• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C

'Gördüğün kadarını düşünebilmek yerine, düşünebildiğin kadarını görebilm

Reha Muhtar

Özündeki sonsuz ve sınırsızlığı hissedemeyen madde batağında boğulur...

 
***
 
Sen "sen"liğini bırak...
 
Ben "benliğimi"...
 
'Sen'siz; 'Ben'siz olalım...
 
'Hiç'likte buluşalım...
 
***
 
Sınav yukarıdan yazılı kağıtta, test usulü gelmeyecek...
 
Malına, etiketine, en yakınlarının başına gelecek olaylar şeklinde gelişecek...
 
***
 
Gördüğün kadar düşünmek yerine; düşünebildiğin kadarını görebilmektir amaç...
 
***
 
Seven, sevdiğine varlığını teslim edip, Onda yok olduğunda 'ikilik' kalkar...
 
***
 
Cennete giriş takdire; İçindeki mertebe de kişiden açığa çıkacak uygulamalara bağlıdır...
 
***
 
Vicdanına hesap vermekle; Allah'a hesap vermiş olacaksın...
 
***
 
Ne zaman ki bu bedeni yitirir...
 
Bir ruh yapı içinde yalnızca bilinç olarak varlığımızı hissederiz; O zaman neler kaybettiğimizi anlarız!..
 
***
 
İnsanın doğal davranışı, bildiklerine göre değil, kavradığı kadarına göre oluşur...
 
***
 
Okyanustaki balık için "su" bitmez tükenmez olarak algılanmasına rağmen: balığa dünyayı kuşatan gerçeğin "hava" olduğunu bir türlü anlatamazsınız...
 
***
 
Bir gün gelecek Allah'ın varlığında "yok" olduğunuzu fark edeceksiniz...
 
Ve cehenneminizin ateşi sönecek...  
 
'Yok' olduğunuzu fark ettiğiniz zaman, aynada kendinizi mi göreceksiniz; yoksa kendiniz 'yok' olacak ayna mı 'baki' kalacak?..
 
***
 
Seni yaşatanlar, bir ömür boyu yaşatır...
 
Ama sonunda helakın mukadderdir...
 
Seni ölmeden önce öldüren Dost'undur...
 
***
 
'Teslimiyet' demek, kişinin kendisini İLİME İRFANA teslim etmesi demektir...
 
Ayakkabı boyayıp, havlu tutmaya teslimiyet demek değil...
 
***
 
Mutlak olan takdir edilen yaşanacaktır... Tüm tedbirlerle beraber...
 
***
 
İnsan; beynindeki veri tabanının sentezlerini yaşamaktadır otomatik olarak HER AN...
 
***
 
Herkes mazeretin geçerli olmayacağı bir boyutta yaşamının sonuçlarına katlanacak... Bunu bilerek dilediğiniz gibi yaşamaya devam ediniz...
 
***
 
Yargılama Allah'a mahsustur...
 
***
 
İnsanın bilinçli yaşamı, idraki kadardır... İçgüdüsel davranışlar, idraki kadar kontrol altına alınırlar...
 
***
 
Yaşam ve Dünya devam ediyor...
 
Dünya için çalışıp, geçimini bağımsız temin edecek duruma ulaşamazsan, insanların kölesi olursun ve o zaman hiçbir şey yapamazsın...
 
***
 
İnsan için, iyi, kötü, güzel veya çirkin sıfatlarını veren bir başkasıdır...
 
Aslında herkes kendine GÖRE'dir...
 
***
 
Azap veya mutluluğun kaynağı, birimlerin birimsel varlıkları içinde, birbirlerine bakmalarından ve bu bakış açısından hasıl olan değerlendirmelere saplanmalarından doğar...
 
***
 
İsimlerle, nereyi yakalamaya kalkarsan; oradan eli boş dönersin...
 
***
 
Hiç değilse insani birim olduğunun farkında olan birini bulmalısın ki; senin deney ve gelişmene faydalı olsun...
 
Hem de sen ona yararlı olabilesin...
 
***
 
Gerçekte türlü isimler altında hep O'nu görüyorsun...
 
***
 
Algılama kapasitendeki sınırlılığın getirdiği varsayımla; TEK'i bölüyorsun...
 
'Zahir' ve 'Batın' çıkıyor ortaya... 
 
***
 
Varlık birimler arasındaki fark; onlardaki 'canlılık' yönünden değil, 'akıl' yönündendir...
 
***
 
Ölüm sonrası insanlar; dünyada edindikleri şartlanmaları ve kendileri tanıdıkları ölçüde davranışlarını, otomatik olarak ortaya koyarlar...
 
Uykuda gördükleri rüyada olduğu gibi...        
 
***
 
İnsanlar; gerçekleri şartlanmalar ekseninde değerlendirme yoluna gittikleri için, yollarını sapıtırlar...
 
Çeşitli varsayım bataklıklarında, ömürlerini heba edip giderler...
 
***
 
İyi...
 
Kötü...
 
Hoş...
 
Nahoş...
 
Şeklindeki değerlendirmeler, toplumun sizi o yönde şartlamasından kaynaklanır...
 
***
 
Kendini bilen kişi; ne 'yaz'ı 'kış' yapmaya çalışır...
 
Ne de 'kış'ı 'yaz' haline getirmeye...
 
***
 
Her şeyi baştan sona anlatamayanların; komplike bir fikir sistemi olmayanların, başkalarına yol gösterici olmaya hakkı yoktur...
 
***
 
Yol boyunca birçok merhaleler katedip, çeşitli makamlardan geçerek, sabrımız nispetinde gerçeğe ereceğiz...
 
***
 
Yaradılmışlar arasında fark görmeyi kaldırdıktan sonra, yapılacak ikinci iş, verenin huzurunda verilenlere vasıta olmaktır...
 
***
 
Yaradan her şeyi güzel ve kemal üzere yaratmıştır...
 
Ancak şu var ki;
 
Onlara bakanlar gözlerindeki rengarenk camlı gözlükleri çıkarmak zahmetine katlanıp, gerçeği çıplak gözle görme lütfunda bulunabilsinler...
 
***
 
Basiretinde varlıkların çokluğu yoktur...
 
Gözde çokluk vardır...
 
***
 
ALLAH VE DİN ADINA hükmetmek, kimin yetkisindedir?..
 
***
 
Arpa dağıtıp, altın toplayamazsın...
 
Altın dağıtıp; irfana eremezsin...
 
Zulüm yapıp, rahmet bekleyemezsin...
 
Bina yapıp, ilim alamazsın...
 
***
 
'Anlayış ve değerlendirmelerde yenilenme' var... Ama İlahi Sistem ve Düzen'de yenilenme yok...
 
***
 
'Yaradılan'ın neyi var ki birbirine muhtaç olmasın?..
 
Ama onları 'Yaradan...'
 
İşte O'nu 'dost' seç kendine...
 
***
 
Dününden pişmanlık duymayan en büyük saadete ermiştir... 
 
***
 
Senin bizzat arzularınla gelişen 'hırs'ın, senin 'şeytanın' olmuştur...
 
Arzuları kalmamış bir bir kişinin ihtirasları da olmadığı için şeytanı 'müslüman' olur...
 
***
 
Bil ki vade tamam oldu ve vakit geldi...
 
Artık herkesin MUTLAK BİRLİK yolu üzerinde buluşma vaktidir...
 
Bu yol öyle bir yoldur ki, bu yolda ne mezhep ne tarikat ayrılıkları bulanacaktır..."
 
Ahmed Hulusi...

Bu yazı toplam 418 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim