Yine Bodrum'u karıştırdı!

Demet Akalın Bodrum'da hayranlarını şoke etti. Club Catamaran'da sahneye çıkan Akalın, üç şarkıdan seslendirdikten sonra sürat motoru ile ayrıldı.

Neslişah yüzünü gizledi!

Evliliği geçtimiz günlerde tek celsede biten Neslişah'a bekarlık yaramamış

Bodrum'da aşk başkadır!

Bekir Aksoy ve sevgilisi Alex meraklı bakışlara aldırmadan aşklarını son sürat yaşıyorlar.

'Risk almayı seviyorum'

Hamile olduğunu açıkladığından beri gündemden düşmeyen Asuman Krause gerek özel hayatı gerekse iş hayatıyla ilgili ilginç itiraflarda bulundu...

Kuzey tatilde!

Her yıl Bodrum’da aynı şezlongta güneşlenmesiyle bir dönem sürekli gündeme gelen manken ve oyuncu Çağla Şıkel, bu kez oğluyla birlikte tatil yapıyor.

Beren'den yağmur frikiği!

Beren Saat, önceki gün Nişantaşı’ndaydı.

Çok kızdı!

Esin Maraşlıoğlu, önceki gün bir gençle Bebek’teki Lucca adlı mekanda samimi şekilde görüntülenince çok sinirlendi.



Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Kendini hala yönetmen sanan yalancı
Kendini hala yönetmen sanan yalancı
Ahmet Kekeç, Erüuğrul Özkkök'ün ipliğini pazara çıkardı

06 Mart 2010 Cumartesi 20:48

Ahmet Kekeç, Ertuğrul Özkök'ü eleştirmiş bugün... Geçmişte yaptıklarını dökmüş ortaya... Nedeni de, Özkök'ün geçen akşam 32. Gün programında söylediği sözler...

Ertuğrul Özkök, 32. Gün'de, 'Darbeleri savunmadım, darbe olursa gazeteciliği bırakırım' demişti. O akşam programı izleyen Ahmet Kekeç, Ertuğrul Özkök'ün bu sözlerini değerlendirdi.

Özkök'ün 'yalancı' olduğunu belirten Kekeç, Özkök'ün genel yayın yönetmeni olduğu dönemde, 12 Eylül darbesi ve 28 Şubat destekçisi olduğunu yazdı.

İşte Kekeç'in o yazısı;

(...) Ben, yeni süreci “tahkimatla” geçirir diye kuruyordum ama o “aktör” olmayı tercih etti. Hâlâ kendisini Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni sanıyor. Hâlâ akıllar fikirler dağıtıyor. Hâlâ tehlikeli oyunlar oynuyor. Hâlâ bütün ilgilerin üzerinde olmasını istiyor.

Bakmayın “Nehir kenarında oturuyorum” filan diye araya yabancılaştırma efektleri sokmasına... Durumunu kabullenmekte güçlük çekiyor...

Eh, insandır...

Herkes her duruma adapte olamaz. Herkes her durumu kabullenemez.

Fakat, yeni durumuyla birlikte, başka durumlar da peyda oldu kendisinde:

Bir, yalan söylüyor.

İki, “ hafızasız adam”ı oynuyor.

Belki de hafızasızlığımıza güveniyor, bilemiyorum.

Üç, “alemi kör, milleti sersem” sanıyor.

Dün gece (ya da önceki gece) Mehmet Ali Birand'ın 32. Gün programında izledim... Bir sürü şey anlattı. Günah çıkardı. Özeleştiri yaptı. Bazı itiraflarda bulundu. Samimiydi... Belki de “samimi adam”ı oynuyordu.

Sonra da, niyeyse, yalanlara başladı...
Mesela, hayatı boyunca hiç askeri darbeyi savunmamış...

Hadi, “İyi ki 12 Eylül oldu” cümlesiyle başlayan Evren ve 12 Eylül güzellemelerini saymayalım... Tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat'ın basındaki en büyük destekçisi, “manşet atıcısı”, tamama erdiricisi kimdi?

Bu kadar karargâh çıktısını, bu kadar andıçı ben mi yayınladım?

Darbeye meşruiyet atfeden manşetleri ben mi attım?

Her şeyin hukuktan ibaret olmadığını ben mi söyledim?

Ben mi Pakistan Yüksek Mahkemesi'nden “darbeye cevaz” aradım?

Ben mi “Topyekün savaş” çığlıkları attım?

Ben mi insanların arkasından “Vay şerefsiz” diye ünledim?

Ben mi Ergenekon'a mazeret üretip duruyorum?

Bir de diyor ki, “Bu ülkede darbe olursa ben gazeteciliği o gün bırakırım. Çünkü ertesi gün yazacağım yazıyı yayınlayamam. Yayınlayamayacaksam da yazmam daha iyi... 28 Şubat'ta ben Çiller'in Erbakan'ın kanunsuz uygulamalarına karşı mücadele ettim.”

İyi ettin de...

Kanunsuz uygulamalar Çiller ve Erbakan'ın yaptıklarıyla mı sınırlıydı?

Askerin kanunsuz uygulamalarına karşı ne yaptın?

Brifingler, sürek avları, susturulan gazeteciler, sermayenin renklere bölünmesi, andıçlar, lahikalar, eylem planları, “tanklı kariyerli darbe gösterileri” karşısında ne yaptın? Meslektaşlarını hedef göstermek dışında, hangi demokratik çıkışı gerçekleştirdin?

Patronun Aydın Doğan, “1997 yılında ordunun baskısı sonucu istifaya zorlanan hükümete karşı benim medya organlarım savaş verdi...” diyordu.

Sen de bu savaşın içindeydin ve “darbenin tedvirine” memur yazılmıştın.

Neden yalan söylüyorsun?

Hadi biz salağız... Ne desen inanırız...

Peki, tarihi nasıl kandıracaksın?

İşte arşiv orada duruyor...

Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
Kategorideki Diğer Haberler
BÜTÜN GAZETELER

Çok Okunanlar
ANKET
Son zamanlarda hayatınızın rengi nedir?
Son zamanlarda hayatınızın rengi nedir? anketi
Oylamaya Katıl »


» RSS
| Copyright © 2008 haberkonseyi.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
   

.