• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 26 °C

Akil adamları belirleyen muteber derin güçler!..

Reha Muhtar

33 yıldır gazetecilik yapıyorum bu ülkede...

Bu mesleğin stajyer muhabirlikten, genel yayın yönetmenliğine, köşe yazarlığından, spor yorumculuğuna, haber programcılığından, yurt dışı muhabirliğine kadar aklınıza gelebilecek her kademesinde, her yerinde ve her safhasında çalıştım...

Bir tek yer hariç...

Mesleğe çöreklenmiş `karar verici kontenjanları belirleyen derin yapıların hiçbirinde çalışmadım, o yapılara yakın durmadım, onlarla ahpap-çavuş ilişkilerine girmedim...
 

***

Hiçbir zaman adım, derin kontenjanlardan çıkan jürilerde, medyayı yöneten güçlerin dip ittifaklarının gizli güçlerinin egemen olduğu yönetim kastları içinde yer almadı...

Medyanın güya itibarlı` sayılan yüzleri, derin güçler tarafından, gizli kapaklı ilişkilerde saptanır ve ortaya atılırdı...

Geçenlerde birkaç meslektaş oturmuş konuşuyorduk...

Bu konuları derinlemesine araştıran bir gazeteci arkadaş şöyle söyledi:

- `Abi geçmişi araştırırken, sizin durumunuzu da araştırdım... Sizin Genel Yayın Müdürü olmanız bile ratinglerinizden kaynaklanan tesadüfi bir durum... Siz bu görevleri belirleyen ittifakların içinde hiç olmamışsınız... Onun için o görevi yapmış olmanız bir tesadüf...

- `Evet dedim, `Zaten ratinglere karşın ancak yedi yıl devam etti... Sonra arızayı giderdiler...
 

***

Bu olay, barış sürecinde iki gün içinde `Akil adamlar konusu ortaya atılınca aklıma geldi...

Türkiye`de ilginç ve derin bir yapı var...

Her şeyi kontrol etmeye çalışıyor bu yapı...

Bütün gündemi...

Gündemi belirleyecek olan bütün isimleri...

Misal `Akil adamlar mı belirlenecek, derin çevre, herkesten önce harekete geçiyor ve ön alıyor...

Bir anda basın yayın kuruluşları, etkilediği çevreler onların halkaları üzerinden, kendi istediği isimlerden oluşan bir `isim listesini ortaya atıyor...

Bir dönemin muhasebesi mi yapılacak...

Derin çevre, yine ön alıyor...

Kendi kontrolündeki isimlerle, o dönemin muhasebesini de `kendi istediği ve kontrol ettiği şekilde yaptırarak inisiyatifi ele geçiriyor...

***

Bu şekilde Türkiye`nin bütün `in ve `outlarını bu çevre belirliyor...

Habertürk`ü kuran rahmetli kardeşim Ufuk Güldemir çok iyi bildiği bu çevrenin etkisini kırabilmek için Habertürk televizyonunda haftalık `in ve `outlar köşesinin yapılmasını istemişti...

Böylece derin çevrenin dışında bir gündem oluşturmaya çabalamıştı...

Ben de Show Haber`de derin yapıların çok dışında gerçek Türkiye`nin gündemini aktarmaya gayret ediyordum...

Derin yapıların özelliği, `açık ve görünen şeyleri sonsuz maharetleriyle yok edebilme becerileridir...

Ufuk çok genç yaşta Allah`ın rahmetine kavuştu...

Ben Show Haber`i bıraktım gittim...

Şimdi barış süreci gündeme gelince ilk ortaya atılan `Akil Adam listelerine bir bakayım dedim...

Anladım ki derin yapı aynen devam ediyor ülkede...

İlk ortaya çıkan listeler yine `muteber derin güçlerin eseri...

YAŞANANLAR ASLA GÖRÜNDÜKLERİ KADAR KÖTÜ DEĞİLDİR!..

`Zorluklarımızın bizi daha felsefi düşünmeye itme eğilimi vardır...

Mücadele etmemiz gereken zamanlarda kendimize yaşam hakkında daha büyük sorular sorarız...

Öreğin acı çekme denilen şeyin neden var olduğu...

Neden en iyi planlarımızın planlandığı gibi gitmediği...

Ya da şansın mı bütün bunlarda etkin olduğu gibi...
 
***
 
Yaşananlar asla göründüğü kadar kötü değildir...

Hüzne neden olan durumlar, bizi güçle, bilgelikle ve gerçek kimliklerimizle tanıştırırlar...

Robin Sharma...
 
`EN ÖNEMLİ İNSANLAR BU ERKEKLER DEĞİL, ONLARIN EŞLERİDİR...

- `Paris`te en önemli insanlar bu erkekler değil, onların eşleridir...

Paris`in güçlü ve güzel kadınlarının en başta gelenlerinden birisi, başkente istikbal` aramaya gelen yakışıklı George Duroy`a böyle söylüyor...

Fransız başkentinin bugün olduğu gibi iflasın eşiğinde bir yer değil, fırsatların şehri olduğu 1860`larda geçiyor Guy de Maupassant`ın sinemaya uyarlanan öyküsü...

George Duroy genç ve yakışıklı bir Fransız askerdir......

Afrika çöllerinde savaşmış, savaş bittiğinde, köydeki ailesinin yanına gitmek yerine, Paris`te şansını denemeye karar verir...

Paraya aç, hırslı ve ihtiraslıdır Duroy...

Amacı uğruna her şeyi kullanmaya hazır olduğu gibi...
 
***

Tesadüfen rastladığı askerlik arkadaşı sayesinde, Paris`in en güçlü çevrelerine girer...

Çok güçlü adamlar vardır o çevrelerde...

Hükümet düşürürler, hükümet kurarlar...

Bu operasyonlarla o günlerde bile milyonlarca doları servetlerine katarlar...

O dünyanın erkeklerini etkileyip zengin olmak isteyen George Duroy`a kadın arkadaşı söyler bu muhteşem sözü:

- `Paris`te en önemli insanlar bu erkekler değil, onların eşleridir...

George Duroy`a erkekleri etkilemenin yolunun kadınları etkilemekten geçtiğini anlatan bu sihirli sözü söyleyen kadın, bir süre sonra Duroyun karısı olacaktır...
 
***

Küçükken babam bana kızdığında, kaşlarını çatıp `hayatıma yeni kuralları dikte ettirdiğinde kızan ve sinirlenenin babam olduğunu zannederdim...

Oysa o kızgınlığın esas şifresinin annem tarafından olaydan her zaman kısa bir süre önce söyelenen `Baban kızacak şimdi... cümlesinde gizli olduğunu bilemezdim elbette...

Erkeklerin bilinçaltını, dürtülerini, davranış motiflerini ve tezahürlerini gerçekte yöneten kişilerin en yakınlarındaki `kadınlar olduğunu anlayabilmem için, bütün bir çocukluğun, gençliğin hatta olgunluk döneminin bir bölümünün geçmesi gerekti...
 
***
 
Bel Ami (Aşkım Benim), Alacakaranlık Kuşağı serisinin yakışıklı aktörü Robert Pattinson`un oynadığı `kadın erkek ilişkilerini, güç oyunları ve entrikaları anlatan bir film...

2012 yılı yapımı film Digitürk sinema kanallarında bugünlerde gösteriliyor...

Kadın erkek ilişkilerine getirdiği yorumlar çok ustaca...

Aslında filmin başlıktaki söz kadar önemli başka bir repliği var...

Güç sahibi adamların eşleriyle ilişkilere girip, bu ilişkilerden kendisine para, mevki ve iktidar sağlamaya çalışan George Duroy`un bir sözü var filmin kırılma anlarının birinde:

- `Bu sevişmelerden ben keyif aldığımı, yararlandığımı ve terimi üzerlerinde bırakarak gönderdiğim kadınların arkasından güldüğümü zannediyordum... Oysa kullanılan ve hayatı berbat olan bizzat benmişim...

`Kadınlarla sevişmeleri hayatın tek hedonist amacı gören bu coğrafyanın erkeklerinin, `Bir Fransız jigolosunun Guy de Maupassant`ın kaleminden aktarılan bu muhteşem itirafını fazla kaale almaları beklenemez...

Fakat kadınlar Guy de Maupassant`ın ne dediğini anlamışlardır!..

Benim ne demeye çalıştığımı da...
Bu yazı toplam 601 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim