İlk çeyrekte % 11 büyüme gerçekleştiren Türkiye dünya rekoru kırmış durumda.Aardımızdan % 9.9’la Arjantin ve % 9.7 ile Çin gelmektedir. Tüketim ve ithalattaki büyümenin etkisi çok fazla, tüm Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD ekonomilerini canlandırmaya çalışırken biz soğutmanın yollarını arıyoruz. Büyümede tüketim derken perakende sektörünün etkisi bir kez daha ortaya çıkıyor (büyümede perakende ve tüketimin payı %17). Sözkonusu büyüme dünya rekoru kırarken aynı dönemde cari açığımızda oransal olarak rekor kırıyor.
Bundan sonra yapılması gereken her zaman önemle belirtiğimiz gibi ithalatı kısmaktan daha çok ihracatı artırıcı politikalara önem verilmesidir. Kurlar belli bir yüksekliğe ulaştığında ithalat kendiliğinden gerilemeye başlıyacaktır. Farklı ihracat destek tedbirleriyle cari açık problemi kendiliğinden çözülecektir. Uluslararası piyasalarda rekabet ettiğimiz ülkelerle işçilik, kur gibi faktörleri benzer koşullara getirebilirsek ihracatımız kesinlikle ithalatımızdan çok daha fazla artacaktır. Özellikle ihracata dönük işletmelerde istihdam üzerindeki vergilerde teşvik edici formüller geliştirebiliriz. Kapasite kullanımında birçok bölgede 2008 rakkamlarına yeni geliniyor, işsizlik oranı gerilemeye başladı. İthalatı azaltmak için yerli malı kullanımını teşvik edici özellikle kamu alımlarında yerli malı kullanılması şartının getirilmesi gibi önlemler dahi cari açığı azaltıcı etkide bulunacaktır.
Kalıcı yabancı sermaye girişi teşvik edilmeli sonuç olarak ihracatı, istihdamı arttıracak şekilde üretim desteklenerek sürdürülebilir büyüme sağlanmalıdır.
Tekrar önemle belirtirsek gelişmiş ülkeler bir yandan borç sorunlarıyla uğraşırken, diğer taraftan ekonomilerini nasıl canlandıracaklarını düşünürken biz kedemeli serinletme yöntemlerini düşünüyoruz.





