• BIST 88.735
  • Altın 229,592
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

35 yıl önce sosyal demokrat hareketin içinde tanıdığım Etyen Mahçupyan..

Reha Muhtar

Bir şeyin içinde yaşarken; Yaşadığınız şeyin ne olduğunu anlasanız da...

Tarihsel perspektifin ortasındaki çıplak gerçeğini;

Duygulardan...

Önyargılardan...

Sevgilerden...

Nefretlerden uzak objektif bir tarihçi vizyonuyla değerlendiremezsiniz...

Türkiye uzun zamandır “radikal bir değişim, yüz yılda görülecek ve tarih kitaplarında geniş yer bulacak türden bir başkalaşım, toptan ve bünyevi bir dönüşüm geçiriyor...”

***

Bu değişimin boyutlarının geçmiş yılların çok ötesinde bir “dönüşüme“ geçme emareleri gösterdiğini uzunca bir süredir fark ediyor;

Ancak;

Toplumsal bir alaboranın ortasında bunu seslendirmenin, fazla bir katkısının olmayacağını;

Yandaş...

Muhalif...

Cemaatçi...

Laik...

Muhafazakar...

Kemalist...

Cumhuriyetçi...

Osmanlıcı...

Kandil...

İmralı...

Saray...

Çankaya...

Kavramlarının arasında sıkışıp kalacağını hissediyordum...

***

Yaşarken tanık olduğum tarihsel dönüşüme; teorik olarak katkıda bulunamamanın vermiş olduğu eksikliğin huzursuzluğunda;

Kelimelerin ve analizlerin günün fırtınasında duyulmayacağının bilincinde, “endişeli bir sessizliğin“ ortasında bekliyordum...

***

Dün üniversite ikinci sınıfta; okul dışında; “sosyal demokrat gençlik“ platformunda tanıdığım öğretim üyesi bir “akademisyen“in sözlerini okuyunca, “Türkiye’deki dönüşüm hakkında bilgi veren sözleri aktarmam“ gerektiğini anladım...

1979 yılının; bugünkü gibi son günlerinde tanımıştım o akademisyeni...

35 yıl önce...

Henüz gazeteciliğe başlamamıştım;

Çok kısa bir süre sonra başlayacaktım...

Cumartesi öğleden sonraları, “Siyasal’daki sosyal demokrat gençlik olarak“, o akademisyen ve arkadaşlarıyla eğitim çalışması yapardık...

***

O günlerde 12 Eylül henüz olmamıştı...

Daha sonra meydana gelecek hiçbir siyasi değişimi bilmiyorduk bilemezdik...

Sosyal demokrat hareketin Marksizm’le arasına kesin sınırlar çizmesi gerektiğini söyleyen bir akademisyendi Etyen Mahçupyan o sırada...

O günlerde çıkan Toplumcu Düşün dergisinin de yayın kurulu üyesi ve en önemli teorisyeniydi...

***

O gün “sosyal demokrat bir akademisyen“ olarak teorik düzeyi güçlü bir entelektüel olarak tanıdığım Etyen Mahçupyan’ın 35 yıl sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başdanışmanı olacağını elbette tahmin edemezdim...

Hayat değişiyor...

Herkes başka yerlerde konumlanıyor... Bunun sorgulamasını, eleştirisini, yergisini veya beğenisini yapacak değilim...

***

Ancak 35 yıl önce entelektüel düzeyi yüksek bir akademisyen olarak tanadığım Etyen Mahçupyan’ın; dün Başbakan Başdanışmanı sıfatını taşırken, yazar olarak yaptığı analizi okuyunca ve tarihe not düşmek gerektiğini hissettim...

***

Sevgi veya nefret duygularından uzakta;

Bir tarihsel gerçeğin “teyidi, kaydı ve tarihe düşülecek notu“ olarak...

*****

ETYEN MAHÇUPYAN; “KEMALİST CUMHURİYET PARANTEZİ KAPANIYOR...”

Şöyle söylüyor Etyen Mahçupyan:

“Açıkça söylemek gerekirse, Türkiye’nin yeni ruh hali yüz küsur yıl önce yaşanılan ‘biz kimiz‘ ve ‘kim olmalıyız‘ türünden kadim kimliksel sorunların kültürel düzeyde yeniden sorulmasıyla ilişkili...

Bu soruların yeniden gündeme gelmesinin esas nedeni, muhakkak ki Kemalist Cumhuriyet parantezinin kapanmakta olması...

***

Kemalist rejimin makbul vatandaş tasavvurunun anakronik kaldığı (yaşanılan dönemle uyumsuz hale geldiği), bir tarihsel evrenin içinden geçiyoruz...

***

Cumhuriyetçi laiklik iyice yıpranmış ve bizzat anti-seküler bulunmaya başlanmış durumda...

Türklük ise, yanlış ve kasıtlı bir devlet milliyetçiliği uygulaması sonucu, toplumu kuşatma niteliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda...

***

Bu ideolojik zemin üzerinde bugünün Türkiye’sini yönetmek artık mümkün değil...

 

Hayat bizleri ve tabii ki iktidarı eskiyi sonlandırmak, yeniyi üretmek ve eskiden yeniye yumuşak bir biçimde, devlet sistematiğini bütünlük içinde tutarak geçmek misyonuyla karşı karşıya bırakıyor...”

*****

BİR BEŞİKTAŞ YOK... BEŞ BEŞİKTAŞ VAR...

Bir takımın, iki forveti Demba Ba ve Mustafa Pekdemek olmayacak...

Orta sahasının iki dinamosu Veli ve Attiba da olmayacak...

Orta sahanın beyni Oğuzhan olmayacak...

***

İki stoperinden Sivok olmayacak...

Ersan sakatlanıp çıkacak...

Ve sen maçı İngiltere’nin en dişli takımlarından Tottenham’ı yenerek alacaksın...

Üç günde bir maç yaparak...

Hem ligde, hem kupada, hem Uefa Avrupa liginde...

Ligde zirvede olacaksın...

Avrupa liginde zirvede...

Kupada da Sarıyer’e dört atacaksın...

***

Bütün bunları da stadın olmadan yapacaksın...

Dünün sonunda söylenecek1 tek söz veciz bir sözdür...

Bir Beşiktaş yok...

Beş Beşiktaş var...

Hangi Beşiktaş o gün olmasa...

Ötekisi gelip maçı alıp gidiyor...

Çünkü bir Beşiktaş yok...

 

Beş Beşiktaş var sahada...

Bu yazı toplam 386 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Haber Konseyi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 262 49 23 | Haber Sistemi: CM Bilişim