• BIST 1.114
  • Altın 455,024
  • Dolar 7,2757
  • Euro 8,5802
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 31 °C

Bakan Koca açıkladı Kurban Bayramı'nda kısıtlamalar olacak mı?

Bakan Koca açıkladı Kurban Bayramı'nda kısıtlamalar olacak mı?
Son dakika gelen habere göre; Bilim Kurulu Toplantısı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın başkanlığında haftalık olarak gerçekleşti. Bakan Koca Kurban Bayramı'nda kısıtlama olmayacağını belirterek uyulması gereken kuralları madde madde açıkladı. Okulların 3

Bakan Koca Türkiye'nin corona virüs tablosunu açıkladıktan sonra şu değerlendirmede bulundu:

Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosunda, bundan sonra, salgın boyunca oluşan uluslararası standarda uygun olarak, Ağır Hasta sayısı da verilecek. Yeni ve toplam hasta sayısına ek olarak, seyir hakkında detaylı bilgi sunması için Zatürre Oranı gösterilecek.

 

Son dakika... Kurban Bayramında kısıtlamalar olacak mı Bakan Koca açıkladı

 

 

İLK KEZ YÜZ YÜZE YAPILDI

Bilim Kurulu Toplantısı, Kovid-19 ile mücadele için alınan tedbirler kapsamında video konferans yöntemiyle toplanmasının ardından bugün ilk kez yüz yüze yapıldı.

 
 
 

Bakan Koca, Sağlık Bakanlığının Bilkent Yerleşkesi'ndeki Koronavinüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına herkese selam, sevgi, hürmetlerini ileterek başlayan Koca, "Kurban Bayramınız 'şimdiden mübarek olsun' diyorum. Allah, nice bayramları, daha mutlu, çok daha sağlıklı, birbirimize daha yakın ve esenlik içinde yaşamayı bizlere nasip etsin. Gelecek yılın bayramlarında tüm gönül yakınlıkları, sarılıp kucaklaşmalarla taçlansın." diye konuştu.

Koca, geçen Ramazan Bayramı'nın istenildiği gibi idrak edilemediğini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"24, 25 ve 26 Mayıs günlerine denk gelen bayram, salgında tedbirlerin en sıkı tutulduğu zamanda ve buruk geçti. Kovid-19 hastalığına karşı uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması, akrabalarımızla arkadaşlarımızla sevdiklerimizle bir araya gelmemize mani oldu. Buruk geçen Ramazan Bayramı, eski bayramları bize tam manasıyla özletti. O günden bu yana değişen şeyler var. 1 Haziran'dan itibaren normalleşme sürecine geçtik. Alınan tedbirlerle sonuçlar arasındaki ilişkiyi yakından tecrübe ettik. Kurban Bayramı'nı mevcut şartlarda, ruhuna en uygun şekilde yaşamanın yolunu biliyoruz. ?

Kurban Bayramı, paylaşma, yardımlaşma ve dayanışmayı esas alan bir bayramdır. Gelenek ve göreneklerimizle bayramı daha da zenginleştiriyoruz. Kurban Bayramı'nın ruhuna uygun olan, bayramı sosyal dayanışma içinde geçirmemizdir. Kabul edersiniz ki bunun bir anlamı da hastalığa karşı dayanışma içinde olmaktır. Yapılan iyilikler artarken, hastalık da kontrol altında tutulmalıdır.

 
 
 

Kurban Bayramı sırasında, koronavirüs konusunda risk alırsak, kendimizi ve başkalarını korumak için gerekli dikkati göstermezsek, bu bizlere ağır bir vebal yükler."

"Hayvan satış alanlarında olabildiğince kısa kalınmalı"

Kurban Bayramında dikkat edilmesi gereken hususların, üç grupta toplanabileceğini anlatan Koca, ilk gruptaki tedbirlerin halen devam eden kurbanlık alımı ve kurban kesimiyle ilgili olduğunu söyledi.

Koca, alınacak tedbirleri şöyle sıraladı:

"Kurbanlık alışverişleri, belediyeler tarafından belirlenen ve denetlenen yerlerden yapılmalıdır.

Hayvan satış alanlarında olabildiğince kısa kalınmalıdır.

Müşteriler ve satıcılar arasında el sıkışma usulüyle pazarlık yapılmamalıdır.

65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişiler hayvan satış ve kesim alanlarında bulunmamalıdır.

Kurbanlar, belediyelerin belirlediği kesim yerlerinde kesilmelidir.

Kesim, tercihen işin ehli tarafından, mümkün olan en az katılımla yapılmalıdır.

 
 
 

Maske, mesafe ve el temizliği kurallarına her aşamada dikkat edilmelidir."

"Bayram ve cuma namazına herkes kendi seccadesi ile gitmeli"

İkinci gruptaki tedbirlerin namazla ilişkin olduğunu ifade eden Koca, bayramın ilk gününün cumaya denk geldiğini dile getirdi.

Bakan Koca, bayram ve cuma namazlarının cemaatle kılınacağını anımsatarak, cemaatle kılınacak bu namazlarda uyulacak tedbirlere ilişkin şunları kaydetti:

"Abdest, namazdan hemen öncesine bırakılmamalı, cami şadırvanında alınmamalıdır. Abdest evde alınmalıdır. Aksi takdirde sosyal mesafe ve maske kuralına uymak imkansız hale gelebilir.

Bayram ve cuma namazına herkes kendi seccadesi ile gitmelidir. Secde sırasında halı veya seccadelere virüs bulaşması kolayca mümkündür. Virüs dış ortamda bir süre canlı kalmakta, başkasına bulaşabilmektedir. Bu yüzden kendi seccadenizi kullanmanızda ısrar ediyoruz.

Maske ve sosyal mesafe kuralı, bütün bayram boyunca geçerli kritik kuraldır. Saflarda yan yana gelen her iki kişi aralarında mutlaka boşluk bırakmalıdır. Saflar sıklaştırılmamalı, seyrek tutulmalıdır. Camilerin içinden çok mümkün olduğunca açık hava kullanılmalıdır.

Vaaz ve namaz süreleri, Diyanet İşleri Başkanlığımızın belirttiği üzere kısa tutulmalıdır.

Namaz sonunda, cemaat en arka saftan başlayarak düzenli şekilde dağılmalıdır.

Bayramlaşma amacıyla sıra oluşturulmamalı, gruplaşma meydana gelmemelidir."

"Mezar ziyaretleri, arife ve bayram günleri sonrasına ertelenmeli"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, üçüncü gruptaki tedbirlerin de bayram günlerinin nasıl geçirilmesi gerektiği ile ilgili olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

"65 yaş ve üstü büyüklerimizle kronik hastalığı olanlar, sağlık şartları bu vecibeyi üzerlerinden alıyorsa lütfen bayram namazına gitmesin.

Mezar ziyaretleri, kalabalık ihtimali varsa mutlaka arife ve bayram günleri sonrasına ertelenmelidir.

Bu bayramda makbul olan ziyaret, yüz yüze ziyaret değildir. Bayramlaşmalar, mümkün olduğu kadar telefonla yapılmalıdır. Eğer ziyaret, koronavirüsün hayatımıza girmediği günlerde olduğu gibi yüz yüze gerçekleşecekse kişi sayısı az, ziyaret süresi çok kısa tutulmalıdır.

Başka aile ve konukların bir araya geldiği kurban yemekleri verilmemelidir.

Yoksullara, komşulara et dağıtılacaksa çok dikkatli olunmalıdır. Bu bayramda merhamet ve iyiliğin ikinci anlamı, kendimizi ve toplumu korumaktır.

Bayram günlerinde bir araya gelmek eğer zaruri ise açık ortamlar tercih edilmelidir. Evinizin bahçesindeki buluşma, evin içindeki buluşmadan daha güvenlidir.

Eğer eve ziyaretçi alınmışsa ev havalandırılmalıdır.

Bayram boyunca hasta ziyaretinden uzak durulmalıdır."

Bakan Koca, bütün bayram boyunca dikkat edilecek en kritik hususa ilişkin de "El öpmeyi, el öptürmeyi, tokalaşmayı, sarılıp öpüşmeyi gelecek bayramlara erteleyeceğiz. Bugüne kadar uyduğumuz bu kuralı eğer terk edersek, karşılaşacağımız sonuçlar tahmin edilebilir." diye konuştu.

"Uygulanan tedbirlerin başarısı ortadadır"

"Bu Kurban Bayramı hep birlikte verilecek bir sınavdır. Bu Kurban Bayramı, hayatımızda, el öpmediğimiz, birbirimize sarılmadığımız ikinci bayram olarak yer edecektir. Bu içimizde bir burukluktur ama olması gereken budur." uyarısında bulunan Koca, "El öpme, kucaklaşma, el sıkışma geleneğimizi gelecek bayramlara erteleyelim. Gelenekler, hayatın devamı için vardır. Güzel geleneklerin bu bayrama mahsus terkinde maksat, sağlığa hizmettir." dedi.

Baştan itibaren yapılan değerlendirmelerde, Kurban Bayramına yönelik kısıtlamanın gündeme getirilmediğini hatırlatan Koca, sözlerine şöyle devam etti:

"Ramazan Bayramı döneminde uygulanan kısıtlamaların tamamı düşünüldüğünde, 10 gün sonraki sonuç, günlük vaka sayılarında yüzde 15 azalma olmuştur. Ayrıca, aynı tarihler dikkate alındığında, entübasyona giren günlük hasta sayısında yüzde 21, yoğun bakıma giren günlük hasta sayısında yüzde 19, hastaneye yatırılan hasta sayısında ise yüzde 8 düşüş gerçekleşmiştir. Vefatlar yüzde 29 azalma göstermiştir. Uygulanan tedbirlerin başarısı ortadadır.

Bunlar, kısıtlarla birlikte gönüllü katılıma dayalı sonuçlardı. Şimdi maske mecburiyeti olmakla birlikte, sonuç veren kısıtları koyacak olan sizlersiniz. Önceki bayramda elde ettiğimiz sonucu, şimdi gönüllü kısıtlarla hedefleyelim. Kurban Bayramı'nda işi öyle ciddiye alalım ki bayram sonrası gözümüz vaka tablosunda olmasın. Artık tecrübelerle biliyoruz ki tedbir sonuçtur.

Yakın günlerdeki tecrübeden şunu öğrenmiş bulunuyoruz. Gerilersek, toparlaması büyük çaba, büyük dikkat istiyor. Yeni vaka sayılarımızı, 11 Haziran'da olduğu gibi, 14 Temmuz'da tekrar binin altına çekmemiz 33 günü almıştır. Aradaki fark 600 vakaydı. Size, tedbirlerde ciddiyet ile tedbirlerde ihmalin birer örneğini verdim. Bu örnekleri vermekteki amacım işin kolay ve çok zor tarafını birlikte görmenizdir. Bilmeliyiz ki tedbirlere uymak, tedbirleri terk etmenin sonuçlarından çok daha kolaydır."

Koca, hastalığın kişileri aşan etkisi üzerinde düşünülmesi gerektiğini belirterek, ülkenin herhangi bir şehrinde tehdit edici düzeydeki vaka artışının okulunu özleyen çocuk için endişe kaynağı olduğunu söyledi.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) son günlerdeki, "Eylül, ikinci dalga başlangıcı" yönündeki uyarısının ekonomiler açısından büyük risk olduğunu ifade eden Koca, yatan hasta sayının artmasının şu anda hizmet verilebilen diğer hastalar için arzu edilmeyen sonuç olduğunu vurguladı.

Salgınla mücadelenin bir ülkenin bütün insanlarının katılımıyla gerçekleşeceğine dikkati çeken Koca, şöyle devam etti:

"Bunun bilincinde olan halkımıza minnet borçluyuz. Çünkü halkımız tedbirlere uyarak, ekonomiden eğitime, üretimden hizmet sektörüne tüm alanlarda ülkemizin iyiliğine katkıda bulunduğunu yakınen idrak ediyor. Kovid-19 hali hazırda önümüzde duran tedbirlerle gücü kırılacak engeldir. Salgınla mücadelede daha istekli, daha kararlı olmalıyız. Güven duygusuna sahip olacağımız bir sosyal hayat başta olmak üzere mücadele sebeplerimiz gün geçtikçe artıyor."

"Bakanlığın rutin işleyişi içinde doğaldır"

Mücadelenin bir süre olduğunu ve bölgelere göre değişen tedbirlerle yürütüldüğünü belirten Koca, şehirler bazında gerekli kararları, gereken her durumda alan valilerin başkanlık ettiği il hıfzıssıhha kurulları olduğunu söyledi.

Bu kurulların gelişmelere göre radikal önlemler alma yetkisine sahip olduğuna işaret eden Koca, ciddi artışların görüldüğü illerde söz konusu radikal önlemleri bakanlık olarak son derece isabetli bulduklarını kaydetti.

Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu'daki bazı illerde kararlardan önemli sonuçlar elde ettiklerinin altını çizen Koca, bu kurullarda alınan kararların uygulamalarını denetleme yetkisine sahip İçişleri Bakanlığına çalışmaları için teşekkür etti.

Son günlerde medyada ve sosyal medyada bazı ilginç iddiaların yer aldığını ifade eden Koca, şunları söyledi:

"Bunlardan biri, test kitlerimizin doğru sonuç verme oranının yüzde 40 olduğu ileri sürülüyor. Bu oran gerçeğin yarısını bile ifade etmekten çok uzaktır. Test kitlerimizin doğru sonuç verme oranı, yüzde 90'ın üzerindedir. Ayrıca bir Amerikan ilaç şirketinin ürettiği ilacın daha yaygın kullanılması amacıyla rüşvet verdiğinden söz ediliyor. Bu itham ve iddialarla ilgili konu bakanlığımızca da soruşturulmaktadır. Bir diğer konu ise bakanlığımızda bazı yöneticilerin görevlerinden ayrılması ve görev değişiklikleridir. Bunları aslı olmayan iddialarla ilişkilendirmeyi doğru bulmuyorum. Bunlar Bakanlığın rutin işleyişi içinde doğaldır. Bazı görev değişimlerinin bir araya gelmesinin özel bir anlamı yoktur."

Bilim Kurulunun günlük koronavirüs tablosunda bazı veri açıklamaları için başlık ve adlandırma değişikliğine gitme konusunu ele aldığını belirten Koca, bunun amacının uluslararası karşılaştırmalarda kolaylık sağlanması olduğunu vurguladı.

Koca, "Hasta tablomuzda yoğun bakımda olan ve entübe edilen hastalarımız yerine, entübe edilmiş veya henüz entübe edilmemiş de olsa kan oksijen düzeyi belli düzeyin altına düşen hastaları ağır hastalar olarak duyurmaya devam edeceğiz. Ayrıca hastalarımıza kritik eşik olan zatürre oranını da bundan böyle düzenli paylaşacağız." bilgisini verdi.

Bayramda "maske, mesafe, temizlik" kuralından ödün verilmemesi gerektiğinin altını çizen Koca, "Eski bayramlara dönebilmek için özveride bulunalım. Şahsım, bakanlığımda görevli arkadaşlarım ve sağlık çalışanlarımız adına bayramınızı kutluyorum." dedi.

"Bu dönemin halen devam ettiğini düşünelim"

Koca, bir gazetecinin, Kovid-19 salgınında 2'nci dalgaya yönelik söylem ve ifadeleri hatırlatması üzerine, dünyada 2. dalga beklentisinin olduğunun görüldüğünü ifade ederek, "Dünyanın özellikle influenzanın devreye girmesiyle bunun hem koronayla karıştırılması hem de üst üste gelmesiyle farklı, daha etkili ve yoğun bakım hastane yükü ve vefat edenlerin oranlarının artışıyla sonuçlanabilecek bir beklenti içinde olduğunu biliyoruz." dedi.

Giderek bazı ülkelerde vaka sayılarının daha da arttığının görüldüğünü ifade eden Koca, şunları kaydetti:

"Dünyanın beklediği bu 2'nci dalga ve influenza ile birlikte farklılaşabilecek olan durum. Bizim şu günlerde bu döneme daha iyi bir geçiş yapmamız gerekiyor. O nedenle de şu dönemde bu günleri çok iyi değerlendirme, olabildiğince bu salgını ve yayılımı önleme çabası gayreti içinde olmalıyız. Kontrollü sosyal hayat adını verdiğimiz ve sadece mesafe, maske ve el temizliğiyle orantılı kuralları olan ve bunları yerine getirdiğimizde sonuç alabileceğimiz bir tedbirden bahsediyoruz. O nedenle bütün vatandaşlarımızdan, 83 milyondan isteğimiz bu dönemin bittiğine inanmayalım, bu dönemin halen devam ettiğini düşünelim. Risklerin halen devam ettiğinden emin olalım.

Her gün açıklanan rakamlarda yoğun bakıma giren veya ağır hastaların her geçen gün arttığını görüyoruz. Her ne kadar bu dönemde vefat sayılarımız düşüyor ise de tedavinin etkinliği, özellikle sağlık alt yapımızın güçlülüğü, sağlık personelimizin bu noktadaki tecrübesi ve pratiğiyle vefat oranlarımızın dünyaya göre düştüğünü biliyoruz. Ama hastaneye yatan, yoğun bakıma giren, entübe olan hastalarımızda da bir artış olduğunu görüyoruz. Onun için riskin geçmediğini, kurallara mutlak uyulması gerektiğini söylemek istiyoruz."

Koca, Kurban Bayramı'nın bu anlamda son derece önemli olduğunu belirterek, "Önümüzdeki günler, bu salgını daha da artıran değil, ramazanda olduğu gibi gönüllü tedbirlerin devreye girdiği ve sonuç aldığı bir bayram olmasını diliyoruz." dedi.

Türkiye'nin şu an ikinci bir dalga içinde olduğunun söylenemeyeceğini vurgulayan Koca, şu bilgileri verdi:

"Birinci dalganın etkisinin halen devam ettiğini ve bazı illerimizde İstanbul, İzmir gibi pikini tamamladığını ama Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu'da bazı illerimizde bu pikin hatta bazı illerde yer yer yeni başladığını ve giderek arttığını görüyoruz. O illerimizde de valilerimizin başkanı olduğu hıfzıssıhha kurulları gerektiğinde radikal önlemleri alma konusunda zaten yetkili. Bu anlamda da vatandaşımızla iyi iletişimde bulunarak, bölgesel tedbirleri her zaman alabilirler ve almalıyız."
 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Kurban Bayramı'na yönelik tedbirlere ilişkin yaptığı görüşmenin sorulması üzerine Koca, dünkü görüşmede, bayram öncesi alınan tebdirler ve sonuçlarıyla bayram boyunca yapılacakları müzakere ettiklerini söyledi.

Türkiye genelinde birtakım kısıtlamaların alınmasından ziyade, yer yer bölgesel farklılıkların bulunduğunu, bazı illerde artışlar yaşandığını ve piklerin yeni başladığını değerlendirdiklerini belirten Koca, "Dolayısıyla bölgesel alınabilecek tedbirlerin farklılık göstereceğini o nedenle de valiler başkanlığındaki il hıfzıssıhha kurullarının gerektiğinde radikal birtakım tedbirleri alma noktasında da görüşmelerimiz oldu." ifadelerini kullandı.

Koca, İçişleri Bakanlığının tedbirlerle ilgili bugün veya yarın duyurular yapacağını bildirdi.

Okulların açılmasına yönelik soruyu Koca, şöyle yanıtladı:

"Okulların açılma takvimini Milli Eğitim Bakanımız açıkladılar 31 Ağustos. Okullar bu takvimde eğitime başlamış olacak. Ama bu eğitimin uzaktan, hibrit veya karma eğitim tarzında mı olacağı konusunda Bakanlık ile Bilim Kurulundaki arkadaşlarımız irtibat halinde çalışıyorlar.

İller bazında bir farklılık söz konusu ise gerektiğinde o illere özel farklı yaklaşımlar da devreye girebilir. Burada önemli olan eğitimin 31 Ağustos'ta başlayacak olması ama bu eğitimin uzaktan eğitim şeklinde mi bölgesel olarak farklı şeklinde mi bunun da önümüzdeki 1-2 hafta içerisinde açıklaması daha net yapılmış olur. Hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Bilim Kurulumuzun bu konuyla ilgili yetkili arkadaşları görüşme halindeler."

Koca, okullarda olası vakaların çıkması durumundaki tedbirlere yönelik soru üzerine, "Alınabilecek tedbirler de netleştiriliyor. Örnek vereyim bir sınıfta bir öğrencinin pozitif olduğunu düşünün, pozitif olan bir vaka tespitinde o okulda ne gibi bir tedbir alınmalı, temas ettiği çocuklarla ilgili neler yapılmalı, karantina veya izolasyon kimlere uygulanmalı ve kimlere test yapılmalı önceden ateş dahil olmak üzere birtakım tedbirler alınmalı mı ne zaman hangi safhada alınmalı bunlar detaylandırılıyor. Bununla ilgili de zaten bilgilendirme yapılmış olacak." diye konuştu.

"4-6 ay içerisinde gelişme olabilir"

Aşı çalışmalarına ilişkin soru üzerine Bakan Koca, şu bilgileri verdi:

"Zannediyorum önümüzdeki 4-5 ay veya 6 ay yani aralık belki erken olabilir ama ocak, şubat, mart gibi yılın ilk çeyreğinde aşının geliştirilmesi mümkün olabilir gibi görünüyor. Çünkü son birkaç hafta epey mesafe kat eden ülkeler oldu. İngiltere bunlara örnek gösterilebilir. Amerika da benzer şekilde, Çin de aynı şekilde. Ama 1-2 ay sonra olacak beklentisi içinde olmamalıyız. Önümüzdeki 4-6 ay içerisinde zannediyorum bu konuda bir gelişme dünyada olabilir. Ülkemizde de biliyorsunuz bu anlamda 6 çalışma devam ediyor. Daha klinik insan çalışmaları safhasına gelinmedi. Ona da zannediyorum eylül ve ekim ayında geçecek üniversitelerimiz veya merkezlerimiz olacak. Çin ve Rusya ile aşıyla ilgili ayrıca irtibat halindeyiz, bu konudaki gelişmeleri de iş birliğini de yakınen takip ediyoruz."

Koca, kan grubu üzerine yapılan çalışmalara ilişkin soruyu Bilim Kurulu Üyesi Ateş Kara'nın cevaplamasını isteyerek, "A kan grubunda risk biraz daha yüksek gibi 0 kan grubunda biraz daha düşük gibi. Bu da o kan grubu antijenleri sunumuyla virüsün hücre içerisine girişindeki ilişkiden. Ama bu risk böyle 'Ben 0 kan grubuyum bana bir şey olmaz' gibi değil. Sadece çok küçük bir fark yaratıyor o kadar. Ama onun dışında öyle çok ciddi 'Ben 0 kan grubuyum bana herhangi herhangi bir sıkıntı gelmez, ben maske takmayabilirim veya ben mesafeyi dikkat etmeyebilirim' gibi asla ve asla değil." diye konuştu.

"10 bin kişi de 26 kişi pozitif olarak aramızda dolaşıyor demektir"

153 bin kişi üzerinde yapılan bağışıklık haritası çalışmasına ilişkin Koca, "Bizim özellikle çok geniş yaptığımız, TUİK ile birlikte, saha araştırması bitti. Bu araştırmada, çalışmada pozitiflik oranı yüzde 0,26 yani 10 binde 26, 10 bin kişi de 26 kişi pozitif olarak aramızda dolaşıyor demektir, belirtisi olmuş olsa zaten o durumda müracaatı yapmış olur. Bu dediğimiz belirtisi olmayan, aramızda belirtisi olmayan 10 binde 26 kişinin dolaştığını dolayısıyla mesafe ve maskenin ne kadar önemli olduğunu göstermek açısından da çok önemli. Bazı illerimizde bu durum farklılık gösterebiliyor." bilgisini paylaştı.

"Bağışık oranımız son derece düşük"

Koca, bağışıklığın ise yüzde 0,8 olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Yani binde 8, 10 binde 80 şeklinde. Bunun da çok yüksek olmadığını görüyoruz. Yani toplumda yüksek oranlı bu hastalığı geçirmediğini gösteren bir durum. Bağışık oranımız son derece düşük. Yani ortalama bir toplumun bağışık olabilirliği yüzde 60-65 oranı ile mümkün olduğu bilinir. Dolayısıyla yüzde 60-65 oranın da bu salgının bu şiddetiyle 0,8 isek gerisini siz düşünün. Yani normal geçirme ile toplum bağışıklığı ile bunun oluşamayacağını görmüş oluyoruz. Aşı çıkmadan bunu elde etmenin kolay olmayacağı görülmüş oluyor. O nedenle de toplumda şurası çok önemli 10 bin kişi de 26 kişinin belirti göstermeden aramızda dolaştığını bilelim. Maske, mesafe ve el hijyenine ne kadar önem vermemiz gerektiğini de gösteren önemli bir tablo."

 

Bakan Koca'nın açıklamalarından satır başları şöyle;

Sonuç verecek kısıtları koyacak olan sizlersiniz. Kurban Bayramı'nda işi öyle ciddiye alalım ki bayram sonrasında gözümüz vaka tablosunda olmasın. Artık tecrübelerle biliyoruz ki tedbir sonuçtur. Gerilersek toparlaması büyük çaba, dikkat istiyor. 11 Haziran'da olduğu gibi 1000'in altına vaka sayısını çekmek 33 günümüzü almıştır. Salgınla mücadele toplu katılımla gerçekleşir. DSÖ'nün bu son günlerde uyardığı üzere, Eylül'de ikinci dalga başlangıcı ekonomiler açısından büyük risktir. Yatan hasta sayımızın artması, şuan hizmet verilebilen diğer hastalarımız için arzu edilmeyen sonuçtur. Salgına karşı daha kararlı olmalıyız. Mücadele bir süreçtir.

Hıfzıssıhha kurullarının illerde aldığı radikal kararları destekliyoruz.

Son günlerde medya ve sosyal medyada ilginç birkaç konu var. Test kitlerimizin doğru sonuç verme oranının %40 olduğu ileri sürülüyor. Bu oran, gerçeğin yarısını bile ifade etmekten çok uzaktır. Test kitlerinin doğru sonuç verme oranı yüzde 90'ın üstündedir.

65 yaş üstü kurban kesim alanına gitmemeli.

(Türkiye'de ikinci koronavirüs dalgası yaşanır mı?)

İkinci dalga beklentisinin dünya genelinde olduğunu biliyoruz. Bazı ülkelerde vaka sayıları giderek artıyor. Biz bu dönemi çok temkinli geçirmeliyiz. Risk henüz geçmedi. Bazı illerimizde salgın zirveyi görmedi. Kurallara mutlak uyum gerekiyor. Bayramda gönüllü şekilde tüm tedbirlere uyulmalı.

Şu dönemde 1. dalganın etkisinin hâlâ devam ettiğini, bazı illerimizde, İstanbul-İzmir gibi, pikini tamamladığını, Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu gibi illkerimizde yer yer yeni başladığını, giderek arttığını görüyoruz. O nedenle o illerimizde de Valilerimizin başkanlığında  olan il hıfzıssıhha kurullarımız, gerektiğinde radikal önlemler alma konusunda zaten yetkili. 

(Okulların açılması)

Okulların açılma takvimini açıkladı Milli Eğitim Bakanımız 31 Ağustos. İller bazın bir farklılık söz konusu ise salgınla ilgili o illere özel farklı yaklaşımlar devreye girebilir. Okullar 31 Ağustos'ta açılacak. Ancak eğitimin nasıl yapılacağı önümüzdeki 1-2 hafta içinde belirlenecek. Okullarda pozitif vaka çıktığında hangi önlemler alınacağıyla ilgili çalışmalar yapılıyor.

(Aşı çalışmaları)

Zannediyorum önümüzdeki 4-5-6 ay, Ocak, Şubat, Mart gibi, yılın ilk çeyreğinde, aşının geliştirilmesi mümkün olabilir gibi görünüyor. Son birkaç hafta epey mesafe kateden ülkeler oldu. İngiltere bunlara örnek gösterilebilir, ABD de Çin de... 1-2 ay sonra olacak beklentisi içinde olmamalıyız. Önümüzdeki 4-6 ay içinde bir gelişme olabilir. Ülkemizde de 6 çalışma devam ediyor. Daha klinik, insan çalışmaları safhasına gelinmedi. O da Eylül-Ekim gibi bazı üniversite ve merkezlerimiz olacak. Çin ve Rusya ile de aşı konusunda ayrıca irtibat halindeyiz.

(10 bin kişiden 26 kişi pozitif)

TÜİK ile birlikte yaptığımız saha araştırması bitti. Pozitiflik oranının yüzde 0.26, yani on bin kişide 26 kişi pozitif olarak aramızda dolaşıyor demektir. Belirtisi olmuş olsa müraacatı yapmış olurdu. Bunlar belirtisi olmayan kişiler. Mesafe ve maskenin ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Bağışıklık ise %0.8, on binde 80 yani. Toplumda yüksek oranlı bu hastalığı geçirmediğini gösteren bir orandır.

(Ayasofya Camii'nin açılışı)

Ayasofya 86 yıllık hayalimizdi. Egemenliğin önemli bir işaretiydi. Her Türk vatandaşının beklentisiydi. Bu sevinci herkes yaşadı. Bu sevinci yaşadığımız ortamda disiplinize ederek yaşamalıydık. Yer yer uyanlar oldu, uymayan görüntüleri de görmüş olduk. Bizim pandemi tedbir ve kurallarını ihlal etmeden, maske mesafe kuralını devrede tutmamız, asla ihmal etmememiz gerektiği kanaatindeyim.

(Ankara'da yoğun bakımda doluluk)

Ankara'da yoğun bakımda doluluk oranımız %67. Standart yataklarımızın doluluk oranı ise %49. Solunum cihazlarının doluluk oranı ise %25. Şehir hastanelerindeki doluluk oranları ise, yoğun bakımlar %69, standart yataklar %32, solunum cihazları ise %16. Bu rakamlardan da, şehir hastaneleri dahil olmak üzere, bir sorun olmadığını ama her gün açıklanan rakamlarla giderek yoğun bakımdaki hasta sayılarımızın arttığını zaten söylüyoruz.

(65 yaş üstü vatandaşların sabah 10.00-20.00 kısıtlaması)

Pandemi sürecinde kurallara uyma noktasında en çok hassasiyet gösterenler büyüklerimiz oldu. Kendilerine minnettarız. Onları ihmal etmedik. Bu dönemde büyüklerimizi bu salgından korumak için hassasiyet gösterme gayreti içinde olduk. Empati yaptığımızdan emin olsunlar. Bayram sonrası dönemde, erken dönemde bu kısıtlamaları kaldırmak noktasında Bilim Kurulu'nun bir önerisi var. Bayram sonrasında duyuruyu yapmış olacağız. Bayram döneminde biraz daha sabredelim.

(İran, Afganistan ve Kazakistan'dan sonra başka ülkelere uçui yasağı olur mu?)

Ülkelerle ilgili yer yer testler yapıyoruz. Benzer durumlar söz konusu olabilir.

Bakanlık olarak 9,8 liranın üzerinde herhangi bir yerli kit alımımız olmamıştır. Küresel firmaların Türkiye uzantıları üzerinden neler yapılmak istendiğini, kit piyasasının arkasında dev ama cüce yapılar olduğunu biliyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim