• BIST 88.735
  • Altın 227,573
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 24 °C

BEBEK ÖPÜCÜĞÜ

Zuhal Şengül

Tenefüs zilinin çalmasıyla oturduğum sıradan fırladım . Acele ile kitaplarımı çantama koydum.Çıkmadan saçımı toplamak için kızlar tuvaletine girdim.Aynada kendime şöyle bir baktım.Çok solgun bir tenim vardı ve yüzümün bir bölümü sivilcelerle doluydu.Saçımı toplarken tuvaletin içinden gelen öğürme ve öksürme seslerini duydum.Kapının altından eğilip ‘’ İyi misin ? diye sordum.İçeride ki ses ‘’ İyiyim birşeyim yok ‘’ diye cevap verdi .Kapının altından gördüğüm kadarıyla çok güzel ayakkabıları vardı .Okul başlamadan önce bende görmüştüm aynı ayakkabıları bir mağazada ama aynı zamanda sporda da giyerim diye beyaz lastik ayakkabıları almıştım üzülerek. Tuvaletin kapısı açıldı,içinden hayatımda gördğüm en güzel kız çıkmıştı diyebilirim.Çocuk ve kadın arası birşeydi.Uzun boyuna rağmen küçük bir çocuğun muzip suratına sahipti.’’ Hasta mısın ?’’ diye sordum.Gülerek elinde ki diş fırçasını gösterdi ve ‘’Hayır’’ dedi .Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken biraz büyükçe olan kalçama vurarak ‘’ Zayıf olmak güzel olmaktır ‘’ diye ekledi .Okuldan birlikte çıktık,benden bir sınıf üstteydi.Yakınlardaki parkta bir banka oturduk.Uzun uzun kendisinden bahsetti,okul bittikten sonra iyi bir oyuncu ya da manken olmak istiyordu.Bana ilerde nasıl ünlü olacağını anlatırken zaman zaman gökyüzüne bakıp gülümsüyordu.O’na göre tüm yapması gereken zayıf kalmaktı ve bunun için yemek yedikten sonra tuvalete koşup kendisini kusturuyordu .İlk başta bunu çok garip bulsamda zaman geçtikçe durumuna alışmıştım.

            Günler geçtikçe arkadaşlığımız ilerliyordu,yakınlaşmıştık ve çok eğleniyorduk.Çoğunlukla ilk derslere girip sonrasında okulun arkasındaki duvardan atlayıp okuldan kaçıyorduk.Üzerimizde okul üniforması İstanbul ‘ u karış karış gezip hayatın tadını çıkartırken devamsızlığımız iyice artmıştı ve notlarımız nerdeyse 0’ın altındaydı! Bir sabah heyecanla yanıma geldi,o zamanlar çokta fazla olmayan özel kanalların birinde yurt dışından uyarlanan yeni bir güzellik yarışmasının başvuruları başlamıştı ve yaş sınırı 16’dan başlıyordu.’’Buna kesinlikle katılmalıyız’’ dedi .Ben biraz kayıtsız ve umutsuzca ‘’ Bizi kabul ederler mi ki ? ‘’ dedim .’’Denemeye değer ‘’ dedi.Tek ihtiyacımız olan bikinili güzel fotoğraflardı.Ertesi gün okul çıkışı çantalarımızda bikinilerimizle birlikte yakınlarda olan bir fotoğraf studyosuna gittik .İlk O giyinip kamera karşısına geçti.Bikinisinin altına gri parlak topuklu ayakkabılarını giymişti.Birkaç poz çekildikten sonra sıra bana geldi,Ayakkabıları ayağından çıkartıp bana uzatarak ‘’ bunları giy daha uzun ve zayıf görünürsün ‘’ dedi. Ben ‘’ yok böyle iyiyim desemde tam fotografım çekilirken istemsiz bir şekilde parmak uçlarımda durarak daha iyi poz vermeye çalışmıştım.

             Aradan haftalar geçmişti,biz gezip eğlenmeye devam ederken farkettim ki hergün biraz daha zayıflıyordu.Sık sık karnımı ve kalçamı eliyle sıkıştırarak ‘’ Bunlar olmasa hayatımda gördüğüm en güzel kızsın’’ diyordu ve gülerek ekliyordu ‘’ Tabi ki benden sonra …’’Deliler gibi yemek yiyordu ve sonrasında düzenli olarak kendisini kusturuyordu.Artık o tatlı ve sanki havuç rengi gibi olan pürüzsüz teni sararmaya başlamıştı.Eve gidince aynanın karşısında kendime uzun uzun baktım.Şişman biri değildim ama zayıfta sayılmazdım.Belkide çok beyaz olduğum için mi zayıf görünmüyordum ,bilmiyorum.Acaba yarışmaya seçilebilecek miydim ? Ben hayal aleminde tatlı tatlı dolaşırken annemin ‘’Yemek hazır’’ diye seslenmesiyle irkildim.Masaya geçtim,yemek yememem gerekiyordu.Bol bol su içerek midemi doldurmaya çalıştım.Yemek yemeyi çok seviyordum ve annemin özenerek yaptığı yemeklerden gözlerimi alamıyordum.Ben aç değilim diye bir süre dirensemde sonrasında birazda stresle bol bol yemek ve ekmek yemiş bir şekilde masadan kalktım.Kendimi çok suçlu hissediyordum,mümkün olduğunca karnımı içeri çekip dik durmaya çalışıyordum.Bir süre sonra tuvalete girip kapıyı kilitledim.Midemdeki tüm yemeklerden kurtulmalıydım …Tuvaletten gözlerim yaşarmış ve ağzımda zehir gibi bir tat ile çıktım .Çok zor olmuştu ama başarmıştım.

          Birkaç gün aynı şekilde devam ettim ve birgün yine yemek sonrası kendimi kusturmaya çalışırken burnumdan birkaç damla kan süzülüp klozetin içine damlamıştı.O anda öleceğimi zannedip çok korktum.Zayıf bir şekilde ölmektense şişman bir şekilde yaşamayı tercih ederdim !

           Sonunda kanaldan cevap gelmişti,ön eleme için bizim eve biraz uzakta kalan bir kongre merkezine davet edilmiştim .Eleme için gittiğimde görevlilerin kimliğimi kontrol edip yaşımı büyük yazdığımı anladıklarında utancımdan yerin dibine gireceğimi ve kabul edilmeyeceğimi daha bilmiyordum.Ertesi gün neşe içinde koşarak O’na bu güzel haberi verdiğimde hiçte sevinmiş gibi durmuyordu.Aynı davet O’na gelmemişti,benden daha zayıftı ve daha güzeldi .Kendi düşüncesine göre o elemelere benim yerime O gitmeliydi ! 

             Artık ders aralarında yanıma gelmiyordu ve ben ne zaman yanına gitsem mutlaka başla kızlarla takılıyordu.Kendisine başka bir en iyi arkadaş bulmuştu ve benim yalnız kalmam umurunda bile değildi.Nedenini bilmediğim bir şekilde uzaklaşmıştı benden,içten içe O’na kızsamda o komik ve deli hallerini çok özlüyordum …Uzaktan gördüğüm kadarıyla daha da zayıflamıştı ve artık o kadın vücudu yavaş yavaş yerini sıska bir çocuk vücuduna bırakmıştı .

            Okulun son günü bahçede yanına gittim,hiç kimseden çekinmeden duvara oturmuş tek başına sigara içiyordu.Lise bitmişti O’nun için ama maalesef benim katlanmam gereken 1 yılım daha vardı . ‘’ Yazın ne yapıyorsun’’ diye sordum ,başını umursamazca iki yana sallayarak ‘’ Bilmiyorum’’ dedi. ‘’ Seni bir daha ne zaman görebilirim ? ‘’ dedim , yine aynı cevap .Sonra oturduğu duvardan bir anda kalktı,küçük bir gülü andıran dudaklarını saniyelik olarak dudaklarıma dayayarak beni öptü.İçtiği siganın kokusu vardı dudaklarında ama hiç tiksinmemiştim.Ben şaşkın şaşkın yüzüne bakarken O gülümsüyerek ‘’ Bu bebek öpücüğü,beni böyle hatırla’’ dedi .O’na sıkı sıkı sarılmak için ayağa kalktığımda çoktan arkasını dönüp yürümeye başlamıştı bile ….

           Aradan uzun yıllar geçti.İstediği olmuştu sonunda artık O ünlü biriydi.Her hafta yanında başka birisi ile görüntüleniyordu.İçinde aşk,aldatma ve bol bol entrika olan çok izlenen bir dizinin baş rol oyuncularından biriydi.Bir gece arkadaşlarımın ısrarı ile oldukça popüler olan bir mekana gittik.Popüler ve kalabalık yerlere gitmektense mütevazi ve fazla bilinmeyen  barlarda takılmayı tercih ediyordum.Gecenin ilerleyen saatlerinde biraz alkollü biraz yorgun etrafıma bakınırken birkaç masa ileride O’nu gördüm.Elinde içki kadehi olduğu yerde dans ediyordu.Çevresi kalabalıktı.Bir süre sonra masadan çantasını alıp tuvalete doğru yöneldi.Birkaç saniye sonra  kararsız bir şekilde arkasından gittim.Acaba beni hatırlayacak mıydı ? İçeri girdiğimde kimse yoktu ,aynada kendime bakarken tuvaletlerden birinin kapısı açıldı ve dışarı çıktı.Uzun uzun yüzüme baktıktan sonra ‘’ Geleceğini biliyordum ‘’ dedi.Sohbet ederken farkettim O gerçekten de çok değişmişti.Ani bir hamleyle saçımda takılı olan ucu siyah taşlı tel tokayı nazikçe çekerek saçlarımdan sıyırdı ve kendi saçına taktı.Sonra telefonuna bakıp ‘’ Benim gitmem gerekiyor ‘’ diye ekledi. Tam sarılıp vedalaşmak için öne doğru eğilmiştim ki o küçük kırmızı bir çiçeği andıran dudaklarını dudaklarımla birleştirerek  gülümsedi ve  ‘’ Bebek öpücüğü’’ dedi. Arkasından öylece bakarken parmaklarımla dudaklarıma dokundum,gülümsedim,en son kırmızı şarap içmişti …

Bu yazı toplam 969 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim