• BIST 87.143
  • Altın 219,609
  • Dolar 5,8507
  • Euro 6,6489
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

Bir kedi öldü, bir çocuk öldü

Zuhal Şengül

Hayvanlara aşık bir çocuk olarak büyüdüm.Her zaman evimizde kedi ya da köpeğimiz vardı.Hayvanlara olan sevgimden çoğu zaman asosyal biri gibi bile algılanabiliyordum.İlerki yıllarda  arkadaşlarımdan ‘’Hayvanlara insanlardan çok değer veriyorsun’’ cümlesini sıklıkla duyacaktım.Hatta erkek arkadaşımın ‘’ Köpeğini mi daha çok seviyorsun yoksa beni mi sorusuna ‘’ Tabiki de köpeğimi daha çok seviyorum ‘’ diye cevap verdiğimde benimle barışması için saatlerce dil dökmek zorunda kalacaktım. Kışın çok sert geçtiği bir zamandı senesini tam hatırlamıyorum. Okuldan eve dönerken bir yandan kitaplarımı bir yandan da rüzgardan sürekli uçuşan eteğimi tutmaya çalışıyordum. Tam da eve yaklaşmışken soğuktan donmak üzere olan beyaz sarı renkli bir kedi gördüm. Soğuktan belki de birazda açlıktan bitmiş bir hali vardı. Biraz başını okşayıp bana güvenmesini sağladıktan sonra kucağıma alıp eve doğru yöneldim. Sokakta bulduğum kedi ve köpekleri sıkça eve götürüyordum ve annem babam beden artık bıkmışlardı. Kediyi giriş katı olan evimizin camına koydum. Acele bir şekilde içeri girip camdan  içeri aldım onu. Hareket edecek hali pek yoktu. Kaloriferin yanına koyduğum battaniyeye oturttum  .Odanın kapısını sıkıca kapatıp mutfağa gittim ve yiyebileceği yemekleri tabağa doldurdum. Tabağı önüne koyduğumda gözlerini kocaman açıp acele ile yemeye başladı. Bir patisi kırılıp ters bir şekilde tekrar kaynamıştı. Yürümekle güçlük çekiyordu ve patisinin bir bölümü paramparçaydı. Karnını doyurduktan sonra onu tekrar cama koydum ve dışarı çıkarak camdan aldım. Şimdi kucağımda battaniyenin arasında huzursuzca çırpınıyordu. Koşa koşa veterinere gittim. Veteriner kırılmış olan kolunu inceledi, güzelce temizledi ve birkaç aşı yaptı. Patisinin düzelmesi için tekrar kırılması ve alçıya alınması gerekiyordu , bu işlem kedi için tam bir işkence olacaktı. Adamı dinlerken içimi cebimdeki paranın bu işlemlere yetmeyeceği korkusu sardı. Sonuç olarak daha fazla acı çekmemesi için bu işlemin uygulanmamasına karar verdik. Kediyi tekrar kucağıma alarak güvensiz bir ses tonuyla ‘’ Borcum ne kadar ? ‘’ diye sordum. Halimi anlamıştı ve ‘’ Bugün bunlar benden olsun sonra bakarız ‘’ dedi .Hayatımda hiç bu kadar mutlu olmamıştım…

              Eve geldiğimde kediyi tekrar cama koydum ve içerip girip odaya aldım. Annemler hala fark etmemişti. Biraz daha kendine gelmişti sanki. İçim biraz buruk ama sevgi dolu bir şekilde daldım uykuya. Birkaç saat sonra acı acı miyavlamasıyla uyandım .Camın önünde duruyordu ve dışarı çıkmak istiyordu. Hava çok soğuktu, Onu dışarı bırakmak istemesem de belki tuvaleti vardır diye düşünerek camı açtım. Koşarak gecenin karanlığında kayboldu. Huzursuzdum, acaba onu hiç bırakmamalı mıydım ?Tekrar uykuya daldım. Sabah kalktım, biraz geç kalmıştım apar topar gömleğimi eteğimi giydim. Tam saçımı tararken bir şeyin cama belli belirsiz bir şekilde vurduğunu duydum. Camı açtım, geri gelmişti. Dikkatlice baktığımda ağzında bir şey tuttuğunu fark ettim. O dünyalar güzeli yeşil gözleri ile gözlerimin içine bakıp ağzındakini camın mermeri üzerine bırakıp koşarak sokakta tekrar kayboldu. Mermerin üzerine baktığımda gözlerime inanamadım …Yavrusunu getirmişti!!! Hemen daha yeni doğmuş olan yavruyu içeri aldım. Soğuktan donmuştu ama yaşıyordu. Onu küçücük el bezleri ve pamuklarla sarıp kaloriferin altına koydum. Veterinere gitmem gerekiyordu ve bu sefer para ödemeden çıkamazdım. Annemi yatağından kaldırıp durumu anlattım. Önce biraz söylense de üzerimizde pijama koşar adım veterinerin yolunu tuttuk.

           Veteriner yavruyu kontrol etti, annesi olmadığı için her an her şeye hazırlıklı olun dedi. Adamı dinlerken ip gibi gözyaşları yanaklarımdan süzüyordu. Süt anne bulmamız gerekiyordu. Annesinin geri dönmeyebileceği ihtimalini göze alarak bebeği beslemem için sıvı mama ve biberon verdi. Gözleri açılmamıştı henüz ve çoğunlukla ağlıyordu.

           Eve geri döndüğümüzde biberonla besledim onu ve tekrar kaloriferin altına doğru yaptığım yatağına koydum. Ağlamaya başladığı zaman avucumun içine alıp sanki anlıyormuş gibi dakikalarca konuşuyordum onunla. O sabah okula gitmedim, mahalle mahalle dolaşarak annesini aradım. Annem evin camını sık sık kontrol ediyordu belki geri döner diye ama hiç geri dönmedi…Belli ki son günleriydi ve bebeğini emin ellere bırakmak istemişti, güvenmişti bana .Ertesi gün okula gitmek istemesem de annemin zoru ile huzursuz bir şekilde derslere girdim. Saatleri sayıyordum eve gitmek için, son derse girmeden koşarak eve gittim. Kapıyı sabırsızca çaldım, kapı açıldı. Annem bana ben anneme öylece bakıştık, ben yutkunarak ‘’Yaşıyor değil mi ?’’diye sordum. Annem o üzgün ama yine de umutlu ses tonu ile ‘’ Yaşıyor diye cevap verdi. Bütün günümü yavruyu seyrederek , besleyerek ve ağladığında avucumun içinde sakinleştirerek geçirdim. Biberondan mamasını emerken o güzel yeşil gözlerini araladı. O anda onun tüm bu zor günleri atlatarak büyüdüğünü hayal ettim. Sarı kocaman bir kedi olmuştu hayalimde ve mavi boncuklu güzel bir tasma takmıştım boynuna. Uzun yıllar birlikte yaşayıp birbirimize can yoldaşı olacaktık. Yaklaşık 1 hafta böyle geçti. Okuldan eve dönüp annem kapıyı açtığında hep o zor soruyu soruyordum boynumu büküp …’’ Yaşıyor öyle değil mi ? ‘’ Annemin ‘’ Her şey yolunda, yaşıyor’’ cevabı ile  alev alev yanan yüreğime su serpiliyordu adeta. Cuma günüydü,2 gün boyunca başında durabilecektim güzel meleğimin. Saat gece yarısını geçiyordu, Sürekli ağlıyordu, ağlamaktan yorgun düştüğünde ise uyuya kalıyordu. Mümkün olduğunca az ama sık sık biberon ile besliyordum. Halının üzerine koyduğumda incecik el ve ayaklarıyla sanki emekler gibi bana geri geliyordu. Onu hiç ama hiç bırakmayacaktım…

           Neden bilmem içimde çığlık atma isteği vardı, ağzımı kocaman açarak çığlık atmaya çalışıyordum , ne kadar bağırsam da sesim çıkmıyordu. Sonra kendimi çok yüksek bir yerden düşerken gördüm , tam yere çakılmak üzereyken aynı yükseklikten bir daha ,sonra bir kez daha düşüyordum! Kan ter içinde gözlerimi açtım, yavrunun başında beklerken uyuya kalmıştım. O soğukta mahalle mahalle dolaşıp annesini aradığım için üşütmüştüm, ateşim vardı. Kabuslar içinde kıvranmıştım bütün gece …Hemen kalkıp yavruya baktım. Ağlamıyordu artık. Sonunda uyumuş diye geçirdim içimden. Elime aldım, halının üzerine koydum. Hiç hareket etmedi. Parmağımın ucu ile arkasından hafifçe ittirdim. Yana doğru düştü…Ağzımı, yüreğimi yırtarcasına çığlık attım. Ama bu sefer kendi acılı sesimi duyabiliyordum. Kabus değil gerçekti. Cansız minicik bedenini avuçlarımın arasına alarak dudaklarıma dayadım. Vücudu hala sıcaktı. Apar topar annem ve babam odama daldılar, onların benim kadar umudu yoktu daha  sakin görünüyorlardı.O an ile ilgili hatırladıklarımdan biri yavruyu vermek istememiştim. Babam biraz sinirli biraz üzgün ‘’ Bırak artık onu huzurlu uyusun ‘’dedi. İki avucumu açarak yavruyu babama doğru uzattım. Onu elimden alarak karton mendil kutusuna yerleştirip buzdolabının üzerine koydu. Ellerim titriyordu ve ağlamaktan yorgun düşmüştüm. Annemle salondaki kanepenin yatağını açıp battaniyenin altına girdik. Birbirimize sarıldık, sabaha kadar ağladık…Ara sıra kalkıp buzdolabının üzerindeki kutuyu indirerek yavruya bakıyorduk. Ölmüştü evet ama ben hep belki de uyuyordur diye avunarak tekrar tekrar o minik kalbine kulağımı dayıyordum. Ama vücudu soğumaya başlamıştı bile. Bu olaydan sonra uzun yıllar kendimi suçlayacaktım ve hep aynı cümle balyoz gibi beynime beynime vuracaktı. Uyumasaydım belki de yaşıyor olacaktı …Uyumasaydım, keşke uyumasaydım …Ölseydim de uyumasaydım …

Bu yazı toplam 856 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim