• BIST 88.672
  • Altın 221,352
  • Dolar 5,8256
  • Euro 6,6224
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 33 °C

Dünyayı ve Türkiye’yi kurtaran artistik programlar yok Paris’te...

Reha Muhtar

Aylardır Türkiye’de yüzden fazla televizyon kanalı arasında; film, futbol, basketbol, hentbol, tenis dışında hemen hiçbir kanalı açmıyor ve izlemiyorum...

Bir tür protesto benimkisi...

Bana televizyon programlarıyla dayatılan “gündemi” reddediyorum...

Kendi gündemimi, inatla sürdürmeye devam ediyorum...

Çocuklarımın hayatının da bu hesaplaşma ve recm gündeminin esiri olmaması için, yıllardır tek başıma, kendi aileme, “sinerji, sanat, spor, sevgi, estetik ve yaratıcılık dolu bir gündemi yaşatma mücadelesi veriyorum...”

***

Etrafın tüm rüzgarları, başka yönde eserken, tek başına kendi gündemine tutunmak, hiç o kadar kolay bir uğraş değil...

Yalnız kalıyorsunuz...

Yapayalnız...

Çevrede öyle bir fırtına var ki, kimse kendi gündemini sürdüremiyor...

Fırtınanın estiği yönde, savuruluyor...

Televizyonda siyasi tartışma ve sohbet programlarının, bütün geceyi kapladığı kanal sayısı kırk-elli civarında bugün Türkiye’de...

***

Dünyada böyle bir ülke var mı bilmiyorum...

Üç gün önce Paris’e geliyorum...

Kaldığım otel Paris’in sayılı otellerinden biri...

Film kanallarını, özel yayınları bir kenara bırakıyorum...

Normal televizyon yayını yapan kanalları açıyorum...

Dünyanın dört bir tarafından tam 108 adet televizyon kanalı yayını bulunuyor kaldığım otelde...

Ne enteresan bir tesadüf ki; 108 kanal arasında Türkiye’den tek bir televizyon kanalının yayını bulunmuyor otelde...

***

Şaşırıyorum...

Bu önemli değil...

Ben zaten Türkiye’den bir televizyon kanalını seyretmek için gelmiyorum Paris’e...

Tersine o kanallardan ve tartışmalardan kaçmak için geliyorum...

Fakat esas başka bir şeye daha fazla şaşırıyorum...

Bu kadar televizyon kanalı arasında dünyanın dört bir tarafındaki ülkelerin hiçbirinin televizyon kanalında “bizdeki türden bir tartışma ve siyasi hesaplaşma programı” görünmüyor...

Tüm televizyon kanallarını dikkatli bir gözle üç kez tarıyorum...

Hayır yok...

Ne böyle bir tartışma programı var...

Ne de bu tür tartışmalara zemin hazırlayacak bir program formatı...

*****

NOTRE DAME’IN KAMBURU VE DÜNYA GÜZELİ ESMERALDA...

Herkes hayatın sinerjisini bir başka taraftan yakalamaya çalışıyor...

O sırada Garou gözüme çarpıyor...

Notre Dame de Paris müzikalinin, Quasimodo’yu oynayan ve Esmeralda şarkısını söylerken bütün dünyayı büyüleyen Kanada’lı şarkıcı Garou’nun “mini belgesel şeklinde sunulan hayatına” takılıyorum...

Quebec’li şarkıcıyla, Paris’te Bateaux Mouches’ın güvertesinde yapılan ışıklı söyleşiyi izliyorum gecenin bir vakti...

Esmeralda parçasını you tube’dan indirenler, Notre Dame’ın Kamburu Quasimodo’yu oynayan muhteşem şarkıcıyı tanıyacaklar...

 

Garou’nun; 40’ından sonraki hayatında, özgeçmişine yaptığı yolculuğun kilometre taşlarını izliyorum...

*****

FRANSIZ KADINLARINDAKİ ESTETİK VE İNCELİK...

Hiç tartışmasız çok cezbedici bir stili var Fransız kadınlarının...

Böylesine incelmiş bir fiziksel estetiği nasıl sağladıklarını düşünüyorum... Fransız mutfağının olmazsa olmazlarından biri “mayonez...” İkinci olmazsa olmazı, “peynir...” Şarabı hiç saymıyorum...

Makarnayı da hakeza...

***

Böyle bir mutfak kültüründen, bu kadar ince fizik ve estetik nasıl mümkün oluyor bilmiyorum...

Paris bir yürüyüş kenti...

Geniş bulvarlar, yürüme sporu için özel olarak inşa edilmiş gibi duran tretuvarlar, nehir, esinti ve dinginlik...

Şehrin özeti bu...

Her Paris’li günde ortalama 4-5 kilometre, kendiliğinden yürüyor...

Ya metroda, ya yollarda...

Bu yürüyüşlerin etkisi görülüyor; incelmiş fizikte ve cezbedici estetikte...

Yine de bu kadarı yeterli değil, böylesine bir “estetik mucizesi için...”

 

Ötesinin nasıl gerçekleştiği; Fransız kadınına mahsus bir muamma... O muamma cezbedici bir gizem veriyor kadınlara...

*****

PARİS; BURALARA YILBAŞI GELİYOR...

Paris her zaman olduğu gibi, keyifli ve ışıl ışıl... Buralara Noel ve yılbaşı geliyor...

Her taraf yeni yılın ve Noel’in heyecanıyla dolu...

Champs-Elysee’yi ve tüm Paris’i boydan boya süslüyor ağaçlar, ışıklar ve süslemeler...

Her taraf ışıklı...

Gece kentin üzerine muhteşem ambiyansını yayıyor...

***

Sadece yürümek ve geceyi hissetmek istiyor insan...

Her tarafı ışıldıyor şehrin...

Süslemelerden yayılan ışıklar sanki Paris’in soğunu ısıtıyorlar...

Işıklarla süslü, aydınlatılmış kentte yürürken soğuk etkisini yitiriyor...

Paris’te gündüz, ışıldayan geceden daha soğuk hale geliyor...

***

Aileler yoğun biçimde göze çarpıyor bugünlerde Paris’te...

Karı koca ve iki çocuklu Fransız aileleri başkentin dört bir yanında dükkanlardan alışveriş ediyorlar... Restoranlarda yemekler yiyorlar...

Noel ailelerin buluştuğu bir bayram Hristiyan dünyasında...

Amerika’da yapılan son araştırma Amerika’lıların yüzde 80’inin Noel ve yılbaşını aileleriyle geçirdiğini söylüyor...

Paris’teki oranın buna yakın bir yükseklikte olduğunu gözlemliyorum...

***

Ben yılbaşını kısmetse annem ve babamlarla İstanbul’da geçireceğim...

Yılbaşı öncesi Noel’i yaşayan Paris, girmekte olduğumuz yılı her şeyiyle hissettiriyor şimdiden...

 

Kavgasız, gürültüsüz, keyifli ve sinerji dolu bir hayat tarzı egemen buralara...

Bu yazı toplam 459 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim