Beşiktaş’ın bugünkü flu fotoğrafının temel faktörü tribünlerdir!
Düşünün İnönü Stadı’na gelen her takım, artık beraberliğe değil, tam tersi üç puana oynuyor…
Son örnek Mersin İdman yurdu…
Takır – takır topunu oynadı, üç puanı Kartal’ın pençesinden aldı!
Beşiktaş’ın kadrosu mu yetersiz?
Asla…
Yıldızlar topluluğu olarak gösterilen Kartal’ın bugünkü olumsuz tablosunda en büyük faktör, taraftarın davranış biçimidir!
Her maçta küfür – kafir gırla gidiyor!
Hem saha kapanıyor, hem de kasadar tıkır – tıkır paralar uçuyor!
Rakamlar öyle küçümsenecek rakamlar değil…
Bugüne kadar ödenen para cezası neredeyse bir milyonu geçti!
Bu paranın üzerine biraz koyun, iyi bir oyuncu alabilirsiniz!
Efendim, bu kez kadınlara ve çocuklara tribünler açılıyor…
Düzelir diye umutlanıyoruz…
O da ne?
Kadınlar da küfür ediyor, üstelik çocukları da yanında!
İnsan kulaklarına inanamıyor!
Beşiktaş’ta artık tribünlerin aklını başına toplaması şart…
Bu takımın yeniden ağaya kalkması taraftar desteğine endekslidir…
Öyle küfür – kafirle taraftarlık olmuyor…
‘Hep destek, tam destek’ söylemiyle Beşiktaş taraftarı maalesef örtüşmüyor.
Hadi desteği de geçtik, hiç olmazsa köstek olmayın!
Nerde kaldı sizin örnek taraftarlığınız?
Takım kötü gidiyor ya, suçlu yine yönetim gösteriliyor!
Yine klasik ‘yeter’ kelimelerinin ardı arkası kesilmiyor!
Geçin bunları efendim geçin…
Önce siz taraftarlık görevinizi yerine getirin, sonra suçlu arayın!
Siz küfür edeceksiniz, saha kapanacak, para cezası kulübün kasasından çıkacak, sonra çıkıp ortaya gelecekle ilgili ahkam keseceksiniz?
Yok ya?
Elbette her kulüpte olduğu gibi Beşiktaş’ta da ekonomik sıkıntı var, yok değil…
Paralar gününde yatmazsa bile mutlaka yatırılıyor…
Yani futbolcular rötarlı olsa da paralarını alıyorlar.
Kolay mı, futbolumuzun bu kaotik ortamında milyonlarca dolarları ödemek?
Fenerbahçe derbisinde Beşiktaş kötü mü oynadı?
Hayır…
Rakibine iki farklı yenildi, yenilmesine de pozisyonlara baktığımız zaman Beşiktaş’ın önde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ne var ki, kaçırana değil, golü atana puan veriyorlar.
Eee futbolun bazen adaleti olmuyor!
Holosko iki pozisyonu harcadı, ya Ernst’in atamadıklarına ne demeli?
Biri direkte patladı…
Mustafa Pektemek’in ne iş yaptığını hala anlamış değilim.
Koca doksan dakikada insan bir pozisyon üretemez mi?
Bu da Pektemek’in Kartal’ın ofans da yükünü kaldıramayacağının en büyük göstergesidir bizce.
Dileriz yanılan biz oluruz…
Evet, futbol bu, bir hafta sonra ne olacağını, hangi maçta puanlar kazanacağınızı, ya da kaybedeceğinizi önceden kestiremezsiniz!
Düşünün bir hafta önce Fenerbahçe Samsun’dan üç tane gol yiyor, geliyor, derbi de Beşiktaş’ı iki farkla yeniyor!
Tezat değil mi?
Neyse rotayı yeniden taraftarlar, yani Çarşı’ya çevirelim….
Bakın, arkadaşlar, gittiğiniz yol, yol değil!
Yönetime kızabilirsiniz, yöneticileri istifaya çağırabilirsiniz, bunlar sizlerin en demokratik haklarınızdır, buna lafımız yok.
Yalnız, iş küfür ve saha kapatmaya gelince söylenecek çok laf var!
Bu takım sizin takımınızdır…
Beşiktaş’ın tarihi başarılarında Çarşı’nın müthiş katkısı vardır, bunu asla inkar edemeyiz…
Ancak o Çarşı’ya bir şeyler olmuş…
Desteği bırakmış; köstek olmaya başlamış!
Hadi beyler, birlik – beraberlik zamanıdır…
Aranızdaki çatlak sesleri izin vermeyin, küfüre son verin, en önemlisi böylesi kaotik bir ortamda sakın ola siz siz olun, Beşiktaş’ı yalnız bırakmayın.
Bakın, Fenerbahçe seyircisine, ne demek istediğimizi anlarsınız…
Şike konularına hiç girmedim, dikkat ederseniz…
Bizler, ne savcıyız, ne hakimiz, ne de avukatız…
Bizler gazeteciyiz, gazeteci…
Birileri gibi çıkıp, Tv’ler de yargıya intikal etmiş gelişmelerle ilgili yorumlarda bulunmayız…
Ne var ki, Fenerbahçe, taraftarı bu süreçte takımına müthiş sahip çıkmıştır, çıkmaya da devam etmektedir.
Taraftarlık da budur…
Bilmem anlatabildik mi?










