• BIST 93.115
  • Altın 209,411
  • Dolar 5,3441
  • Euro 6,0575
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 7 °C

Kimse vazgeçilmez değildir

Zuhal Şengül

Merhaba sevgili takipçiler. Bu hafta sizinle internette gezinirken denk gelip okuduğum ve çok etkilendiğim bir yazıyı paylaşmak istiyorum .Çoğumuz günlük hayatımızda zaman zaman insanların aşırı derecede üzerine giden, hiçbir şeyi beğenmeyen ya da takdir etmeyen anlaşması zor hatta sorunlu tiplerle karşılaşıyoruz .Bu insanlar patronumuz, öğretmenimiz hatta anne, bana ,kardeş, çocuk ya da eşimiz bile olabiliyorlar .Benim tecrübe edip gözlemlediğim kadarıyla bu baskıcı ve ezici davranış tarzı daha çok erkek arkadaşı ya da eşi tarafından kadına uygulanıyor .

        Karşı tarafa uygulanan bu psikolojik şiddetin adı ‘’ Gaslighting ‘’ .Terimin çıkış noktası 1938 tarihli Gas Light adında bir tiyatro oyunu. Daha sonra filmi de çekilen ve "Angel Street" adıyla da bilinen bu oyun, senaryosunun da etkisiyle bu terime adını veriyor. Filmde Jack ve Bella adlı bir çift var. Jack her gece evdeki gaz lambasını bir önceki güne göre giderek daha fazla kısıyor, bu durumdan habersiz olan Bella da ne zaman "Gaz lambası giderek daha mı az ışık veriyor?" dese Jack'ten sert tepkiler alıyor. Bu şekilde Bella'nın kendine olan özgüvenini sarsmaya çalışan Jack, olaya dahil olan bir dedektif nedeniyle bu planında başarısız oluyor.

       Tam olarak Türkçe bir karşılığı olmayan Gaslighting, karşıdaki insana çeşitli oyunlar oynayarak zamanla kendisinden şüphe etmesini sağlamasına yönelik olan bir psikolojik işkence/manipülasyon yöntemi olarak biliniyor. Genellikle narsistler ve sosyopatlar tarafından uygulanan bu yöntemin korkunç olan tarafıysa kurban tarafından fark edilmesinin neredeyse imkansıza yakın olması. Bunun nedenlerinden biri de sevdiğimiz insanlara güvenmemiz ve sözlerine inanma eğiliminde olmamız.

       Bu eylemi yapan insanların genelde tek bir amacı oluyor: Karşı tarafı kendisine bağımlı hale getirmek. Gözlemleri ve düşünceleri sürekli yalanlanan kurban, belli bir zaman sonra kendi zihnine düşman haline geliyor. Her yapacağı hareketin, her kuracağı cümlenin, her düşüncesinin yanlış olacağını düşünmeye başlıyor ve karar alma yetisini kaybediyor. Zamanla kendine olan şüphesi iyice artan kurban, bütün kontrolü karşı tarafa bırakıp iyiden iyiye kendi köşesine çekiliyor. İşler bu noktaya kadar geldiğinde geri dönülmesi iyice imkansızlaşan bir yola girmiş olan kişi, çevresinde güvenebileceği tek insan olarak karşısındakini görüyor ve o ne isterse onları yapmaya başlıyor.

       Temelde yatan üç ana yöntem bulunuyor. Bunlardan birincisi, sözlü şekilde bir şeyleri ifade edip bu bilgileri her seferinde tekrardan, bu sefer farklı şekillerde anlatmak. Böylece karşıdaki kişinin algılarını allak bullak etmek amaçlanıyor. İkinci yöntem ise fiziksel; sürekli evde bulunan şeylerin yerlerini değiştirmek ve bir süre sonra olması gereken yerlerine tekrar koymak. Böylece eşyayı ilk başta ait olduğu yerde göremeyen ama bir süre sonra tam orada bulan kurban, bu durumdan bahsettiğinde "Ne saçmalıyorsun, hep oradaydı o" tepkisi alıyor. Bu durum zamanla yine kendisinden şüphe etmesine yol açıyor. Üçüncü yöntem ise bir olayın detaylarından bilinçli olarak bahsetmemek, daha sonrasındaysa önceden bahsetmiş gibi konuşmak ve karşıdaki insana hafıza kayıpları yaşadığı vurgusunu yaparak aklını bulandırmak üzerine.

       Diğer yöntemlere bir örnek vermek gerekirse; karşıdaki kişiyle önce sert bir ses tonuyla konuşup daha sonrasında bunu inkar etmek ve oldukça yumuşak bir ses tonuyla konuştuğunu, onun yanlış anladığını söylemek. Bu durumun devamında kurban her şeyi olumsuz anlamasıyla suçlanıyor ve zamanla karşıdaki sert konuştuğunda bile kendi kendine sadece yanlış anladığını, son derece normal bir konuşma yaşadığını söylemeye başlıyor.

       Bu manipülasyon yönteminin sınırları öylesine geniş bir alana yayılıyor ki, farklı şekillerde maruz kalmak maalesef mümkün. Örneğin bir başka yöntem de karşıdaki kişide aldatılıyormuş hissi uyandırmak. Sürekli aynı kişiden, normal olmayan bir şekilde bahsettikten sonra doğal olarak şüphelenen kurban bu şüphesini ortaya döküyor. Bu noktada manipüle eden kişi sert bir tavır kullanarak güvensizlik suçlamaları yapmaya başlıyor, işi daha da ileriye götürerek kurbanın zihninde kendi kendisine olan güvenini sarsacak düşüncelerin oluşmasını sağlıyor. Kafasında bu düşünceleri kurgulayan kurban zamanla problemli biri olduğunu düşünmeye başlıyor ve gerçekten aldatılsa bile bu düşünceyi sadece kafasında kurduğunu düşünerek kendine kızıyor.

        Bir diğer yöntem de kurbanla sürekli dalga geçip, daha sonrasında çok alıngan olmakla suçlamak. Bu hareket sürekli tekrarlandıkça kurban aşağılanmayı kabullenmeye, kötü hissettiğinde "Sadece espri yapıyor, ciddiye almamam gerek" demeye başlıyor.

     Yani olayın temelinde yatan şey, karşıdaki insanın güvenini ve sevgisini suistimal ederek zamanla özgüvenini ve özsaygısını yaralamak. Bu manipülasyonun uygulanma şekilleri farklılıklar gösterebiliyor.

 

        Erkeğin kadına uyguladığı manipülasyona örnek günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız hatta beklide yaşadığımız bir olay olan erkeğin tanışmak için ve tanışma sürecinde harcadığı çaba ,kadına verdiği değer yerini ilgisizliğe, gereksiz eleştiriye, hatta aşağılamaya bırakıyor .Özellikle aşağılık kompleksi sonucu narsist özellikler gösteren erkek kadınını takdir edip desteklemediği gibi başka kadınlara iltifat edip , takdir ederek dikkat çekmeye çalışabiliyor .Hatta kariyer anlamında kadının rakibi olan diğer bir kadını bile destekleyebiliyor. Erkek girdiği ortamlarda diğer kadınlara ( bu servis yapan garson, mağaza görevlisi ya da herhangi başka bir kadın olabilir ) kendi kadınına göstermediği kibarlığı ve ilgiyi gösteriyor ve kadın bu durumdan rahatsız olduğu takdirde kıskançlık ve özgüven eksikliğiyle suçlanıyor. Bununla birlikte genellikle ortamdaki diğer kadınlara düşman hale geliyor ya da hiç tepki vermeden durumu kabullenmeye çalışıyor.( Burada amaç diğer kadınların hayranlığını kazanarak hem ego tatmin etmek hem de kadına bu durumu göstererek kıskandırmak )Erkek kadının aşırı kıskanç ve çılgın bir karakter olduğunu desteklemek ve hatta diğer insanları da  buna inandırmak için  bu durumu ailesine, arkadaşlarına hatta kadının kendi arkadaşlarına ve ailesine de anlatıyor . Böylelikle kadın çevresindeki diğer insanlardan da uzaklaşmaya başlıyor .Kadın sürekli olayları abartmakla, paranoyaklıkla ve olmayan senaryolar yazmakla suçlanıyor .İçten içe kaybetme korkusu yaşayan erkek zamanla kadını sıradan biri olduğuna, güzel olmadığına inandırmaya başlıyor .Kadının ekonomik durumunu, çalıştığı işi hatta geldiği kültürü dahi küçümseyerek özgüvenini her gün biraz daha kaybetmesine sebep oluyor . Sıradan birisi olduğuna, işe yaramadığına hatta çirkin olduğuna inanan kadın erkeğine bağımlı hale geliyor böylelikle erkek otomatik olarak çevresindeki rakiplerini elemiş oluyor .Kadınını kaybetme korkusu zamanla azaldığı için psikolojik şiddeti ve saygısızlığı gün geçtikçe artıyor , daha rahat tavırlar sergileyeme başlıyor .

       Bilmeniz gereken bir olayı ya da önemli bir detayı sizden saklıyor .Örneğin gittiği bir yeri, konuştuğu ya da karşılaştığı bir kişiyi bilmek isteyebileceğinizi bildiği halde sizden saklıyor, siz bu durumu öğrenip neden bana bundan bahsetmedin diye sorduğunuzda size bunu daha önceden söylemiş olduğunu çok emin bir tavırla ifade edip kendinizden ve hafızanızdan şüphe duymanızı sağlıyor .Paranoyaklıkla suçlanacağınızı bildiğiniz için daha fazla üzerine gitmeyip susmayı tercih ediyorsunuz …

      Diğer bir manipülasyon şekline anne ve babaların çocuklarına uyguladıkları baskı ve otorite ile kendilerine bağımlılık yaratma olayını örnek verebiliriz. Annenin ( ya da abla, hala, teyze vs ) oğluna olan aşırı sevgisi ve kaybetme korkusu  çocuğunu kendisine bağımlı hale getirmek uğruna türlü oyunlar oynayıp entrikalar çevirmesine yol açabiliyor . Anne oğlunu daima çok saf ve iyi kalpli olduğuna bu yüzden çevresindeki kadınlar tarafından rahatça kandırılabileceğine, kullanılabileceğine hatta tanıştığı her kızın ‘’ kötü kız ‘’ olduğuna inandırıyor .Anne eşinden sonra en çok sevdiği erkek olan oğlunun kendisinden başka bir kadını sevebilme ve mutlu olabilme düşüncesine dayanamıyor.

      

        Peki kurban kendisine bu denli psikolojik şiddet uygulanırken neden bu kişiden uzaklaşmıyor ? Çünkü aslında bu şiddetin farkına varmıyor ve zaten çoktan kendine olan özgüvenini kaybetmeye başlamış oluyor .Çoğu zaman sevdiğimiz insanların hatalarını görmek yerine kendimizi suçlamayı tercih ederiz çünkü kendimizi suçlamak sevdiklerimizin kusurlarını görmekten daha az acı verir bize .Sizi kaybetme korkusu olmayan,sevginizde bulduğu güveni saygısızlığa dönüştüren birini şaşırtmak sizin elinizde . Unutmayın,hiç kimse vazgeçilmez değildir …

                         SİZE SIRADAN BİRİYMİŞSİNİZ GİBİ DAVRANAN HİÇ KİMSEYİ SEVMEYİN

                                                                                                                          OSCAR WILDE

Bu yazı toplam 2976 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim