ki hiç kimse...

Hiç kimse sen değil...

Hiç kimse senin kadar...

Canımdan öte can değil..."

***

Şarkılar söylüyordu sanatçılar o  zaman...

Onlar esasen şarkılar söylüyorlardı...

Arada bir başka şeyler söyledikleri zaman da kimseler pek ses etmezlerdi...

Şarkılar söylemiyor sanatçılar şimdi...

Şarkılardan başka her şeyi söylüyorlar ama şarkılar söylemiyorlar...

O şarkıların gönlümdeki kahramanı Leman Sam bile "Anladım ki" şarkısındaki gibi değil sanki;

***

"Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe...

Sırf sana benziyor diye...

Usulca sokulup 'merhaba' dedim...

Tanıdık bir huzur aradım...

Şaşkın bakışlarında dün...

Bilindik bir söz bekledim...

Eskiden kalma öylesine..."

Diyen o muhteşem mısraların seslendiricisi kendisi değilmişcesine, kendisini gereksiz tartışmalara sokacak twit'ler atıyor...

IŞİD'ın cellatlıklarıyla;

Kurban kesimi arasında korelasyonlar! kuruyor...

***

Kendisini alakasız tartışmalarına içine sokuyor bodoslama...

Zaten bazıları; "biri ters bir şey söylese de" kırmızı görmüş boğa gibi üstüne saldırsak diye bekleşiyor... Nitekim o kesim "eline geçen yeni fırsat"ı! kaçırmıyor...

Üzerine gidiyor...

Kadını doğduğuna doğacağına pişman etmeye uğraşıyor...  

***

"Bana esmeyi anlat, bana rüzgarı anlat... Esip geçmeyi anlat..." diyen Leman Sam;

Durup dururken kurban kesimiyle IŞİD cellatlığı arasında korelasyon bulma çabasına girişiyor...

Niye böylesine acul bir tartışmaya, kalplerimize ilham veren en müstesna sanatçıyla giriyorlar, bunu anlayamıyorum...

O görüş bildirdi diye niye "bir takım üst düzey adamlar onu en ağır linçlere layık görülüyorlar" onu da bilmiyorum..

Kurban Bayramı'ndan Leman Sam'a...

Kurban kesiminden, bir kadın sanatçıya linç girişimine kadar;

Bütün değerler taammüden yok edilmeye çalışılıyor Türkiye'de...

Bunu da anlamlandırıyorum; ama isimlendirmek istemiyorum.

***

Bu nasıl bir plan?..

Bu nasıl bilinçli psikolojik bir savaş?..

Sanatçımızı...

Şarkımızı...

Kalbimizi...

Ruhumuzu...

Duygumuzu...

'Bayram'ımımızı...

'Kurban'ımızı...

Parakende kavgalarla...

Toptan fiyatına...

Elimizden almaya çalışan...

"Taammüden yapılan bu katliam..."

Hangi Türkiye'ye ait?..

Eski Türkiye mi?..

Yeni Türkiye mi?..

Yoksa;

Yoksa emperyal bir işgal mi?..

Yoksa uzaylı istilası mı?..

Türkiye'ye yaşatılan?..

***

Neyi dinliyordu o genç gazeteci soğuk bir kış gecesinin ıssızında mütevazi arabasında, bir başına?..

"Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe...

Sırf sana benziyor diye...

Usulca sokulup

Merhaba dedim...

***

Konuştu, bir şeyler söyledi...

Beklediğim sözler bunlar değil...

Yüzüme baktı gözlerime...

Ama senin gibi değil...

***

Anladım ki hiç kimse...

Hiç kimse sen değil...

Hiç kimse senin gibi...

canımdan öte can değil...

Anladım ki hiç kimse...

Hiç kimse sen değil...

Hiç kimse senin kadar...

Fikrime huzur değil..."

Hala ben o şarkıları dinliyorum...

Hala bu milleti yok etmeye yönelik  tartışmaları dinlemiyorum...

Lirik bir tat var hala içimde...

Şarkılardan ruhumda kalan...

Bu yazı toplam 588 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim