• BIST 90.263
  • Altın 228,068
  • Dolar 5,9638
  • Euro 6,7561
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 30 °C

Ağlayan Bebek'te tenha ve ıssız sahil...

Reha Muhtar
Birkaç aydır gittikçe artmakta olan bir heyecan, önlenemeyen bir coşku, bir türlü yerinde duramama, bir kıpırdanma, hafif taşkın bir ruh hali seziyordum yaşadığım semtlerde...
 
Hiç kuşku yok, seçimin tazeleyen havası, kazanma umudu, AKP`yi sandığa gömeceğiz` duygusu, kulaktan kulağa oyunu gibi birbirinden tetiklenen bu sefer bitti bu iş` psikozu, önlenemez bir coşkuyla caddelere taşıyordu...
 
Bebek`ten bahsediyorum...
 
Etiler`den...
 
Ulus`tan...
 
CHP`nin yüzde 77.8`lerde oy aldığı Beşiktaş ilçesinden...
 
***
 
Belli ki çocukluk ve gençliğimin 20 yılının geçtiği, Ankara Çankaya`da da hava bundan farklı değildi...
 
Bir doluluk, bir coşku, bir taşkınlık, bir bayram vardı adı konmamış olan...
 
Pazartesi günü, boş yollardan geçiyordum...
 
-`Bir gece önce seçim vardı... Üstelik saatler bir saat ileri alındı... Sahil şeridindeki boşluk ondan... Kimselerin olmaması, yorgunluktan... dedim usulca...
 
***
 
Dün bir kez daha kolaçan ettim...
 
Bebek, Rumeli Hisarı, Kuruçeşme, Arnavutköy sahillerini...
 
Cafe`leri, restoranları, parkları, bistroları, sahildeki yürüme parkurunu...
 
Tek tük insanlar gelip geçmekteydi...
 
Cafe`ler boştu...
 
Bir tenhalık bir ıssızlık çökmüştü sahilin üzerine...
 
***
 
Seçim sonuçlarının gelmesi, AKP oylarının yüzde 45`i bulmasıyla, bir demoralizasyon, bir hayal kırıklığı, bir yenilgi türbülansı yerleşmişti `sahil ahalisinin üzerine...
 
Belki bir süre sonra durum değişecek, hayat normale dönecek, sahil renklenecek, insanlar tenhalıktan kurtulacaktı...
 
Cafe`ler yeni baştan dolacak, bistrolardan şen şakrak kahkahalar yükselecek, sahil şeridinde yürüyüşler sıklaşacaktı...
 
***
 
Ne ki dün bir burukluk vardı sahil şeridinin üzerinde...
 
Sonuçların çok ötelerinde `beklentilere girmişler, olmayınca hayal kırıklığı derin sarsıntılarla yoklamıştı ruhlarını ve bedenlerini...
 
Günler öncesinden; seçim olmadan seçim olmuş da bitmiş gibi bir halleri olmuştu...
 
Oylar atılmadan, oylar atılmış, sayım yapılmış `galip belli olmuş gibi bir halet-i ruhiyeleri vardı...
 
Onlar kendi ilçelerinde Beşiktaş`ta, yüzde 77`yle kazandırdılar CHP adayı Murat Hazinedar`ı...
 
Ne ki Türkiye genelinde, mağlup olmuşlardı...
 
Aslında seçimlerden mağlup çıkmaz...
 
Demokrasi kazanır her halükarda, seçmen kazanır, hayat kazanır, vatan kazanır...
 
Ve fakat, dün Beşiktaş`ta, Sarıyer`de, çocukluğumun Çankaya`sında hayat `derin bir mağlubiyetin hüzünlü melankolisini yaşıyordu...
 
***
 
Hani bazen derbi maçların sonunda şampiyon belirlenir...
 
Takımlardan biri kazanır...
 
Bütün Türkiye o takımın taraftarlarının bayram yerini andırır...
 
Arabalar, kornalar, karnavallar gırladır...
 
Bir tek semt, bir tek istisna; karnavaldan ve şamatadan muaftır...
 
O takımın kendi semti...
 
Hayat orada derin bir hüzün içinde, hiçbir şey olmamışcasına sakin ve buruk akar...
 
Mahalleli farkettirmez yabancılara içindeki hüznü...
 
Bir şey olmamış gibi davranmaya uğraşır...
 
***
 
Şampiyonluğu kaybettiği sezonlarda, Kadıköy`de, Florya`da veya Beşiktaş`ın Çarşı`sında buram buram bu hava eser...
 
Onu bir tek o semtin sakini bilir, hisseder...
 
Sessiz ve ağlamaklıdır insanlar...
 
Ağladıklarını göstermez, hiçbir şey olmamış gibi renk vermezler etrafa...
 
İçlerinden ağlamaktadırlar...
 
Ağlamaları duyulmaktadır...
 
***
 
Dün `Sahilde Sezen söylüyordu...
 
Kimsecikler yoktu...
 
Ama herkes onu dinliyordu:...
 
***
 
`Uzanıp Kanlıca`nın orta yerinde bir taşa...
 
Gözümün yaşını yüzdürdüm Hisar`a doğru...
 
Yapacak bir şey yok, gitmek istedi gitti...
 
Hem anlıyorum, hem acı; tek taraflı bitti...
 
***
 
Bir lodos lazım şimdi bana, bi kürek bi kayık
 
Zulada birkaç şişe Yakut yer gök kırmızı...
 
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp...
 
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı...
 
***
 
Ah İstanbul; İstanbul olalı
 
Hiç görmedi böyle keder
 
Geberiyorum aşkımdan
 
Kalmadı bende gururdan eser...
 
***
 
Semt ağlasa da şehir yaşamaktadır...
 
Kesindir ki semt de bir süre sonra yaşamaya başlayacaktır...
 
Cafe`ler dolacak, restoranlar şıklaşacak, bistrolardan şen şakrak kahkahalar taşacaktır...
 
Cadde şakıyacaktır...
 
Şehir ve ülke demokrasiyi yaşayacaktır...
 
*****
 
ENTEL` HAVASI...
 
Seçimler bitti...
 
İki gündür, `tuttukları partiye bir türlü oy patlattırmayan, yazar, çizer takımının ne yapacağını bilmez halde ağlama duvarını andıran serzenişlerini izliyorum...
 
Üzülüyorum bu duruma...
 
Biri;
 
-Bu ülkenin esas gücü din`... Dindar olduğunu söyleyenle, dindar olduğuna vurgu yapmayan seçimlerde yarışamaz diyor... -Yenilgi ondan...
 
Diğeri;
 
-Kadın ve gençlik kolları olmazsa, parti seçim kazanamaz diye buyuruyor...
 
***
 
 
Sanmayın bunlara kızıyorum...
 
Bunlar en azından içinde bir fikir barındıran tezler, argümanlar...
 
Her zaman olduğu gibi, içinde bir milim fikir kırıntısı bulunmayan tezler muhalefetteki CHP`ye her daim pompalanmaya devam ediyor...
 
Mucize öneri şu;
 
-Partinin örgütlenmesini değiştirmesi lazım...
 
1977 yılından beri CHP`nin içindeyim...
 
40 senedir bu parti örgütlenme tartışması yapıyor, her seferinde değişik bir örgütlenme modeli benimsiyor...
 
Ama aynı zevat, bildikleri tek tekerlemeden bıkmıyor...
 
-Örgütlenme modelinin değişmesi lazım...
 
***
 
Neyse...
 
Anlatmak istediğim konu bu değil...
 
SHOW Haber`i yapar ve ratingleri altüst ederken de, bu ratinglerin niye böyle olduğunu bir türlü anlamazlar, çamur atarlardı.
 
-Magazin yapıyor... Ondan böyle...
 
Bir aklı evvel de merak edip sormazdı:
 
-Arkadaş, magazin yapıyor diye haber bülteni rating alıyor diyorsunuz... Magazin yapan rating alıyorsa, magazin programlarının kendisi niye bu bültenin yarısı kadar rating almıyor?..
 
Magazin programları rating yapmıyordu...
 
Ama bunlara göre magazin yaptığı için haber bülteni rating alıyordu...
 
***
 
Yıllar yılı kendilerini böyle kandırdılar...
 
Sonra da yapabildikleri tek iyi şeyi yapıp, haber bültenini bitirdiler...
 
Ne yaparak?..
 
Operasyon!..
 
Akıllılar akıllı olmasına...
 
Kurnazlar kurnaz olmasına...
 
Ayak oyunları, demagojik lafazanlıklarında üzerlerine adam tanımam...
 
Ve fakat;
 
Bir şeyden mahrumlar ve yerine bir şey ikame edemiyorlar...
 
Gönül gözleri açık değil arkadaşların...
 
Duyu organları beş organdan ibaret...
 
O da sınırlı kapasitede çalışıyor...
 
Milyonlarla gönül köprüsü kuramıyor, empati yapamıyorlar...
 
***
 
Eskiden de böyleydiler...
 
Şimdi de böyleler...
 
Güçlerine yettiklerine operasyon yapıyorlar...
 
Şimdi güçleri yetmediğinden, ağlamakla yetinmekteler...
 
Üzgünüm Leyla...
Bu yazı toplam 804 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim