• BIST 87.143
  • Altın 219,609
  • Dolar 5,8507
  • Euro 6,6489
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

Bölüm 2: Bazen de efendi gibi vazgeçebilmeli insan

Zuhal Şengül

 Aradan bir ay geçmişti , bir akşam vakti spordan eve dönerken telefonum çaldı … Telefondaki ses ;

 - Zuhal , selam bu kadar geç aradığım için üzgünüm ‘’ dedi , ben kimin aradığını gayette anlamış fakat yinede soğuk kanlı bir şekilde ;

Ha selam naber ? Olsun sorun değil … ‘’ dedim …

O gece numaramı alıp pantolonunun cebine koymuştu ve  unutup pantolonunu temizleyiciye vermişti . Temizlik sorasında silinen numaraları tahmin ederek birkaç  yanlış numarayı arayıp sonunda bana ulaşmıştı ! İkimizde kibarca tanıştığımıza memnun olduğumuzu söyleyip telefonu kapattık.

            Ertesi gün yine aradı , akşama hazırlan sana bir süprizim var dedi ,ısrarla ne olduğunu sorsamda söylemedi .Akşam şöförünü gönderip beni evimden aldırttı. Arabaya bindiğimde arka koltukta oturan küçük tatlı bir köpek vardı . Köpeği kucağıma aldım , şehir dışına doğru 2 saat yolumuz vardı . Varış noktasına doğru yaklaştıkça heyecanım daha da artmıştı .Umarım salakça birşey yapmam diye geçirdim içimden , sonuçta O ‘ da gözümde  aslında fazla büyüttüğüm normal bir insandı .O ‘ nun olduğu eve varmıştık , o sıralar çok popüler olan bir yönetmenin filminde başrol oynuyordu ve beni de film setine çağırmıştı .

            Kapıya doğru yürürken kucağımda ki köpeğine daha bir sarıldım ve kapıpıyı çaldım . Birkaç saniye sonra kapıyı açtı .Belli ki can alıcı bir sahne çekiyorlardı çünkü üzerinde smokin vardı . Yanılmıştım , tam da gözümde büyüttüğüm gibiydi ve kalbim hızla çarpıyordu .Beni yanağımdan öptü ve içeri çağırdı . Filmi çeken o ekranlardan tanıdığım yönetmen arkadaşı ve diğer oyuncularla tanıştırdı . Ara vermişlerdi ,yönetmen arkadaşı yanıma yaklaşıp ‘’ Güzel bir yüzün var bunu kullanalım bence ‘’ dedi . Ben ‘’ Ben pek yetenekli birisi sayılmam

pişman olmayasınız ‘’ dedim .O ‘ nun için oradaydım ve gözüm başka birşeyi görmüyordu .

          Gecenin geç saatlerine doğru çekim bitti , benim kalacağım klübeye doğru yürürken sohbet ediyorduk .  Küçük bir evi andıran klübenin kapısı açıktı içeri girip çantamı yatağın üzerine bıraktım . Aynı odada olmaktan biraz rahatsız biraz ne yapacağını bilmez bir halde banyoya girdim , aynada saçlarımı düzeltirken . arkamdan usulca gelip belime sarıldı ve aynadaki görüntümüze bakıp ‘’ Sanki çok mu yakışıyoruz ? ‘’ dedi .O anda yanaklarım alev alev yanmaya başladı ve bu durumu saklamaya çalışarak ‘’ Haydi gel biraz oturalım ‘’ dedim . Uzun uzun sohbet ettik , O kendinden , ben kendimden bahsettim . Gerçi çokta konuşulacak bir yanım yoktu benim , tahmin edersiniz ki sıradan biriydim … Konunun konuyu açtığı ve saatin sabahı gösterdiği bir zamanda ayağa kalkıp ‘’ ben artık gideyim dedi ‘’ Biraz çatallaşmış ve kısık sesimle ‘’ Ben uyuyana kadar yanımda kal ‘’ dedim . Boylu boyunca uzandı yatağa , elimden geldiğince O ‘ na bakmamaya çalışıyordum . Kısa bir sohbet ve gülüşme sonrasında heyecanlı ve yorgun başımı göğsüne yasladım . Bir elim tam göğsünün üzerindeydi .  Kalbi avucumun altında çırpınan bir balıktı sanki ve ben O ‘ nu hiç kırmayacaktım .

          Sabah gözlerimi açtığımda yanımda uzanıyordu .Dakikalarca O ‘ na baktım …Soluk tenine , kolunda duran tablo gibi renkli dövmesine … Küçük bir çocuktu sanki şimdi O, gözünün altındaki mor halkalar ve O ‘ na çok  yakışan ince çizgiler silinmişti .İçimde garip bir huzur ile gözlerimi kapattım …Gözlerimi tekrar açtığımda odada yalnızdım. Çekim bahçede devam ediyordu , neşeli sesini duyabiliyordum .Giyinirken  keşke daha güzel kıyafetlerim olsaydı diye geçirdim  içimden . Yanlarına gidip zevkle onları izlemeye başladım .

         Rüya gibi geçen 3 günün sonunda benim için ev gitme vakti gelmişti . Çantamı topladım , beni kapıya kadar geçirdi . Arabasının kapısını açtı , bana kocaman sarılıp ‘’ Sonra konuşuruz’’   dedi . İçimde O ‘ nu belkide bir daha göremeyeceğim endişesi ile ama gülümseyerek hoşçakal dedim .Eve vardığımda kendimi odama kapattım.Rüyamıydı yoksa gerçek mi ? Bütün detayları aklımdan tek tek geçiriyordum . Huzursuzdum , heyecanım beni huzursuz ediyordu , hayatta ne olursa olsun kontrolümü kaybetmeyi asla istemiyordum .Hayaller dünyasında gidip gelirken telefonumun mesaj sesi ile  yatağımdan fırladım . Mesaj O’ ndan gelmişti ve seni görmek güzeldi yazıyordu .İki gün sonra buluşmak için sözleştik . 2 yıl gibi geçen 2 günün sabahında beni aradı . Şöförümü yolluyorum seni bana getirsin  ‘’ dedi . Ben taksiye atlar gelirim dedim , şöförün gelmesini bekleyecek kadar bile sabrım yoktu . Giyindim , yanıma bir gece önce yaptığım tarçınlı fındıklı kurabiyeleride aldım . Kurabiyeleri annemin üzerinde tavşan resimleri olan plastik kabına koymuştum .40 dakika sonra kapısındaydım , asansörden indim , kapıyı çalmadan açtı …Bana sarıldı sonra hayretle ‘’ Neyin var senin ter döküyorsun ? ‘’ dedi . Ben ‘’ Birşeyim yok , merdivenlerden çıktım ‘’ diye yalan söyledim . Soğuk soğuk terliyordum ve ağzımdan nefes alıyordum … Etrafa bakınarak delilik derecesinde olan heyecanımı bastırmaya çalıştım . Oturma odasında yerde duran  bir yatak vardı , çarşaflar dağınıktı , herhalde yeni uyanmıştı .O ‘ da benim gibi kitap ve film manyağıydı .  Mutfaktan elinde içki kadehleri ile  geldi , birini bana uzatıp karşıma oturdu .Sorular sorarak beni tanımaya çalışıyordu , her seferinde kısa cevaplar veriyordum .Hayatımla ilgili O ‘ nu etkileyebilecek enteresan birşey yoktu ,ama  keşke olsaydı ! Hızlıca içkimi bitirdikten sonra içi tarçınlı kurabiye dolu  kabı O ‘ na uzattım . İçini açınca çok şaşırdı , uzun uzun kokladı kurabiyeleri ve ekledi ‘’ Sen hiç kurabiye yapacak bir kıza benzemiyorsun ‘’ Haklıydı , hayatımda ilk kez mutfağa girip birşeyler yapmıştım . Ben ‘’ Neden öyle düşündün ki ? ‘’ diye sordum . ‘’  Hani afilli kızsın ya sen , ondan şaşırdım ‘’ dedi . Afilli ? Sanırım beni biraz havalı buluyordu .’’ Çin yemeği sipariş edicem sen ne istersin ? ‘’ diye sordu .Ben ‘’ teşekkür ederim hiç aç değilim ‘’ dedim .Yalan söylemiştim , günlerdir yemek yememiştim ve açlıktan ölmek üzereydim …

           Biraz daha sohbet ettikten sonra elimden tutup beni terasa çıkarttı . Hava sıcaktı , yıkanmaktan rengi solmuş siyah elbisem şimdi güneşte daha bir soluk duruyordu .İçeriden  fotograf makinasını aldı , ‘’ Fotograflarını çekmek istiyorum , çok güzel bir tenin var ‘’ dedi .’’ Sence çok mu beyazım ? ‘’ diye sordum . ‘’ Memer gibi , mükemmelsin ‘’ dedi . Sözleri ile biraz olsun sakinleşmiş olan kalbim tekrar deli gibi atmaya başlamıştı ! Fotograflarımı çekmeye başladı,elimden geldiğince poz vermeye çalışıyordum . Sonrasında makinayı ayarlayıp yanıma oturdu . ‘’ Birlikte fotografımız olsun istedim ‘’ dedi .. Makine  birkaç poz fotografımızı çekmişti ve fotografların hepsinde kameraya değil bir birimize doğru bakmıştık .

         Günler hızla akıp giderken buluşmalarımız devam ediyordu .Gece eğlenmeyi , 2. sınıf barlarda içmeyi seviyorduk .Sık sık haberleri yapılıyordu ve gazetelere çıkıyordu . Gece mekan çıkışlarında kameralar heryerdeydi .Arkadaşlarım ve ailem durumu öğrenmişti .İnsanlar beni arayıp sayısız soru yağmuruna tutarken annem çok sinirliydi ve asla O ‘ nunla görüşmemi istemiyordu . Kafamda sayısız soru işareti olmasına rağmen vazgeçmeye niyetim yoktu .Kısa süre sonra annemle konuşmamaya başladık . Sürekli çevremden telefonlar geliyordu ve bak seninki yine burda görülmüş , bak burda bu kadınla birlikte yakalanmış şeklinde yorumlarla karşılaşıyordum .  Televizyonda O ‘ nunla ilgili bir paparazzi haberleri  çıktığında duymam için annem sesini sonuna kadar açıyordu .Herşeye kulak tıkamıştım, Kimseyle görüşmüyordum ve kendi küçük dünyamda kıskançlık , paranoya , zaman zaman sinir buhranları arasında gidip geliyordum . O ‘ ndan hesap soramazdım , asla tahmin edemeyeceği  boyutlarda olan duygularımı bilmesine izin veremezdim .  Kontrolümü yavaş yavaş kaybediyordum .O ‘ nun gözünde yanında huzur bulduğu o soğuk kanlı ve havalı kız olarak kalmak istiyordum .Her buluştuğumuzda kendi kendime söz veriyordum bu son diye ama her aradığında güneşe ulaşmaya çalışan kuş misali yanına uçarak gidiyordum . Güneşe ulaşabilecek miydim ? Bunu dahada yaklaşmadan bilemezdim , ama şimdiden kanatlarım yanmaya başlamıştı  . Onca yaşanmışlığı  arasında özel biri olabilir miydim Yıllar sonra adımı hatırlayacak mıydı , yoksa o kızıl saçlı kız olarak mı kalacaktım ? Sıradan olmaya asla dayanamazdım . İçimde biriktirdiğim duygular beni boğarken kaç kere herşeyi anlatmak istemiştim O ‘ na ama öylece saatlerce susmuştum yanınde . .Artık daha az konuşan daha az gülen biri olmuştum .Bundan daha da kötüsü O ‘ ndan sonra uzun yıllar boyunca hayatıma giren bütün erkeklerde O ‘ nu arayacaktım . Başarısızlıklarla sonuçlanan ilişkilerin kadını olacaktım hep ve geride bıraktığım insanlar beni hep nefretle anacaklardı . Uzun zaman sonra niyahet huzuru bir başkasında bulduğumda hırçınlığım ve deliliğim ile ikimizede zarar verecektim .

          Sıradan bir gün sıradan bir yemek sonrasında işte yine karşımdaydı . Siyah saçlarının arasında duran birkaç tane gümüş rengi tel gözüme ilişmişti işaret edip gülümsedim . ‘’ Aramızdaki yaş farkını sorun ediyor musun ? ‘’ diye sordu . ‘’ Hayır , olgunluğun hoşuma gidiyor  ‘’ dedim . Süper kahraman gibi birşeydi O benim için ve O ‘ nunla ilgili tek bir kötü özellik bulamıyordum .Hiç bir zaman düşüncelerimi bilmedi ve soğukluğumdan şikayet ediyordu .Keşke tüm kalbimi O'na açabilseydim,keşke bu kadar korkak biri olmasaydım ...Eve gitmek üzere kapıya yöneldim , yanıma geldi . Birbirimize sarıldık , ‘’ Neyin var senin ? ‘’ dedi . Ben içimden  ama dışardan dim dik durarak ‘’ kalbim acıyor ‘’ dedim . Sarıldım , daha sıkı sarıldım … Biliyordum , O ‘ nu gördüğüm son gün olacaktı bu … O ‘ nu kaybediyor olmak  çok zordu ama O ‘nun yüzünden kendimi kaybediyor olmak daha da zordu …Birbirimizi tesadüfen bir daha gördüğümüzde ikimizinde yanında başka insanlar olacaktı ve geçerken hayalet gibi belli belirsiz saçlarıma dokunacaktı .

         Uzun zaman terkedilmiş bir mezarlığa dönen kalbimle yaşamaya devam ettim …Kimse kalbimden akan kanı durduramadı . Son parçası kaybolmuş  bir yapboz gibiydim ve bulduğum parçalar boşluğumu doldurmaya yetmiyordu .  Karanlık bir prensti O ve ben çocukluğumdan beri karanlıktan çok korkardım .Şimdi  yıllar sonra bu satırları yazarken   bile ellerim titrerken , acımı bastırmak için çaldığım ruhlardan binlerce kez af diliyorum …

Bu yazı toplam 889 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim