• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C

Her şey o ‘ikinci dönemde’ oldu

Mehmet Y. Yılmaz
ESKİ Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Necdet Özel’in, TBMM Darbeyi Araştırma Komisyonu’nun yazılı sorularına verdiği yanıtlarda ilginç bir değerlendirme var.

Necdet Özel, Fetullahçılar ve diğer dini cemaatlerle TSK’da verilen mücadeleyi üç döneme ayırıyor.

1– Ekim 2010 öncesi dönem.

2– Ekim 2010-2013 sonu dönemi

3– 2014–18 Ağustos 2015 dönemi. (Ağustos 2015, Özel’in emekliye ayrıldığı tarihtir.)

Özel, Ekim 2010 tarihinden önce, Silahlı Kuvvetler’de bu tür bütün yapılanmaların “dini değerleri istismar eden gruplar” olarak değerlendirildiğini ve bu dönemde 1166 personelin TSK’dan ilişkisinin bu nedenle kesildiğini, bunlardan 400’ünün de Fetullahçı olarak değerlendirildiğini söylüyor.

İkinci dönem olarak belirlediği tarih aralığını kendisi açmamış ama bu dönem, Anayasa değişikliği ile HSYK’nın ve yargının Fetullahçılara teslim edildiği tarih ile 17–25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarıyla AKP ile Fetullahçıların deyim yerindeyse “kanlı bıçaklı” oldukları tarihe işaret ediyor.

Özel’in bu dönem ile ilgili değerlendirmesi şöyle:

“Devletimizin resmi belgelerinde, tehdit değerlendirmesinin değiştiği, cemaat ve tarikatların faaliyetlerinin güvenliğimize tehdit oluşturmadığı görülmüştür. Hatırladığıma göre bu dönemde hakkında işlem yapılan personel olmamıştır.”

Özel’in bu ifadeleri, TSK’da başlayan “özel bir dönemi” atlıyor.

Bu dönem aynı zamanda, TSK içindeki büyük tasfiyenin gerçekleştirildiği dönemdir.

Ergenekon ve Balyoz davalarıyla başlayan süreçte, ordudaki gizli Fetullahçıların önünü açmak için önce hapse atılan, sonra emekli edilerek tasfiyeye tabi tutulan subaylar dönemi!

O dönemi hatırlayalım: Eğitimi, liyakati nedeniyle önü açık, ileride ordu komutanı, kuvvet komutanı, genelkurmay başkanı olabilecek çaptaki subayların tasfiye edilmekte olduğu, çok yazılıp çizilmişti.

O sırada iktidar, Fetullahçılarla kol kola, el ele vermiş, bu davaların savcılığını yapıyordu.

Özel’in üçüncü dönem olarak tanımladığı, yani Fetullahçılar ile hükümetin arasının bozulmasından kendisinin emekliye ayrıldığı döneme kadar olan süreçte yapılan soruşturmalarda “hiç Fetullahçıya” rastlanmamış!

Neden rastlanmadığı bir bilmece değil elbette.

Özel’in ikinci dönem diye tanımladığı dönemdeki büyük tasfiyenin ardından, kritik makamlara Fetullahçılar getirildi ve onlar da daha sonraki soruşturma döneminde tarikatçı subayların ordudan ayıklanmasına engel oldu, soruşturmayı baltaladı.

Eğer ordunun kendi iç düzeni bozulmamış olsaydı, bugün darbe girişimi nedeniyle hapiste olan subayların çoğu ya tarikat ilişkileri belli olduğunda ordudan atılmış olacaklardı ya da zaten terfi edemeyerek emekliye ayrılacaktı.

15 Temmuz’un temelleri, “aynı menzile farklı yollardan gittikleri” Fetullahçılara “ne istedilerse verildiği dönemde” atıldı.

Şimdi son çıkan KHK ile emir-komuta zincirini tamamen bozacak, terfi düzenini siyasallaştıracak, başka türlü tarikatlara da TSK içinde yuvalanma olanağı verecek bir dönem başlıyor.

Günün birinde bir başka emekli genelkurmay başkanının, ordudaki bozulmayı ve olası kalkışmaları bu döneme bağladığını duyarsanız hiç şaşırmayın.

HÂKİM VE SAVCI KALİTESİ DÜŞECEK

BENİM üniversitede okuduğum yıllarda hukuk fakültesini bitirmek zor bir işti. Biz de SBF’de hukuk okurduk ve sınavlardan geçebilmek için 10 üzerinden 7 almamız gerekirdi ama hemen yanı başımızdaki Ankara Hukuk’taki arkadaşların sabahlara kadar ders çalıştıklarını, uyumadan sınavlara girip çıktıklarını bilirim.

Sonra pıtrak gibi hukuk fakülteleri açıldı, o kadar doktoralı öğretim üyesi bulmak zor olduğu için de derslere “uzmanların” girdiğini gördük, hukuk eğitiminin genel kalitesi düştü.

Oysa hukuk eğitimi, dünyanın her yerinde en ağır eğitimlerden biridir.

Çünkü bu eğitimden geçenler adalet sisteminin iki yanında yer alırlar, savunmacı ya da iddiada bulunup yargılayan olarak.

Adalet de bir hukuk devletinin temel direğidir, o yıkılırsa birçok şeyi de peşinden sürükler.

Bizde de savcı ya da hâkim olabilmek için yazılı sınavda 100 üzerinden en az 70 puan almak gerekiyordu. En az 70 alanlar içinden, kadro sayısının iki katı fazla aday çağrılır ayrıca bir sözlü sınava tabi tutulurlardı.

Bu cümleleri “geçmiş zamanda” yazdım çünkü son çıkan kanun hükmündeki kararnameyle yazılı sınavda en az 70 almış olmak zorunluluğu kaldırıldı.

Belli ki elek genişletilecek ve 100 üzerinden 50’yi zor alabilmiş olanlar da mülakata çağrılabilecek ki hâkim ve savcı kadrolarını yandaşlarla doldurabilmek mümkün olsun.

Bütün yargıç ve savcıları en azından yüksek lisanslı düzeye getirmek için çabalamak yerine şimdi kalite daha da düşürülecek.

VALİ OLMAK ÇOK KOLAY

ADANA Valisi, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın 25. kuruluş yıldönümü nedeniyle İdil Biret eşliğinde vereceği konseri iptal etti.

Sebep şu: “Ülkemizde meydana gelen terör olayları nedeniyle, Adana’nın kurtuluşunun 95. yıldönümü programında yer alan bazı etkinlikler Valilik kararıyla iptal edilmiştir.”

Bu devirde vali olmak ne kadar kolay.

Güvenlik için önlem alacağına etkinlikleri iptal et, kurtul.

İyi de hani evlerimize kapanmayacaktık, hani teröre teslim olmayacaktık?

Yoksa işin püf noktası Adana’nın 95. kurtuluş yıldönümünde yapılacak konuşmalar mı?

Bu yazı toplam 617 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim