• BIST 90.186
  • Altın 232,474
  • Dolar 6,0706
  • Euro 6,9256
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 27 °C

Et Yemenin Ahlaki Boyutu

Zuhal Şengül

Bildiğiniz gibi daha önceki yazılarımda siz değerli okurlarımızla et ve süt ürünlerinin reklamlarda bize gösterilen ve diretilenin tam aksine insan vücudu için ne denli zararlı olduğunu ve yaşamak için hayvansal gıdalara gerek duyulmadığını bilimsel olarakta kanıtlandığını paylaşmıştım. Peki hayvansal ürünlerin sağlığımız açısından büyük bir tehdit oluşturmasının yanı sıra ahlaki boyutu nedir ?

Haberlerde sokak hayvanlarına eziyet edildiğini duyduğumuzda lanetler yağdırırken tabağımızdaki köftenin ya da kuzu pirzolanında bir zamanlar neşe içinde koşan,annesi olan ve ölümden korkan masum bir hayvan olduğu hiç aklımıza geliyor mu? Çin'deki köpeklerin öldürülüp yenmesi ile bizim ülkemizde bir kuzuyu ya da tavuğu yememizin hiçbir farkı yoktur ...Vegan olmadan kendimizi hayvan sever olarak göremeyiz, çünkü hayvanlar sadece kedi ve köpeklerden ibaret değildir. Çeşitli dini ve kültürel sebeplerden dolayı bunu idrak edemeyip bazı hayvanların ölümünü normalleştirip katliamı süpermarketlerden buzdolabımıza sonrada tabağımıza taşısakta her canlı eşit yaşam hakkına sahiptir. Sizce çocuğunuz sadece birkaç dakikasını bir mezbaha da geçirseydi bir daha sosis yermiydi ? Ya da sizin gerçeklerle yüzleşmeye cesaretiniz var mı? Eğer varsa lütfen birkaç dakikanızı bir kesim evinde geçirip yemeğinizle yüzleşin. O'nun gözlerinin içine bakın ve diyin ki ''Kusura bakma benim 5 dakikalık damak tadım senin hayatından daha değerli ''Sizce hiçbir damak zevki,moda anlayışı ya da yaşam şekli bir canlının hayatından daha değerli olabilir mi?Ve size şunu hatırlatmak istiyorum insani kesim diye birşey yoktur,ölüm ölümdür.                                                       

Şimdi size milyarlarca insanın hayatını değiştirecek kadar güçlü.tamamı okunmaya cesaret edilemeyecek kadar gerçekçi ve rahatsız edici olan A.Gail Eisnitz'in Slaughterhouse (Mezbaha) adlı kitabından birkaç alıntı yapmak istiyorum… Aşağıda yazacağım bölüm gerçek bir mezbaha çalışanının sıradan bir iş gününde mezbahada neler olduğunu anlatması ile derlenmiştir ...

Bir mezbaha çalışanının tanıklıkları ,

Bu domuzlar haşlama tanklarına atılır, suya çarpar çarpmaz bağırıp çığlık atmaya başlarlar. Bazen öylesine debelenirler ki tanktan dışarı su atılır… eninde sonunda boğulurlar. Hayvanları suyun altına iten bir hareketli bir kol var, dışarı çıkmaları imkânsız. Ama boğulmadan önce haşlanarak mı ölüyorlar bilmiyorum, çırpınmaları sona erene dek birkaç dakika geçiyor.”

“Size korkunç hikâyeler anlatabilirim… Mesela büyükbaş hayvanların başları giriş bölümünde sıkışınca işi halletmenin tek yolu hayvanlar hayattayken kafalarını kesmek oluyor.”

“Hayvanların zincire vurulduğunu, canlı canlı derilerinin soyulduğunu, vinçlerle kaldırıldıklarını gördüm. Sayamayacak kadar çok, hatırlayamayacak kadar çok gördüm. Sürekli devam eden bir süreç. Zincire vurulmuş hayvanların öldürülmeden önce başlarını sağa sola çevirdiklerini gördüm. Normalde kan akıtma bölümünde uzanıp yatıyor olması gereken yaban domuzlarının ayağa kalktığını gördüm. Haşlama tanklarında domuzların yüzmeye çalıştıklarını gördüm.”

“Domuzlar çok çabuk strese giriyor. Eğer elektrikli çubuklarla sürekli dürterseniz kalp krizi geçiriyorlar. Eğer kaydırma oluğunda üzerine korkudan pislemiş bir domuzun kalp krizi geçirdiğini ya da hareket etmeyi reddettiğini görürseniz o zaman et kancası alıp hayvanın anüsüne sokarsınız. Bu domuzları canlı canlı sürüklüyorsunuzdur, çoğu kez  et kancası anüsü yırtarak çıkar. Tamamıyla parçalanmış kalçalar, anüsler gördüm. Dışarı fırlamış barsaklar gördüm. Eğer domuz kaydırma oluğunun yakınlarında çökerse o zaman et kancasını hayvanın yanağına sokar ve onu çekip götürürsünüz.”

“Öldürme alanlarındaki domuzlar yanıma gelip bana burunlarını yavru köpekler gibi sürttüler. İki dakika sonra onları öldürmem gerekti- boruyla öldürene dek vurdum onlara.”

“Bazen domuzu kulağından yakalayıp kancayı doğrudan gözüne sokuyorum. Sadece gözünü çıkarmıyorum, bütün bütün devam ederek beynine dek kancayı sokup ucunu içeride çeviriyorum.”

“Öldürmekle kalmıyorsunuz sadece, ayrıca sert davranıyorsunuz, sıkı sıkı bastırıyorsunuz, hayvanı kendi kanında boğuyorsunuz. Burnunu koparıyorsunuz. Hâlâ hayatta olan bir domuz bu çukurun etrafında koşup, bana başını kaldırıp bakmıştı  ve ben de sopayı  indirdim, bıçağımı  çıkarıp, domuz orada dururken gözünü çıkarttım. Domuz çığlık çığlığa bağırdı.”

“O (işçiyi kastederek) onları tekmeler, sırtlarına vurur, yakalamak için elinden geleni yapar. Bu sene üç dirgen kırdı çoktan, hayvanlara saplarken kırdı. Gözüne mi vuruyor, başına mı kıçına mı vuruyor umrunda değil. Öylesine sert vuruyor ki ahşap kabzalar patlıyor. Domuzları sopalarla dövüyor.”

“Bazı adamların süpürge saplarını alıp ineklerin arkasına soktuğunu gördüm, süpürgeyle tecavüz ettiklerini gördüm onlara.”

“Kemikleri kırılana dek, inekleri yerlerde sürükledim, daha  ölmemişlerdi. Köşeye getiriyordum ve inekler kapı girişinde takılıp kalıyordu, arkaları kopana dek çekmeye devam ediyorlar işçiler o zaman, böylece kanları çeliğe ve betona dökülüyordu. Bacaklarını kırıyorlardı… ve  inek dili dışarı çıkmış ağlıyordu. Boynu kopana dek hayvanı içeri doğru  çekiyorlar.”

“Bir keresinde bıçağımı aldım- bıçak çok keskindi- domuzun burnunu kestim, sanki baloneymiş gibi. Domuz birkaç saniyeliğine delirdi. Sonra olduğu yere oturdu, aptallaşmış gibiydi. Sonra avucumu tuzla doldurdum ve hayvanın burnuna sürttüm. İşte o zaman domuz gerçekten çıldırdı, burnunu her yere sürtmeye başladı. Gene elimde az da olsa tuz kalmıştı- eldiven vardı elimde- bu sefer tuzu hayvanın anüsüne soktum. Zavallı domuz altına mı yapsın, kör mü olsun bilemedi.”
                                                                                 

facebook/veganoloji Vegan Peri

Bu yazı toplam 1176 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim