• BIST 93.297
  • Altın 210,049
  • Dolar 5,3165
  • Euro 6,0196
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 2 °C

Atlara binme ölmezsin , binersen onlar ölür!

Zuhal Şengül

Hayatım boyunca atlara aşık bir çocuk oldum.Biri bana büyüyünce ne olacaksın diye sorduğunda hep jokey olucam ben derdim. Bir gün annem ,babam ve ben sirke gittik.Tabi o zamanlar çocuk aklı sirklerin hayvanların köleleştiridiği,dövüldüğü, bırakılıp daha aklınıza gelmeyecek türlü işkencelere maruz kaldığı birer hapishane olduğunu bilmiyordum.İçeri girdik oturduk.Çok heyecanlıydım,bir ara en önde oturamadık diye ağlamıştım ama şov başladığında diğer çocuklar gibi kendimi bu renkli ama yalan dünyanın büyüsüne kaptırmıştım.Sahi hayvanlar tüm bu hareketleri nasıl yapıyorlardı ? Şov bittikten sonra diğer çocuklarla birlikte atların tutulduğu o küçük yere gittik.Büyük atlar haricinde hayatımda ilk kez gördüğüm ve görünce tay zannettiğim pony (midilli) adı verilen küçük atlarda vardı ki ben onlara aşık olmuştum.Şov bitmeden hemen önce sahneye çıkıp dans etmişlerdi,sonra en ön sıraya iyice yaklaşıp selam verdiklerinde ön sıraya fırlayıp hani o beyaz üzerine kahverengi benekli olanın yelesine dokunmuştum. Hatırlıyorum hiç kimse bakmadığında elimi kokyayıp öpmüştüm. Atların tutulduğu o küçük yerde isteyen çocukları sırayla ponylere bindiriyorlardı.Sıra bana geldiğinde çok heyecanlıydım,tam öne doğru bir hamle yaptım atın bakıcısı babama ''Beyim sadece küçük çocukları bindiriyoruz '' dedi.Babamda benim için ''Çocuk küçük biraz uzun sadece '' dedi.Yaşıtlarıma göre çok uzundum ve hep sınıfta arka sıralara oturtulurdum.Hiçbir yıl sonu partisinde boyuma göre dansdecek birini bulamaz sinir buhranları geçirerek eve dönerdim (Bunun ne kadar işime yarayacak bir durum olduğunu büyüyünce anlayacaktım) Sonunda o güzel beyaz ponye binme sırası bana gelmişti,dikkatli bir şekilde bacağımı diğer yanına atıp oturdum.Oturduğumda ayaklarım bariz bir şekilde yere değiyordu ve zavallı hayvan hareket edemiyordu.Hemen geri indim.arkamı dönüp sessizce ağlamaya başladım.O günlerde fazla iri bir çocuk olduğum gerçeği çokça çarpılırdı suratıma ve ağlamaya alışıktım.Tam o sırada annem elinden tuttu ve ''Atlara binilmez atların beli ağrır '' dedi. Atlara binilmezdi,atlar bizim dostlarımızdı.Onların yorulmalarını istemezdik çünkü bizimle onlar arasında bir fark yoktu.Sirkler işkence dolu ve sonu mutlaka acı ölümlerle biten hayvan cehennemleriydi.Sirklerde hayvanların bizi eğlendiren,güldüren o hareketleri dövülerek,aç bırakılarak ve başka akıl almaz zulümlere maruz kalarak  yaptıklarını daha sonra anlayacaktım.

                 Sirkler,hayvanat bahçeleri,yunus parkları,at ve köpek dövüşleri gibi hayvan sömürüsünün en açık şekillerinden biri olan faytonculuk atların kanı ile yıkanan bir ulaşım ya da eğlence şekliydi.İstanbul'da sadece Adalar 'da her yıl 500 atın çeşitli nedenlerden dolayı öldükleri saptanmıştır.Sakatlanan ,hastalanan ve iş gücünü kaybeden atların mezbahalara yollandığı ise bilinen bir gerçektir.Ortalama 25 yıl ömrü  olan atlar bakımları sahiplerine pahalı geldiğinden dolayı kışın başı boş ve aç bir şekilde ormana bırakılıp  ölüyorlar.FAYTONA BİNME ATLAR ÖLÜYOR platformu üyeleri yaptıkları eylemlerle birlikte sıkça bu konuya dikkat çekmeye çalışmış fakat insanlar fayton kullanmaya devam ettiğinden dolayı yaşanan kayıplar devam etmiştir.İşin şaka tadında olan yanı ise sadece atlar ölmesin diyen bu duyarlı insanlar faytoncuların ekmek parası ile oynamakla suçlanmıştır.Eğer senin ekmek paran için birileri ölüyorsa bence durup bir düşünmelisin.Günümüzde motorlu taşımalar ve bisiklet gibi bir seçeneğimiz varken illede nostalji ve fayton diye tutturmak hayvan istismarına ortak olmak demektir.Eğer faytona biniyosanız sizinde elinizde o masum canların kanı var bunu inkar edemezsiniz.
           
     Daha geçen günlerde Büyükada 'da can veren bir atın videosunu izledim. Sahibi tarafından doğum yaptıktan 2 gün sonra faytona koşulduğu için bağırsakları ters dönüp düğümlenmiş.Zavallı hayvan 2 gün boyunca can çekişmiş.Ne bir veteriner ne de sahibi bulunamamış.Hayvan yattığı yerde kıvranmaktan yüzünün yan tarafı tamamen parçalanmıştı. İşin en utanç veren tarafı neydi biliyor musunuz o avallı hayvan  öldükten sonra bile başında duran yavrusu annesinden süt emmeye çalışıyordu...
 
 
                                                                                                                  facebook/veganoloji    Vegan Peri
Bu yazı toplam 942 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim